reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

4+4+4 Eğitim Sistemine Yaklaşım

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

4+4+4 Eğitim Sistemine Yaklaşım

Okul, bir çocuk için en önemli sosyalleşme ortamıdır. Çocuk okulda aile üyesi ve yurttaş haline getirilmeye çalışılır.

Eğitimde çağdaş bilimsel görüşlere dayanmayan, uyarı ve endişeleri göz ardı eden hızlı politik kararlar kuşaklar boyu olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir,

Eğitim alanındaki sorunlara yönelik müdahaleler, çağdaş uygulamalar dikkate alınarak, öğretmenlere yönelik iyileştirmelerle başlatılmalıdır.

Beş yaşındaki bir çocuk temel eğitime hem fiziksel, hem ruhsal, hem de sosyal olarak hazır değildir. Bu dönemdeki çocuğun eğitimi bu alanda eğitim almış, uzmanlaşmış okul öncesi öğretmenleri ile sağlanmalıdır. Okul öncesi eğitimin yerini ilköğretimin beş yaşa çekilmesi ile telafi etmek doğru değildir. Fiziksel ve psikososyal açıdan hiç hazır olmadıkları bir dönem olan beş yaşındaki çocukları okula başlatmak onların kendileriyle ve okulla ilgili algılama ve öğrenme alışkanlıklarını olumsuz etkiler.

5 Yaş düzenlemeleri ile çocuklar, 5 yaşında başladıkları temel eğitimlerini, 9 yaşında tamamlayacak ve seçmeli derslerle belli bir mesleki alana doğru yöneleceklerdir. Halbuki bir mesleğe sağlıklı olarak yönelme ancak gençlik çağında olabilmektedir.

Altı yaşını dolduran (72 aylık) her çocuk, zihinsel, davranışsal ve psikososyal yönden yeterince olgunlaşmış olmayabilir. Okul öncesi eğitim dezavantajlardan kaynaklanan çocuklar arası eşitsizliklerin giderilmesinin başlıca yoludur.

Milli eğitimce tasarlanan değişiklikler, mesleki tercihlerin çocukların özerk kararları ile değil, ebeveynlerin isteklerine göre belirlenmesi sonucunu doğuracaktır. Aynı zamanda bu karar çocuğun yeteneğinin yeterince belirlenmediği bir yaşta oluşacağından ebeveynin yanlış karar verme ve yönlendirme olasılığı yüksek olacaktır.

Eğitim sisteminin üç kademeli hale gelmesi her kademede oluşacak yeni yarış sistemlerinin ortaya çıkması sonucunu da doğuracaktır. Diğer taraftan, ülkemizde özellikle kız çocuklar açısından mevcut durumda dahi ciddi bir sorun olan erken evliliklerin artması kaygısını da beraberinde getirmektedir.

Eğitim Kanunu’ nunda kökten değişiklikler yapılması gerekiyor ise konu yeterince tartışılmalı, toplumun onayı alındıktan sonra da yasallaştırılmalıdır.

*Türkiye Çocuk Ve Genç Psikiyatri Derneği Basın Bildirisinden özetlenmiştir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...