İçimdeki gurbetten yine içimdeki bir hasrete yolculuk(15)
12 Mart 1971 muhtırası ve 1974 Kıbrıs çıkarması; benimde içerisinde bulunduğum 09 ila en fazla 17yaş arası bir kuşağın çocukluk ve gençlik yılları içerisinde gerçekleşen en önemli olaylardandı.
1971 muhtırasını nasıl bizim eski kuşak tam olarak anlamamışsa elbette bizim kuşağında o yaşta hiç anlayıp, çözebileceği bir şey değildi.
Sonraki yıllarda bir nebze anlamış olduğumuz gibi;1971 muhtırası veya 1960 ihtilali için, ?kim ne anlatıyor ve söylüyor olursa olsun,? her ikisinde de yapılanın, milletin temsilcilerine ?gerçekte millet iradesine- karşı yapılan bir dayatmadan başka bir şey olmadığı anlaşılıyordu.
Bu durumda: Demokrasi temelli bir anlayışla hiç de kabul edilecek bir durum değildi. Ayrıca demokrasi ile idare edilen ülkelerce de kabul edilmeyecek bir tutumdu.
1974 Kıbrıs çıkarması, bizim kuşağın hayli heyecan ve endişe ile,? anlatılanları anlamaya çalıştığı??Halkımızın genelinin ise; memleketine, silahlı kuvvetlerine karşı göstermiş olduğu sevginin, saygının coştuğu zamanlardı.
Sonraki yıllarda bizim kuşaktan olan herkesin, ?o yıllara ait? mutlaka hatırlayacağı birçok hatırası bulunduğu Kıbrıs savaşı yıllarında? Halkın yapmış olduğu bir nevi,? seferberliğin sonucu olan, Köylerden toplanan hayvanların ilçemize getirilmesi, Türk silahlı kuvvetlerine, Mehmetçiğe yardım yapılması, gönüllü askere gitme arzu ve taleplerinin? Halk arasında bir hayli konuşulduğu ve ülkede birlik ve beraberliğin en zirvesinin yaşandığı dönemlerdi.
Tabi sonra bu dönemler hiçte böyle devam etmedi! Aradan 3?4 yıl geçmeden artık ülkemizde, ?kardeş kavgaları? olarak nitelendirilen bir iç savaş hali yaşanmaya çoktan başlamıştı.
Ülke içerisinde ?kurtarılmış bölge? haberleri, askere kurşun sıkmanın sıradanlaştığı zamanlar yaşanmaya başlanmıştı. O zaman herkes ülkenin bir yerlere doğru gittiğini fark ediyor, ancak bu yaşananların asıl nedeni ise, bir türlü anlaşılamıyordu. İlan edilen sıkıyönetimler o günkü dillerde ifade edilen ?anarşiyi ?bir türlü durduramıyordu.
Kıbrıs savaşı dolayısı ile birlik ve beraberliğe ülke ve devlet bütünlüğüne, memleketine, ordusuna karşı, sevgi ve muhabbetle çocukluğunun ilk 12veya15.yılları içerisinde tanışmış olan bir nesil, çok geçmeden, kardeş kavgalarının en üst perdeden yaşandığı dönemleri yaşıyor. Her geçen gün ?kardeşin, kardeşi öldürdüğü? bir nesil´e dönüşüyordu!
Günümüz ifadesi ile o gün ?düğmeye nereden basılmış ?olursa olsun ancak yaşananlar hiç kimseyi mutlu edecek bir durum ifade ediyor değildi. Pardon! Daha sonra ihtilalin olgunlaşmasını,? az mı bekledik! ?Diyenler hariç.
Sıkıyönetimlere rağmen durdurulamayan o günkü ifadesi ile ?anarşi? artık bizzat mağdurları ve televizyon haberlerinden yansıyanlar ve onları dinleyenler tarafından insanı canından bezdirir olmuştu.
Evet, artık belli idi. Ülke adım adım bir yerlere doğru gidiyordu/götürülüyordu. İşte o adımlar o gün rap rap diye ses çıkararak bir Eylül (12 Eylül) sabahı saat 04´te ülkenin ve dünyanın her yanında yankılanıyordu?
Sonuçta olan olmuş, kimine göre talep edilen yerine gelmiş, kimine göre mecbur kalınmış, kimlerine göre de bir yerlerden destekli zamanlar hasıl olmuştu.
Böylece bizim kuşak çocukluğunda anlayamadığı 1971 muhtırasından sonra gerçekleşen; gerçekleştiği zaman ise bizzat ?figüranları? olarak kullanıldığını anladığı veya hala anlayamadığı öyle veya değil ancak bedeli kendine,?çok ağır olmuş ve olacak? bir müdahalenin gerçekleşmesine neden olmuştu.
Haftaya devam edelim inşallah.