reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Evime dönmeliyim, kıbleye döner gibi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Hayatı bekâr odalarında ve otellerde geçen, daima sıcak yuva özlemiyle yaşayan Yahya Kemal Beyatlı, sonunda şunu söylemiştir: "Büyük şair, büyük edip olmaktan daha önemli üç şey var: Birincisi evlenip yuva kurmak, ikincisi bir ev sahibi olmak, üçüncüsü bir tarafta kimseye muhtaç olmayacak kadar para bulundurmak... Ben bunların üçünü de yapamadım."

Bu itirafla erken karşılaşmak, benim için büyük bir imkân oldu. Yine, "Evler, kiralık evler / Evimin yabancısı olamam" diyen Ömer Erdem in teklifini de ciddiye almam gerekiyordu. Bu şiiri okuduktan üç sene sonra ev sahibi oldum. Geriye üçüncü şık kalmıştı. En kolay olanı...

Behçet Necatigil i birçok insanın gözünde önemli kılan, sadece şiirleri değildi. O, ev ve aile meselesini erken kavramış şairlerimizin başında geliyordu. 1953 yılında yayımladığı Evler in, onun en başarılı kitabı olarak kabul görmesi de bana hep anlamlı gelmiştir. Necatigil, adeta evimizin şairidir. Gizli Sevda şiirinde geçen "Mesutmuş, kocasını seviyormuş / Kendilerininmiş evleri" dizeleri, bir bakıma, Yahya Kemal Beyatlı nın sözlerine nazire gibidir.

Süleyman Çobanoğlu nun Behçet Necatigil ile ilgili yazısını nasıl unutabiliriz? Koskoca Necatigil, ekmek almak için bakkala gidiyor!

"Eve dönüyorum, evsizliğime" diye şiir yazan Suavi Kemal Yazgıç ın evlenmesi, bizi ne kadar sevindirmişti. Hatırladığım kadarıyla, nikâh töreninden sonra, vapurda şunu yazmıştım:

"Eve dönmeliyim, kıbleye döner gibi / Beni bekliyor çünkü hak sahipleri..." Daha öncesinde de şunu: "Dünya dönüyor, işte ispatı / Babamız her akşam dönüyor eve..."

"Ev" imgesi, sadece dört duvarı çağrıştırmasın. Haydar Ergülen in yazdığı şu dizeler, meseleye müthiş bir derinlik kazandırıyor: "Tanrım, ev sahibim, izin ver bana / Biraz daha oturayım evinde..."

İsmet Özel, "hayatın değerini öğrenmedeki tek aracı sanattır" diyor. Başkaları bu söze ne der, bilmem. Fakat ben, bu gerçeği bizzat yaşadım. Şiirin hayata dair bana öğrettiği ilk şey, yuva kurma ve onu sürdürme bilgisi oldu.

Şiirimi henüz kuramadığım gençlik dönemlerimde, evli olduğum halde, önceliklerim farklıydı. Ama şiir, insana bir şahsiyet kazandırıyor. Şiirim ilerledikçe ev, yuva, çocuk gibi kavramların önemi de büyüdü. Bu değişimin bir nedeni de, birçok önemli şairin örnek alamayacağımız hayat hikâyeleriydi. Evlenip çocuk çocuğa karışmayan, sıcak bir yuva kuramayan edebiyatçılar, belli bir yaştan sonra geçimsiz bireyler olup çıkıyorlardı.

Yahya Kemal Beyatlı nın özlemini gerçekleştirdikten sonra, yazdığım şiirler daha iyi olmaya, içime sinmeye başladı.

Bütün bunları, evlenmeyi pek düşünmeyen ve "bağımsız" bir hayat arzu eden bazı genç şairler için yazıyorum.

Şiir, düzeninizi bozan değil, düzeninizi kuran olsun.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...