reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

İSTİAZE-7

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İSTİAZE-7

Yazımızın bu bölümünde iblisin ahiret inancını irdelemeye çalışacağız.

İblis bilgi olarak gayet donanımlı bir yapıya sahipti. Henüz Ademin(a.s) yaratılması esnasında dahi, varlık sahnesine gelen bu yeni misafirin bir fert değil aksine bir tür olduğunu idrak edecek kadar ileri derecede bir mantık yürütme yetisi vardı.

İblis ahiretin varlığını bilen biri idi. İnsanların ebedi bir hayat için dünyaya geçici olarak gönderildiklerini yeryüzündeki yaşam tercihlerine göre ebedi hayatları olacak olan ahiret hayatındaki durumlarının belli olacağını iyi biliyordu. Allahu tealanın ahiret için iki yaşam formu var ettiğini bunlardan birinin ebedi saadet diğerinin ise ebedi azab olduğunu biliyordu. Hatta öyle ki her şeyin taze olduğu o dönemde bizlerden dahi daha iyi biliyordu. Rabbinin emrine karşı durup Adem’e (a.s) tanınan statüyü kabul etmememişti. Bu isyanından dolayı Allah katından kovulduğunda hemen ahirete kadar müsaade istemişti.

Kâle fe enzırnî ilâ yevmi yub asûn(yub asûne). A’raf/14

İblis: “Bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet ver!” dedi.

İblis ne tuhaf bir ahiret inancı taşıyordu?

Hem bir hesap olduğuna inanıyor hem de kendi aleyhine olan bir tavrı sürdürmeye devam ediyordu! Ne zihni düzlemdeki ne de eylemsel düzlemdeki duruşunda bir değişiklik göstermiyordu. İblisin ahiret inancı onu ahirete uygun bir amele sevk etmiyordu. Sadece bilgi düzeyinde kalmış, sahibini ahiretin gerekleri hususunda harekete geçirecek bir mahiyet arz etmeyen bir yapıya sahipti. Ahiret olgusu iblisin hayatında belirleyici bir öge değildi. Nasıl belirleyici olsundu ki, onun ta baştan Allah inancıda böyle değil miydi?! İblisten, iblisi düşünceden hasıl olan bu algı şekli insanoğluna tevarüs etti. İblisin karekter yapısını, düşünce yapısını, ahlaki yapısını her irdeleyişimizde bütün bunların birer bulaşıcı hastalık gibi insanoğluna da musallat olmuş olduğunu görüyoruz. İblisin basireti hevası tarafından örtülmüş ve geleceğinde hiçbir şüphe duymadığı hesap gününü dikkate alarak davranmasını engelliyordu.

Kibri ve hasedinin öz benliğinde oluşturduğu yücelik duygusu onu aldatmaya devam ediyordu. İçerisinde bulunduğu bu büyüklük hali bir tutkuya dönüşmüştü. Tutkusundan vazgeçip görüşünü ve davranışını değiştiremiyordu. Tutku iblisi tutuklamıştı. O da bu tutkuya tutulmuştu. Burnunun ucunu dahi göremez hale gelmişti. Gün gelecek iblisin varlık aleminde ilk startını verdiği bu tipik ahiret inancı algısı, aynen Allah inancında olduğu gibi Ademoğullarının iblisin adımlarını takip edenleri tarafından baz alınacak ve kitlelere örnek bir yaşam modeli olarak empoze edilecekti!

Ne ahirete inanmamazlık edilecekti ne de dünyevi tutkulardan vazgeçilecekti! Evet ahiretsiz yaşamın sloganı buydu. Orta yol bulunmuştu! Yaratandan kopulmayacaktı hevaya dayanan yaşamdan da kopulmayacaktı. Tek dünyalı bir yaşam! Herşeyin tek dünyalı yaşama göre ölçülüp biçildiği bir dünya görüşü. Etkisiz ahiret inancı. Etkisi çok az ahiret inancı. Yaşanan hayatta sıfıra yakın bir belirleyiciliğe sahip bir ahiret inancı!...

Ahirete inanıp gereğini yapmamak!

Ahirete inanıp ahiret yokmuş gibi yaşamak!

Ahirete inanıp bulunduğu halde (dünyada) ebedi yaşayacakmış gibi bir hayatı tercih etmek!

Ahirete inanıp haramları pervasızca işlemek!

Ahirete inanıp haram/helal diye bir ölçü tanımamak!

Ahirete inanıp ona muhalif bir duruş sergilemek!

İşte bütün bu yukardaki çelişkiler insanoğlunun ahirete inandığı halde sırf iç benliğinin baskın ayartıcı dürtülerinin etkisinde kalarak sergilediği olumsuzluklardır ve bunlar maalesef iblisin ahirete bakış açısı ile birebir örtüşmektedir. Tarihi süreç içerisinde insanları Rabblerinin yaratış gayesinden çıkarma uğraşsısı veren birçok iblisi lider iblisten transfer ettikleri bu çarpık anlayışı allayıp pullayarak ilk defa kendilerinin keşfettiği bir erdem! olarak halklarına sunmuşlardır. Ne varki bu işin telif hakkı iblisindir. Telif hakkını ödemişler midir bilinmez ama hiçbirisinin dünya görüşlerini ortaya koyarken iblisten naklediyorum diye bir söylemi yoktur. Böyle bir söylemlerinin olmayışından dolayı onların bu konuda bir intihal yaptıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Zaten onlar hep hak tarafından görünerek gelmişlerdi. Tıpkı dünyada onlara tabi olanların kıyamet günü liderleri hakkında Rablerine şikayetlerin de olduğu gibi ¹

1 Fussilet/29, Saffat 27-33 Ahzab/66-69 Sebe/31-33

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...