reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Neyi kaybettiğini hatırla

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İsmet ÖZEL birçok defa konuşmasına şöyle başlardı…

“neyi kaybettiğini hatırla” hatta böyle birde şiiri var.

Neyi kaybettiğini hatırlayamayacak kadar hafıza kaybına uğramışsan lütfen boşuna uğraşma. Önce hafızanı ara bulabilirsen sen dünyanın en mutlu adamı olacaksın. İşte ondan sonra neyi kaybettiğini hatırlamayı deneyebilirsin.

Bir dostumla sohbet ediyoruz,

- İnsanın kuralları ve kutsalları olmalı diyorum. Olmazsa olmazları. O adamı görenler bilmeli ki bu adama yapılabilecek tekliflerin sınırı ve reddedilme ihtimali vardır.

- Ama böyle adamlar toplumda dışlanan, horlanan ve uzak durulan insanlar oluyorlar.

- Olsun, toplum seni el üstünde tutacak diye her şeye evet mi demelisin.

- Öyle de demek istemedim ama, şimdilerde insanlar duygularını gizliyorlar, doğruları söylemekten kaçınıyorlar uzak duruyorlar birçok şeyden. Kaybetmekten korkuyorlar.

- Kazanmış mı oluyorlar böyle yaparak…

- Bu dünya için evet…

-Kusura bakma ama, inancı, fikri, doğrusu, olmazsa olmazı olmayan adamlardan ne dünyaya nede insanlığa fayda gelmez. Onlar çer çöp olarak kaybolup gideceklerdir.

Apartman ve mahalle muhabbetinden geldi konu buraya. Kimse kimseyi tanımıyor, birisi ölse apartmanda kimsenin haberi olmayacak. Camiye giden insanlar birbirlerini sorarlarmış filan akşam namazına gelmedi, hastamıdır acaba. Haydi akşama gelmedi yatsıya da gelmezse gidilir kapısı çalınır bir şey mi oldu diye sorulurmuş. Dertte bir dermanda bir, el elin iyiliği için çalışırmış.

Bir kadın kızıyla birlikte bir cinayet işlemiş masum bir çocuk dokuz yaşında hunharca katledilmiş. Parçalara ayrılmış ve kimselerin haberi olmamış, hatta o çocuğa daha öncede işkence ediyormuş bu iki kadın ama mahalleli hiç sesini çıkarmamış.

Bu haberi okudunuz, gördünüz, duydunuz. Kanınız da dondu belki. Hiç etrafınıza baktınız mı? Duyduğunuz ağıt sesine kapattığınız kapılar gelmedi mi gözünüzün önüne. Uzanan elleri kaç defa geri çevirdiniz. Ya sizi şahit yazarlar diye savuşup gittiğiniz kaç yaralı kaldı yol ortasında. Mahalledeki kediye çocuklar ip bağlayıp sürüklerken siz onlara merhametten bahsettiniz mi? Komuşunuzu kaç gün önce gördünüz, kapınızı kaç gün önce bir komşu çaldı. İçim daraldı daha uzatamıyacağım bu yazıyı… Evet ortada bir facia var kenarda birde siz varsınız, biz varız ama asıl facia biziz…

Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır…

Kime diyor kimbilir….

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...