reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Olmak ya da Böcek Olmak

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

“Sokaklarda gezerken öfkeden deliye dönmüş anne ve babaların çocuklarını öldüresiye hırpaladıklarını ve dövdüklerini gördüğümde kaç defa bu çocukların öcünü almak istedik kim bilir!” diyor Michel de Montaigne “Denemeler” adlı eserinin ikinci kitabında. Evet sıkça rastladığımız bir görüntüdür bu. Ebeveynlerin istedikleri gibi olmayan, “sahip” oldukları çocuklarını, istedikleri gibi yapma çabasının en somut göstergesidir kaba şiddet. Kaba şiddet en son safha, önce psikolojik şiddet yöntemleri, vefa/minnetacziyeti ve aşağılık kompleksi gibi programlar yüklenmeye çalışılır Bu programların işlemediği yerde vurarak çalıştırmak toplumsal hafızamızın en kestirme yoludur zaten hemen en bilinen yönteme sığınılır.

Toplumlar genel kabuller üzerine var olur. Toplumu ayakta tutan şey ise var oluş şeklidir. En azından bu paradigmaya mutlak bir itaat vardır. Toplumun var oluş şekline gelebilecek bir tehdit, halelde ise en ağır yöntemlerle savuşturulmalıdır. Toplumun nüvesi olan ailede bu daha basit ve belirgin argümanlarla yapılırken iş makro boyuta geldiğinde dönüştürme, dışlama, ötekileştirme enstrümanları da daha kompleks bir hal almaktadır. Bu konuya dikkat çekilmek üzere yapılmış en önemli filmlerden biri X Man’dir. Çocuklar toplumun genel kabulleri üzerine değillerdir. Bu yüzden ucube muamelesi görmektedirler. Önce aileleri görünüşlerini, düşünceleri, kendilerine has özelliklerini kabullenmezler. Ailelerin başa çıkamadığı yerde ise toplum hatta devlet devreye girer. Önce anlaşmaya, dönüştürmeye, tedavi etmeye çalışır, çünkü onlar X’dir, bilinmeyendir. Toplum bilinmeyeni, müphem, sıradışı olanı sevmez. Belirgin, sıradan, herkes gibi olanı yüceltir. (Nasıl ki meslek seçimi dönemlerinde toplumun genel kabulüne mazhar olmuş meslekler teşvik edilirken bilinmeyen, müphem hatta marjinal meslekler aşağılık, ucube muamelesi görüyorsa.) X Man’ler bu sürece direnirler. Kendilerininoldukları gibi kabul edilmesini isterler ve birlik olurlar.X Man’leri bir araya getiren ortak özellikleri değil farklılıklarıdır. Sistem, toplum onlarla uzun süre savaşır ancak devletin kamusal alanına karşın X Man’ler sivil alanda müfrezeleri vardır (EdmundBurke’de öyle demişti: “sivil toplum bireyin müfrezeleridir”) ve bu anlarıterk etmezler ve kazanırlar.

Bu konu üzerine yapılmış diğer önemli film ise Türkiye’de “Her Çocuk Özeldir” ismi ile bilinen “TaareZameenPar”dır. Başrolünde AamirKhan’ın oynadığı filmde kişisel özelliklerine bakılmaksızın toplumun başarı kriterlerine göre çocuk yetiştiren bir ailenin aslında çocuğuna nasıl zarar verdiği anlatılır. Çocuk toplumdan dışlanır ve “normal” olması için yatılı okula verilir. Bu çocuğun kurtuluşu her insanın farklı olabilmesini kabullenmiş bir öğretmen tarafından sağlanır. Ailenin ve toplumun ötekileştirdiği kişi eğitim aşamasında kurtarılır. Eğitim sisteminin de asimile ve mahkum edici en nihayetinde ötekileştirici olduğu bir düzende herkes kendi kaderine terkedilir. Her birey kendi hikayesini yazmak zorundadır ve yalnızdır.

Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından Franz Kafka işte tam bu konuya dikkat çekiyordu. Bu kadar kuşatmanın içinde insan kendisi olursa, en azından denerse ne olurdu? Kafka’nın cevabı açıktı: Böcek. Evet Kafka “Dönüşüm” adlı eserinde toplumun, ailenin istediği gibi değil de özgün hali ile özgürce yaşamak istediğinde ailenin ve toplumun yaptığı muameleyi böcek metaforu ile açıklıyordu. Bu roman toplumun kalıplaşmış, işlevini çoktan yitirmiş akışına bilinç düzeyinde başkaldıran bireyin tragedyasını çarpıcı biçimde dile getiriyor. Romanın kahramanı Gregor Samsa’nın başkalaşması, bir böceğe dönüşmesi, salt bir çarkın kaskatı dişlisi, eleştirmeyen ama yalnızca boyun eğen bir toplum bireyi olmaktan çıkma anlamını taşır; böylece böcekleşen’in yazgısı, elbette toplumdan dışlanmaktır.Bu böcek muamelesi halini de yaşamış biri olarak Kafka en ince ayrıntısına kadar tasvir eder bu olguyu. Eğer olağan, genel, sıradan olanın dışına çıkarsanız toplum ve çevreniz size böcek muamelesi yapacaktır ki bu büyük bir cesaret ister. Kolay olan ise genelin yaptığını yapmaktır. Risk almadan, düşünmeden akletmeden yaşamaktır. Özgün ve özgür olmak istiyorsanız X karekter(bilinmeyen), mutasyana uğramış, böcek ya da deli muamelesi görebilirsiniz ancak siz olma lüksünü tüm olumsuzluklara rağmen elinizde bulundurmuş olursunuz. Tercih yapabiliyorsanız, seçme yetinizi kaybetmemişseniz sizindir

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...