ILIMLI -İSLAM
Bismillahirrahmanirrahim
Deveye demişler ki; "Boynun neden eğri?" Deve demiş: "-Nerem doğru ki?"
Kanallar da verilen İslâmi bilgilerin hemen hepsinde İslâmi konularda yanlışlıklar yapıldığı görülmektedir.
Gönlümüz; “Sizden her kim bir kötülük görürse onu eli ile düzeltsin, eli ile düzeltmeye gücü yetmezse dili ile düzeltsin, dili ile düzeltmeye de gücü yetmezse kalbi ile buğzetsin. Bunun ötesinde ise iman yoktur.” (Ebu Said el Hudri –Radıyallhu Anh’dan-Muslim) hadis-i şerifi muvacehesince her gördüğümüz yanlışı protesto etmekten yana... Ama hangisini protesto edelim? …
Müslüman bir kişinin en güzel protestosu ise Kur`an ve sünnetten dinini öğrenmesidir. Biz dinimizi başkalarına havale ettiğimiz müddetçe kişilerin hassas duyguları ile oynayacak istismarcılar çıkacaktır.
İlk Müslüman olduğumuz zaman dahi dini kavramlarımızı Arapça değil Farsçadan aldık. Namaz, ab-dest, oruç vb. gibi kavramların Farsça olması bunlara birer delildir...
Kur`an ve sünnetle birebir muhatap olmadığımız müddetçe bu gibi istismarcıların da önüne geçilmeyecek ve onlar için her türlü kullanılmaya ve istismara hazır büyük bir potansiyel olarak kalacağız.
Hatta Kur`an ve sünnetteki delilleri tâbi olduğumuz kişilerin sözlerinden dolayı terk edecek, tek İslamî doğruların tabi olmuş olduğumuz kişilerin görüşleri olduğunu savunacak, Kur`an ve sünneti geriye atıp o kişilerin sözlerini Kur’an ve sünnet terazisinde tartmadan tek doğru imiş gibi alıp kabul edeceğiz.
Hatta kişiler bu konuda bizlere ayet veya hadis ile delil getirse bile o kimseleri; onları anlamamakla ve bu konuda selâhiyet sahibi olmadıkları gibi mesnetten yoksun gerekçelerle reddedeceğiz. Açıkça Kur`an ve sünnete ters düşecek ve onları anlamak içinde Kur`an ve sünnetin anlaşılmasını falancaların ve filancaların anlayışına tabi kılıp onların kabul etmediği şeyleri kabul etmeyecek onay verdiği şeyler için ise açıkça Kur’an ve sünnete ters de düşse doğru olduğunu savunacağız…
Biz, böyle bir halde iken elbette istismarcılar da bize İslamî öğretiler diyerek İslam adına laf söyleyecek "Ilımlı İslam, Radikal İslam" veya "Hoşgörü dini "gibi kavramların peşinden gitmemizi sağlayacak ideolojik görüşlerini İslam imiş gibi lanse decektir. Dinler arası diyaloglarda öğretilen ve öğretileri İslamın kendisi gibi algılayıp kişinin "La ilahe İllallah" demesinin yeterli olduğunu "Muhammed`un Resulullah" demesinin gerekli olmadığını savunanları gözlerimizde büyütecek ve bu görüş ile hem dinden ve hem de diğer İslami devletlerle dayanışma içerisinde olmaktan kendimizi tecrit edeceğiz.
Hümanizm kılıfı adı altında bizlere “İnsan sevgisi ve hoşgörü” aşılanacak. Allah’ın; “Sen onların, kendi dinlerine uymadığın müddetçe ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar senden râzı olmazlar…” (Bakara, 120) dediği halde bu kâfirlere cennetten dahi paye verip Allah’ın düşmanlarını dost edinip, Allah’ın dini adına Allah’a muhalif beyanatlarda bulunup İslam’ın bu olduğunu söyleyeceğiz! Müslümanların cihat ruhuna Fatiha okunacak ve bunu fırsat bilen Batılı Hıristiyan devletler, cihad ruhu yerine “Hümanizm” adı altında sapkın bir ideolojiyi ruhlarımıza aşılayıp bize öğretmek için Yunus Emre’nin ve Mevlana’nın sözlerini saptırarak onların kastetmedikleri mânâları tahrif ederek bunu yapacak ve kolay bir lokma haline geldikten sonra da emellerine kolayca ulaşacaklardır. Çünkü kişiler pısırıklaştırılıp onlardaki cengâverlik ruhunu öldürdükten sonra onları avlamak kolay olacaktır. Bugün zihinlerimize kazınarak “Hoşgörü” adı altında yapılmak istenen bundan başka bir şey değildir.
Bunlar, biz bu hoşgörüyü İslam’ın delilleri arasından cımbızla çekip manâlarını tahrif ederek gösterirken Batılı Hıristiyan Devletler, Müslüman coğrafyasına çöreklenmekte binlerce km. uzaktaki ABD gelip coğrafyamızdaki İslam Devletlerinin topraklarını işgal etmekte, Afganistan’ı, Pakistan’ı, Irak’ı, Çeçenistan’ı kan gölüne çevirmekte ve “Haçlı Seferlerinden” bahsetmektedir. Yanı başımızdaki Filistinli kardeşlerimiz katledilirken bize hoşgörüyü ihraç eden devletler bu katliama çanak tutmakta bizim içerimiz de ise hâlâ hoşgörü adı altında cihad ruhunu kırabilmek için ayet ve hadisler tahrif edilmektedir.
İşte bütün bunların önüne geçebilmenin tek şartı vardır: Her Müslüman’ın Allah’ın Kur’an da kendisini birebir muhatap aldığını ve ondan tek başına sorumlu olduğunun farkına varması ve onu iyi okumasıdır. Yoksa din simsarlarının elinde oyuncak edilmeye çalışılan İslam dini kıyamete kadar Allah tarafından korunsa bile onunla amel etmediğimiz müddetçe bize bir fayda sağlamayacaktır…
Biz dinimizi Ashab-ı Kiram gibi algılarsak Dünya Devletleri bize boyun eğecek ve adalet zuhur edecektir. Gerisi laf-ı güzaftır. Ebu Eyyub-El Ensari seksen küsur yaşında İstanbul surlarının dibine kadar boşuna gelip de şehid olmadı…
ILIMLI DİNDAŞ
Müslüman’ın derdi imansa eğer
Neden Yahudi` ye Yandaş oluyor
Gâvura dost olmuş gizlice meğer
Ilımlıyım deyip dindaş oluyor.
Kör nefsine uymuş yoktur tasası
Maddeye bağlanmış dolu kesesi
Uygular mümine gâvur yasası
Canımı alanla candaş oluyor.
Batı çeşmesinden küfe dolacak
Yine uyanan yok! Desem n`olacak
Kanı bozuk olan hak mı bilecek?
Candaşlık yetmiyor kandaş oluyor.
Cihanı yaratıp veren nerede?
Mazlumlar ölüyor gören nerede?
Şeytan karşısına, duran nerede?
Kandaşlık yetmiyor tendaş oluyor.
Osmanlısın Avrupa`ya katılma
Bir kalbur samana varıp satılma
Gâvur oyununa gelip ütülme
Tendaşlık yetmiyor handaş oluyor.
Mümine sırt döner batıya çarşı
Yükseklerde gözü, beğenmez arşı
Yönü belli değil meçhule karşı
Kul Refik deyince kindaş oluyor
REFİK KUTLU/08.08.2014
Kül. Bak. Halk. Şairi) Refik