reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Yaşamak; hissetmek, anlamak

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

O kadar çok şey vardır ki, tarifi de o kadar kolay yapılan. O kadar çok şey var ki yine, ne kadar tarif edilse de, o tarifi yerini tam bulmayan. Değişen zaman, gelişen teknoloji, oluşan her türlü zihniyet farklılığı, yeni anlamlar yükler her seferinde; tariflere ve tarifelere. Hal böyleyken değişmeyen tariflerde vardır,? sert şeyleri ifade ederken, taş demir odun gibi diyerek ifade edilen...?

?Yaşamak? kelimesinin ise; her dilde, her yürekte, her akılda, her gönülde sayısız anlamlarla ifade edilen geniş ve zengin birçok çeşitlilikte tarifleri vardır; kişiye ve hali ile o kişinin algılarına göre yapılmakta olan.

Durum böyle olunca da; dünden bugüne kim bilir ne kadar, çok farklı tarif edilen şekilleri olmuştur, yaşamak veya yaşamaya dair olan.

Bu kadarla bitiyor mu? Bitmiyor elbette. Bu günden yarına kim bilir daha ne kadar çok çeşitte tarifler yapılacak, ?yaşamak ?kelimesi üzerine?

Yaşadığımız sınırlı ömür süreci içerisinde elbette bunu ne tam bildik, nede tam bileceğiz!Ancak ben yaşamayı ?hissetmek? diye tarif etmeyi çok severim, her seferinde. Yaşamak nedir? diye bir soru aklıma gelse aklıma gelen ilk cevap ta ?hissetmektir.?olur.

Hissetmekle anlaşılır hayat?

Hissetmeden mümkün müdür yaşamak?...

Hislere manalar yüklenir, manalar hissedildikçe güzelleşir. Güzellik, güzelliğe uygun hissedişler umar ve bekler, elbette her zaman. Güzelliği keşif eden çevresine bakar, anlamaya çalışır yaşananları. ?Neden, niçin ve nasıllar?? sorusunu sorarak yönelir hakikatlere. Her dokunduğu nesneye, her hissettiği varlığa, dönderir gözünü.

Bir tefekkür derinliğinde, bulmak ister sebepleri? Sonra sorar, kendi kendine. Aklını referans alır, çoğu zaman. Sınırlı, mahdut olan aklıda cevap vermeye yetmez ne çok şeyi ne çok zaman.

?Nedenler, niçinler?...Necisin, nerden geliyor ve nereye gidiyorsun?...?, diye bir arayış başlatır hayata dair. Oysa çıkış noktası bakış açısı önemlidir, bütün arayışlarda.

?Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır? hakikati rehber olur anlamalara ve anlamlara.

Hissetmeyen anlar mı?... Anlamayan ne kadar farkındadır yaşamanın?Bakmak görmek değilse, görmekte; bir nevi hissetmeye yönelen, bir başlangıç değil midir,anlayan ve bilen için?...

Kim hissetmediği şeylerin farkındadır, sahi? En basitin den bir örnek verecek olsak mesela; aynı caddeden defalarca geçerken, ancak tanıdıktan sonra farkına vardığımız azmı insan vardır, ilgimizi sonradan çekmiş olan?

Hangi meseleye karşı bir hissediş duyarız, hangi mesele vardır ki hissettikten sonra iğlimizi çekmemiş olsun?

İlgimizi çeken hangi şey vardır ki, içinde hissedişi olmayan? Hissin ve duygunun karışmadığı ne vardır ki, bizi/bizleri içine çeken?

Bizi içine çekmeyen hangi şeydir ki, bize ait olsun? İlgi duyulmayan ve bir şeyler hissedilmeyen hangi yaşantı yaşantıdır ki hayat içerisinde bize ait olsun?

Ancak yinede ne çok şey vardır hiçbir tarife ihtiyaç bırakmadan bir bakışla kolayca ifade edilebilen. Bir bakış ne çok şeyi ifade eder çoğu zaman anlayanlar için.

Hani dalar gidersiniz uzaklara? Hani bedeninizin sizinle beraber gelemeyeceği ve gidemeyeceği olan yerlere? Oralara aklınızla gider, fikrinizle gider ve zihninizle ulaşmış olursunuz yalnızca? Elbette bunlar, hep insani haller hep insani durumlardır tabiiki?

Bunların yaşanmasına sebep olan ise; hep histir, hissiyatlardır her seferinde. Hissedişler taşır insanları bir yerden başka yerlere? Tarifler, tarifeler, haller, hisler, hissedişlerle çeşitlenmekte, başkalaşmaktadır hayatlar?

?Hayat bu yaşanan hep başka başka? mısraı kim bilir belki de bu hissiyatlardan, her hangi birinden sonra yaşanalar nedeniyle dile getirilen; bir terennümüdür.

Öyleyse hal bu olunca,?Yaşamak; hissetmek, anlamak ve anlamlandırmaktır hayatı? diyebilir miyiz, ne dersiniz?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...