reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Ümitsizsiniz...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Sait Halim Paşa Buhranlarımız adlı eserinde şarklı anlayışını şöyle özetliyor, zihninde bir hayal kurar ve bu hayal ile eşyayı anlamaya çalışır. Eğer eşya bu hayalle çatışıyorsa eşyayı eleştirmeye başlar. Hayal içerisinde yaşayıp eşyadan fikirlere gidemiyoruz her şeyi tenkid edip ümitsizleşiyoruz…

Uzun yıllar boyunca Anadolu insanının bu durumunu takip ediyor ama bunun bize özgü bir durum olduğunu ve yıllardır genlerimize işlemiş olduğunu bilmiyordum. Sait Halim Paşa Osmanlı İmparatorluğunun son dönemine damgasını vuran devlet adamlarından birisidir. Yazdığı sekiz eser daha sonra buhranlarımız adıyla bir araya getirilmiş ve batılı araştırmacılar tarafından İslamcı fikir akımının temeli olarak kabul edilmiştir. Avrupada siyaset bilimi eğitimi alan Sait Halim Paşa Roma’da uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülmüştür.

Geçtiğimiz yıllarda Sivas Ticaret ve Sanayii Odası bir kampanya başlatmıştı kampanyanın ana fikri “dedikodu yapmamakla şehrimize hizmet edelim” gibi bir şeydi. Bu iki bilgiyi bir araya getirdiğimizde şarklı anlayışımızın yüzyıllardır değişik şekillerde tazahür ettiğini anlamış oluyoruz.

Oturuyoruz hayaller kuruyoruz ve hayallerimizle eşyayı anlamaya çalışıyoruz, eşya hayallerimizle çatışıyorsa eleştirmeye başlıyoruz, sonra ümitsizlik, sonra içten içe içimiz tüketen bir hastalık ve kangren olmuş bir vücut yapısı…

Belki yine anlam veremediğim ama araştırılması gereken bir başka konuda batıya giden ya da şehri terk eden insanların daha başarılı olduğu yönündeki anlayışımız. Yaşadığı topraklardan kopan ve büyük şehirlere adım atan insanların daha başarılı olduklarının örnekleri vardır elbette. Ama oran nedir ne düzeyde başarılı olmuşlardır, ya da şarklı anlayışlarını gittikleri yerlere taşımışlar bununla birlikte mi başarılı olmuşlar yoksa bu anlayışı değiştirip bulundukları ortamın şartlarını benimseyerek mi başarılı olmuşlardır. Bu ve benzeri soruları çoğaltmak mümkündür ve ciddi anlamda araştırılması gereken bir konudur kanaatimce. Yeni bir Sait Halim Paşa beklemeye gerek yoktur.

Şehirde son yıllarda nasıl kalkınırız, işsizliği nasıl önleriz nasıl büyük şehirler mertebesine ulaşırız tartışmalarının yaşanıyor olması sevindirici bir gelişmedir. Ancak bu tartışmaların gelip düğümlendiği nokta yine ümitsizlikle neticelenmektedir. Anlayışımızı bakış açımızı ve yorumumuzu yenilemek gibi yeniliğe ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Artık devlet üretimden hatta hizmet sektöründen bile çekilmektedir. Özel teşebbüse olan ihtiyaç sürekli artmakta ve hareket sahası genişlemektedir. Şarklı anlayış özel teşebbüsü de devlet gibi tanımlamakta ve kendisinden uzakta birisi gibi anlatmaktadır. Halbuki bizzat özel teşebbüs konuşan, eleştiren ve şehrin sokaklarını aşındıran ümitsizliği aşılayan insanın bizzat kendisidir… Yani ümitsizseniz “ümit”sizsiniz… Haydi bismillah…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...