reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
14

İSTİAZE-2

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İSTİAZE-2

Yazımızın birinci bölümünde istiazeden – e’uzu billahi mineş-şeytanirracim’in kısaltmasıdır- bahsederken bu eylemi iki açıdan incelemeye başlamıştık.

Birincisi: Onun (şeytan) gibi olmaktan korunma isteği

İkincisi : Onun (şeytanın) yönlendirmelerinden korunma isteği, idi.

Bu yazımızda birinci bölümle ilgili açıklamlarımıza devam edeceğiz. Allahu Teala En’am suresi 112. ayetinde ins ve cin şeytanlarından bahseder. ‘İşte böylece Biz, her peygambere insan ve cinn şeytanlarını düşman yaptık. Onlardan kimi, kimini aldatmak için cazip sözler fısıldarlar ’ Yine Nas suresinin son ayetinde vesvese verenin hem insandan hemde cinden olacağından bahseder. Kaf suresi 17. ayeti kerimesinde insanın kendi kendisine vesveseler verdiğinden bahseder: ‘Andolsun, insanı biz yarattık. Nefsinin ona ne vesveseler vermekde olduğunu da biliriz. (Çünkü) biz ona şah damarından daha yakınız’. Haşr suresi 16. ayeti kerime de ise Rabbimiz şöyle buyurur: ‘Şeytanın meseli gibi ki, vaktiyle insana «Kâfir ol!» dedi, Vaktâ tâ ki kâfir oldu. (Şeytan) Dedi ki: «Şüphe yok ben senden uzağım. Muhakkak ki ben âlemlerin Rabbinden korkarım.»O halde şeytanın dahi kendisinden uzak olmak istediği insanın psikolojik yapısı düşünülmeye değerdir. Sevgili Peygamberimizin (s.a.s) ‘ Şeytan insanın damarlarında dolaşır’ hadisi meşhurdur. Razi insanın arzu ve tutkularını temsil eden heva için eş-şeytanul asli (asli şeytan) der.¹ Mevlana ise her yaratılmışta (insanda) iblisin ‘ben’ lik hastalığından bir pay vardır der.² Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Bütün bu naslar ve sayılı alimlerin tespitleri gösteriyorki; iblislikte, şeytanlıkta sadece cinsi cinlerden olan bir varlığa has bir vasıf olmayıp bilakis onun gibi çift kutublu bir özelliğe sahip biz insanlar içinde geçerlidir. Böyle bir durumda biz insanlar için birinci tehlike iblisin karekterine bürünmektir. Çünkü onda olan potansiyel özellikler bizde de olduğu için aleyhimize olacak davranışları bizlerinde sergilemesi mümkün görünmektedir.

İstiaze deki ‘euzu’ fiili ‘Âze’ fiilinin şimdiki zamanı olup ‘Âze’ ile ilgili Ragıp el isfehaninin Müfredatında şu açıklamalar vardır. El ‘avzu’ başkasına sığınmak ve ona bağlanmak. ‘Âze fulanun bi fulan, Filan kişi filan kişiye sığındı, ona bağlandı. Kelimenin etimolojik kökeninden de anlaşılacağı gibi sığınmak bağlanmayı gerektiren bir eylemdir. Bağlanmak ise bağlanılan melce’in himayesine girip bir daha çıkmamayı elzem kılar. Şayet bağlılık devam etmezse sığınma ve korunma da devam etmez. İnsan bağlılığını devam ettirmediği sürece koruma kalkanını da kaybetmiş demektir. Bu vaziyet onu kolay hedef haline getirir. Bu bağlamda her ikiside ‘ Gul’ De ki; dendikten sonra ‘euzu’ diye devam eden Felag ve Nas surelerinin içerikleri üzerinde iyiden iyiye düşünmek gerekir. Çünkü ‘Deki’ diyerek söze başlayan Allah Subhanehu ve Teala dır. Kendisine ‘Deki’ diye emredilen ise Peygamber efendimizdir. Bu ilahi hitabın ilk muhatabı sevgili peygamberimiz olmakla birlikte genel manada bütün inananlar buradaki ‘Deki’ emrinin muhatabıdır. Allahu Tealanın ‘Deki’ demekten muradı şüphesizki ‘ol’ demektir. Yani böyle de, böyle ol, bu vasıfları taşı, bu bağlantıyı sağla, bu hal üzere ol, gerek dıştan gerekse içten gelen batıl yönlendirmelere karşı sürekli teyakkuzda ol Bilgi, öğrenmek değil, olmaktır. der. Rabia Christine Brodbeck³ Rabbimizden gelen emirler bizlerin hayatında amele, ahlaka, şahsiyete vb. dönüştüğü sürece öğrenmekten maksad hasıl oluyor demektir. Böylece hayatımıza şekil veren her emir bizi birçok şeytani tavırlar ve davranışlardan alıkoyacak ve koruyacaktır.

Euzu diyerek bir şeylerden veya birtakım vasıflardan Allah’a sığınmak Allah’la (c.c.) ahidleşmektir. Yarabbi ben şeytandan sana sığınıyorum demek; yarabbi üzerimde şu şu vasıfları taşımayacağım, şeytani duygulara, düşüncelere sahip olmayacağım diye pratiğe dönük bir karar almak bir sözleşmenin altına imza atmaktır. Ancak bütün bunlar şeytani karakterin yapısı çok iyi bilindiği sürece sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilir. Daha açıkçası şeytanı O’nu Yaratan Allah’tan (c.c.) öğrenmezsek kendi aklımızda yer bulmuş bir şeytan tanımlamasıyla yetinir isek, bu bilgi en az bizim eksikliğimiz kadar eksik olacaktır ve bizi onun düştüğü hatalara düşmekten koruyamayacaktır. Bu tespitten hareketle gelecek yazımızda İnşâAllah Yüce Kitabımızın zihin ve davranış kodlarını verdiği şeytanın karakter analizini yapmaya başlayacağız

1 Hayat kitabı Kur’an S.476

2 Mesnevi B.Defter 3215

3 Hazreti İnsan s.17

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...