reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

AGD, NİN DOĞU TÜRKİSTAN´DA İŞGALCİ ÇİN YÖNETİMİNE SİVASTAN TEPKİSİ,

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Geçtiğimiz hafta içinde Sivas´tan sesini duyurmaya çalışan Anadolu gençlik derneği Çin zulmünü ve dünyada yaşanan İslam karıştı olayları kınayarak tepkisin göstermek için basın açık alamsı ve sine vizyon gösterisi yaptı ve zulmü kınadı doğu Türkistan´da yaşanan zulme sesiz kalmadı ??.

66 yıldır Çin Yönetimi işgali altındaki Doğu Türkistan´da Müslümanlara yönelik baskı ve zulümler devam ediyor.

Hazreti İsa Aleyhisselam´dan yaklaşık altı yüz yıl sonra insanlığın yeniden vahiyle buluştuğu bir ay olan mübarek Ramazan günlerinde işgalci Çin Yönetiminin Müslümanlara yönelik baskıcı uygulamaları işkence ve öldürmeye kadar varabilmektedir.

İşgalci Çin Yönetiminin Müslümanlara yönelik baskı ve tahakkümünü artırmasında özellikle Ramazan ayını seçmesi Müslüman halkı provoke etmeye yönelik bir stratejidir.

Provokasyonların amacı Doğu Türkistan´ın Müslüman halkını kışkırtıp uluslararası kamuoyuna haksız gösterme çabasıdır.

Oysa gerçekte olan İşgalci Çin polisinin ?dur? ihtarı bile vermeden Müslümanları vurup öldürmesidir.

Geçtiğimiz hafta içerisinde sadece ve sadece oruç tuttukları için yüze yakın kardeşimiz şehit edilmiştir. Yaşanan arbedelerde tartaklana ve yaralanan kardeşlerimizin sayısı belli değildir.

İşgalci Çin Yönetimi, Müslüman devlet memurlarının, öğretmenlerin, öğrencilerin ve işçilerin oruç tutmasına müsaade etmemektedir. Aynı şekilde namaz kılmalarına da müsaade etmemektedir.

Kişilerin evlerinde bulunduracağı Kur´an-ı Kerim ve seccade sayısına kadar müdahale edebilme hakkını kendinde gören bir yönetimin insan hak ve özgürlüklerinin ne kadar uzağında olduğu aşikârdır.

Oruç tutmayı, namaz kılmayı yasaklamak bizim anlayışımıza göre firavunlaşmaktır. Çin Yönetimi aynı zamanda Müslümanların etnik kimliğine yönelik asimilasyon politikaları yürütmektedir. Bunun adı faşizanlıktır.

Müslümanlara ait lokanta ve benzeri yerlerin Ramazan´da gün boyunca açık olmasını ve her birinde alkol satışı yapılmasını istemek de yine inanç hürriyetine aykırı bir uygumladır.

Müslümanlara zorla alkol içirmenin zorbalıktan başka bir izahı yoktur.

Doğu Türkistan´da olup bitenlerin dünya kamuoyu ile paylaşılmasına imkân verecek tarafsız gazetecilerin ve gözlemcilerin bölgeye gitmesi sağlanılmalıdır.

İşgalci Çin Yönetiminin bu uygulamalarına karşı İslam Ülkeleri, uluslararası insan hakları platformları ve Türkiye teyakkuz halinde olmalıdır.

Müslüman öğretmenlerin, öğrencilerin, memurların ve işçilerin din ve vicdan hürriyetine yönelik baskıların kaldırılması için Çin Yönetimi uyarılmalıdır.

Müslümanlara ait işyerlerinin ve evlerin 7/24 gözetim altında tutulması evdeki kitapların ve mutfak aletlerine kadar müdahalelerin olmasına son verilmelidir.

Aynı şekilde tesettür yasağına son verilmelidir.

Öte yandan Müslümanlara yönelik zulüm ve baskılar sadece Doğu Türkistan´da değildir. Arakan´dan Orta Afrika Cumhuriyeti´ne İslam coğrafyasında şiddet ve terör olayları devam etmektedir.

Türkiye, Suriye´de bir bataklığın içine çekilmek istenmektedir. Türkiye, Irak ve Suriye politikasında bir tuzağın içine düşmüştür. İzlenen politikalar başta İsrail olmak üzere emperyalizmin ekmeğine yağ sürmüştür.

Irkçılık ve mezhepçilik yapılarak bir yol alınamayacağı ortadadır. Türkiye bölgede huzur ve barış istiyorsa mutlaka ama mutlaka İran, Irak, Suriye ve Mısır ile birlikte ABD, A B ve İsrail güdümünden uzak politikalar üretmek zorundadır.

Kuklalara karşı hamasete dayalı söylemler geliştirip kuklacılara teslim olunarak gidilen yolda duvara toslamak kaçınılmazdır.

Biz bu coğrafyada Türk´ü ile Kürt´ü ile Arap´ı ile Fars´ı ile birlikte barış içerisinde yaşamak istiyoruz.

Biz bu coğrafyada Müslüman ya da değil kimsenin saçının teline zarar gelmesini istiyoruz.

Biz bu coğrafyada insanların hak ve hukukları gözetilmesi, kimseye ikinci sınıf muamele yapılmasın istiyoruz.

İşte bütün bunların yolu öncelikle ABD ile stratejik ortaklıktan vazgeçmektir. Avrupa Birliği´nin peşine takılmaktan vazgeçmektir. İsrail ile birlikte hareket etmekten vazgeçmektir.

İşte bütün bunların yolu şahsiyetli ve onurlu bir dış politikadır.

İşte bütün bunların yolu adil bir düzen ve yeni bir dünya için gayret etmektir. Ve sessiz kalan Avrupa birliğinin karışınsa mutlaka İslam birliği kurumalıdır.

Diye ekledi, Anadolu Gençlik DerneğiSivas Şube BaşkanıBülent ŞİMŞEK

İSLAM COĞRAFYASI

İslam coğrafyası her gün yanarken

Külünü seyretmek kaldı bizlere

Müslüman kardeşim candan olurken

Salını seyretmek kaldı bizlere

Edep akla gelmez ar kondu rafa

Hak ile dolmadı bir türlü küfe

İslam âlemini koydular defe

Halını seyretmek kaldı bizlere

Makamda mecliste hava atınca

Hak vermiştik söze hakkı katınca

Baş bulanıp bataklara batınca

Selini seyretmek kaldı bizlere

Unuttu meydanda verdiği sözü

Meclise varınca kör oldu gözü

Beyler dönderince batıya yüzü

Yolunu seyretmek kaldı bizlere

Göremedik insanların merdini

Çözemedik Siyonist´in derdini

Haçlı harap etti İslam yurdunu

Çölünü seyretmek kaldı bizlere

Doğu Türkistan´da dökülen kanın

Kıymeti kaldı mı müminde canın

Sizin dost dediğiniz o Avrupa´nın

Zulünü seyretmek kaldı bizlere

Ne dersin kul Refik kimi sorarsın

Davamı kaldı ki mana arasın

Osmanlıyı hayallerde görürsün

Elini seyretmek kaldı bizleri

Refik KUTLU-02.07.2015-Sivas

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...