HAMASETİN EKONOMİK ETKİSİ
HAMASETİN EKONOMİK ETKİSİ
‘’Ne en güçlü olan tür ayakta kalır ne de zeki olan. Değişime en çok uyum sağlayabilendir hayatta kalan.’’ Charles Darwin
‘’Başaramayacaksınız,
Milletimizi bölemeyeceksiniz,
Bayrağımızı indiremeyeceksiniz,
Vatanımızı parçalayamayacaksınız,
Devletimizi yıkamayacaksınız,
Ezanlarımızı susturamayacaksınız,
Bu ülkeye diz çöktüremeyeceksiniz,
Bu halka boyunduruk vuramayacaksınız.’’
Bunlar, kendi sözleriyle, devletimizin üniter yapısını hedef alan ekonomik terör de dahil tüm terör hareketlerine karşı Norveç doğumlu, Ak Parti Konya milletvekili Gülay Samancı’nın sözleri.
Gülay Samancı, bu sözleri TBMM çatısı altında söyleyince kendisinin de o çatı altında bulunabilmeyi borçlu olduğu; topraklarımızı işgal eden yedi düvele karşı, bu milleti bir araya getiren, bayrağımızı göndere çeken, devletimizi kuran, ezanlarımızı susturacak olanları susturan ve 100 yıl önce Erzurum Kongresinde ‘’Milli sınırlar içerisinde vatan bir bütündür parçalanamaz’’ kararını alarak bunu Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde uygulayan atalarımızı rahmetle anmadan olmazdı.
Asgari ücretin alım gücü, sayısal değer artışına rağmen hızlı biçimde düşmekte.
Türk lirası artık, Dolar, Euro şöyle dursun birçok yabancı ülke parası karşısında değer kaybetmekte.
Yaklaşık 20 yıldır ülke ekonomisini yöneten iktidar partisinin mensubu ve bugün ekonominin başındaki Hazine ve Maliye Bakanımız; ‘’Sen maaş alıyorsun. En fazla neyini kaybedersin?’’ derken kastettiği kesimin varı yoğu en fazla bir maaşı olduğunu ‘’Ama ben bütün varlığımı kaybederim bu iş düzelmezse eğer.’’ derken de desteğini istediği kesimle aralarındaki ekonomik farkı ortaya koyuyor.
Bugünkü yapının mimarları dahi düzeltilmesi gereken bir durumdan söz ederken yarın için attıkları temelin farklı olduğuna bugüne kadar en fazla bir maaş sahibi olabilmiş insanları nasıl ikna edecekler?
Dini ve milli duyguların hamasi söylemlerle, zorlayıcı ekonomik koşullar karşısında yaratacağı direncin, ekonominin iyileştirilmesine ne şekilde katkısı olacaktır bilemem; ancak ekonomik yenilgilerin siyasi zaferlere olumsuz etkisini salt hamasi söylemler yoluyla bertaraf etmenin zorluğunu yadsıyamayacağımız da ortadadır.
Ekonomi bir bilim dalıdır ve ne mutlu ki bu konuda dirsek çürütmüş dünya çapında bilim adamlarımız mevcuttur. Ekonomi politikalarımızı belirlerken bu değerlerimizin de donanımları ve birikimlerinden istifade etmekten imtina etmemeliyiz.