4+4+4 Eğitim Sistemine Yaklaşım
4+4+4 Eğitim Sistemine Yaklaşım
Okul, bir çocuk için en önemli sosyalleşme ortamıdır. Çocuk okulda aile üyesi ve yurttaş haline getirilmeye çalışılır.
Eğitimde çağdaş bilimsel görüşlere dayanmayan, uyarı ve endişeleri göz ardı eden hızlı politik kararlar kuşaklar boyu olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir,
Eğitim alanındaki sorunlara yönelik müdahaleler, çağdaş uygulamalar dikkate alınarak, öğretmenlere yönelik iyileştirmelerle başlatılmalıdır.
Beş yaşındaki bir çocuk temel eğitime hem fiziksel, hem ruhsal, hem de sosyal olarak hazır değildir. Bu dönemdeki çocuğun eğitimi bu alanda eğitim almış, uzmanlaşmış okul öncesi öğretmenleri ile sağlanmalıdır. Okul öncesi eğitimin yerini ilköğretimin beş yaşa çekilmesi ile telafi etmek doğru değildir. Fiziksel ve psikososyal açıdan hiç hazır olmadıkları bir dönem olan beş yaşındaki çocukları okula başlatmak onların kendileriyle ve okulla ilgili algılama ve öğrenme alışkanlıklarını olumsuz etkiler.
5 Yaş düzenlemeleri ile çocuklar, 5 yaşında başladıkları temel eğitimlerini, 9 yaşında tamamlayacak ve seçmeli derslerle belli bir mesleki alana doğru yöneleceklerdir. Halbuki bir mesleğe sağlıklı olarak yönelme ancak gençlik çağında olabilmektedir.
Altı yaşını dolduran (72 aylık) her çocuk, zihinsel, davranışsal ve psikososyal yönden yeterince olgunlaşmış olmayabilir. Okul öncesi eğitim dezavantajlardan kaynaklanan çocuklar arası eşitsizliklerin giderilmesinin başlıca yoludur.
Milli eğitimce tasarlanan değişiklikler, mesleki tercihlerin çocukların özerk kararları ile değil, ebeveynlerin isteklerine göre belirlenmesi sonucunu doğuracaktır. Aynı zamanda bu karar çocuğun yeteneğinin yeterince belirlenmediği bir yaşta oluşacağından ebeveynin yanlış karar verme ve yönlendirme olasılığı yüksek olacaktır.
Eğitim sisteminin üç kademeli hale gelmesi her kademede oluşacak yeni yarış sistemlerinin ortaya çıkması sonucunu da doğuracaktır. Diğer taraftan, ülkemizde özellikle kız çocuklar açısından mevcut durumda dahi ciddi bir sorun olan erken evliliklerin artması kaygısını da beraberinde getirmektedir.
Eğitim Kanunu nunda kökten değişiklikler yapılması gerekiyor ise konu yeterince tartışılmalı, toplumun onayı alındıktan sonra da yasallaştırılmalıdır.
*Türkiye Çocuk Ve Genç Psikiyatri Derneği Basın Bildirisinden özetlenmiştir.