reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Gitmek deyince

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

"İnsan sıkı tutmalı yüreğini; çünkü gitmesine izin verirse, çok geçmeden aklı da gider peşinden.’’ Friedrich Nietzsche

Türkiye’de YÖK bilgilerine göre 207 üniversite var. 129 devlet, 74 vakıf üniversitesi ve 4 de vakıf meslek yüksek okulu.

Bunlardan biri 2016 yılında kurulmuş ve yükseköğretim kanunlarından ve Sayıştay denetiminden muaf özel statülü bir devlet üniversitesi olan Türk Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (TJÜ). YÖK çatısı altında değil derken tamamen özerk anlamında değil, 6’sı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, 4’ü Japonya hükümeti tarafından belirlenen ve rektörü de dahil olmak üzere 11 kişilik bir konsey tarafından yönetiliyor. Diplomaları Türkiye’de geçerli; ancak Japonya’da geçerli olması için onların, değerlendirme sonucu onayı gerekiyor. Konsey üyeleri atanmış olmasına karşın, internet sitesinde hali hazırda öğrencisi bulunduğuna dair bir ibare göremedim.

2015 yılında kurulmuş olan Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin de yükseköğretim kanunlarına tabi bir devlet üniversitesi olarak henüz öğrenci kabul ettiğine dair bir bilgi yok.

Fakat diğer üniversitelerde YÖK kaynaklarına göre 2020 – 2021 öğretim yılında ön lisans, lisans, yüksek lisans, doktora dahil olmak üzere toplam yedi buçuk milyondan fazla öğrenci öğrenim görmekte.

Üniversitelerin öğretim kalitesi değişiklik gösteriyor. Kimi, sektöründe uluslararası çalışabilecek düzeyde öğrenci yetiştirirken, kimi kendi ülkesinde bile tercih sebebi olamayabiliyor ki bazı üniversiteler bu duruma akademisyenlerinin bilim dışı açıklamaları ile mantıklı sebepler üretebiliyor.

Her branşta öğrenci yetiştirme imkanına sahibiz, herkes için aynı düzeyde olmasa da dünyada yaygın olan dillerde öğrenim görebiliyoruz ki maddi imkânı olan öğrenciler buna ilkokuldan başlıyorlar. Geri kalanı öğrencinin kendi çabasına bağlı.

Bir branşta kaliteli eğitim almış, yabancı dili iyi seviyede bir mezun için iş imkanları nispeten daha fazla. Hatta ülke sınırlarını aşabilecek seviyede.

Küresel dünyada aldığınız eğitime verdiğiniz emeğe değecek iş imkanlarına talepte bulunmanız pek de yadırganacak bir durum değildir. Karşılığında elde edeceğiniz tatmin, maddi unsurlarla sınırlı kalmamaktadır. Ek olarak mesleğinize katacağınız değerin de üzerinizde yaratacağı olumlu etki sayesinde, tüm yaşam kalitenizi, işinize, sektörünüze ve faydalananlara katkınızı en üst düzeye çekebilirsiniz.

Karşılıklı kazancın sinerjisi bugün bulundukları ülkelerden bağımsız olarak şirketler tarafından iyi bilindiğinden, bu şirketler yetkin personel arayışında dünyanın her bir bölgesinden başvurulara açıktırlar.

Bu nedenle de kendi ülkenizden bir başka ülkeye çalışmak için gitmek isterseniz gidebilmelisinizdir. Yetkinliğiniz, kabul gördüğünüz ülkelerde mesleğinizin ne kalitede icra edildiğine göre ortaya çıkacaktır.

Bu durumda mesleki olarak teorik bilgi ve tecrübenizin yanı sıra götüreceğiniz en önemli değerinizse itibarınızdır.

İtibarınız ne iş yaptığınızdan ziyade kim olduğunuzla alakalıdır. Geride bıraktıklarınızla, köklerinizle olan bağınızla, amaçlarınızla, erdemlerinizle, bulunduğunuz yerde olma nedenlerinizle alakalıdır.

Ne kadar uzaklaşsanız da aslında kendi ülkenizden ayrılamazsınız. Gittiğiniz yerde de bu bağınızı hatırlatacak birileri mutlaka karşınıza çıkacaktır. Bu nedenle sizin dışarıdaki itibarınız ülkenizin dışarıdaki itibarı ile doğru orantılıdır ve bu itibarı ülkeniz gibi siz de kendiniz tesis edebilirsiniz ancak.

‘’Sevdiklerinize uçmaları için kanatlar, geri dönebilmeleri için kökler verin. Ve de yanınızda kalmaları için nedenler.’’ Dalai Lama

Tüm bunlara bakınca giderek ya da kalarak en çok sahip çıkılması gereken şeyin ülkenizin ve yerleşik ya da gurbetçi tüm vatandaşlarının itibarı olduğunu anlamak zor değil. Gitmek, ülkenizin siyaseti, ekonomisi, savunması, dış politikası vb. ilgili sorumluluklardan uzaklaşmak anlamına gelmemektedir. Aksine, tüm bunlarla beraber, sizi dışarıya yönlendiren imkanların ülkenizde de var olabilmesi için elinizden geleni yapma sorumluluğunu da üstlenmeniz gerekmektedir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...