reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

İçimdeki gurbetten yine içimdeki bir hasrete yolculuk(24)

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Orada akla gelenler?

O zamanlar genelde, bütün mahalle çocukları birbirimizi sever değer verirdik. O gün herhangi birimizin arasında ciddi anlamda bir kırgınlığın olduğunu hatırlamıyorum.

Hatta bir zaman sonra büyüyüp liseli yıllarımızda sağ-sol guruplaşmaların oluştuğu zamanda farklı guruplaşmalar içerisinde bulunduğumuz Arif, yine benimde içerisinde bulunduğum diğer bir gurupla münakaşası sonunda cezaevine düşmüş; birkaç gün kaldığı ceza evine, kendi evlerinden alınan yatağı yine aynı mahalleden olan bir arkadaşın ailesine ait at arabası ile, yine o arkadaşla birlikte alıp ceza evine biz götürmüştük O zaman iki üç gün kaldığı cezaevinde bizim guruptan arkadaşımıza gösterdiğimiz ilgiyi ondan esirgemeden ona da göstermemiz o günlerden önceki zamanların içtenliğinden kaynaklanıyor olsa gerekti. Arif mahallede bizim kuşağın en gözü peki genci olmasının yanında, birazda o yıllarda şanssız sayılır bir konumdaydı. Çünkü bütün mahallenin çocukları Lise yıllarında aynı gurupta bulunurken tek Arif karşı gurupta yer almıştı.

Guruplarımız o gün için ayrı oldu ancak, temelde Yeni Mahalleye mensubiyet ve çocukluk yılarımızın içtenliği hiçbir zaman aramızdaki saygıyı, sevgiyi değiştirmedi. Arifin o yıllarda o günkü ortamın getirdiği mecburiyetler itibari ile bizlerle arasında bir mesafe oluşurken, O mahallenin diğer çocukları olan bizler ise; -Lise yıllarında -o günkü ?fikri beraberlik? yüzünden daha da yakınlaşır bir duruma gelmiştik.

Okulda zaman zaman meydana gelen olaylarda bir ara çağdaşları arasından sıyrılan, -tabi birazda Kahraman!-?olarak öne çıkan? Doğan Vatandaş´a gece çarşıdan eve dönerken refakat etmek de yine mahalleli biz gençlere düşmekteydi.

Yaş itibari ile benim çağdaşlarımdan biraz daha büyük olan Doğan´ı eve götürmek bir süre haliyle bizim işimiz olmuştu. Çoğu zaman aynı mahallede oturan aynı kuşağın insanı olan o günkü gençleri olan bizler, en az 6-7 kişi birlikte olur o günün? konjonktüründe!? Bize yansıyan konular, ülke meseleleri, sağ/sol olaylarını konuşur yol boyu (Tabi şuanda yürüdüğüm bu hastane yolunda) sohbetler ederdik.

Bu yolda bizler her ne kadar gezsek te, bu yolun en alışılmış siması mahallenin bir başka Arifi olan Arif Aydındı. Arif sanki bu yolda o yıllarda bütünleşmiş gibiydi. Bizim ağabeyimiz konumunda olan Arif abide, diğer adaşı gibi gözü pek ancak haliyle ondan bir hayli farklıydı. Alabildiğine sakin, herkesle iyi geçinen; ancak mecburiyet durumunda kavga ederse de kendinden çok büyükleri dövdüğüne şahit olduğumuz biri idi.

O dönemde hiçbir siyasi gurupla ilgisi olmayan, o zamanlarda; o ortamlarda hiç bulunmayan, o mahallenin belki de tek kişisi o idi. Sağ ve Sol olaylarına hiçbir zaman karışmadı. Sakin kendi halinde yaşardı.

Yeri gelir güler, yeri gelir şakalaşır, ancak herkese karşı güven veren bir sadeliği vardı. Eski mekânları, ?bu duygulara daldığım hayalleri? içerisinde yürürken?

Gözüme takılan? Sırtını rahmetlik Muammer(Akğedik) ağabeyin(Mekânı cennet olsun) evine, dayamış olarak yolun sol tarafında Yalçın tarafından yaptırılan küçük evi ve o evin önünde çevrilen küçük bahçeyi, haliyle seyrederken?

O bahçe yerindeki-çocukluktaki-oyun merkezimizde oynadığımız gazoza, gazozdan; yakan topuna, voleybola? Tabi her zaman futbol oynayarak geçirdiğimiz günlere tekrar döneceğim.

Haftaya devam eldim inşallah?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...