ÇÖZÜM MÜ, ÇÖZÜLME Mİ?
ÇÖZÜM MÜ, ÇÖZÜLME Mİ?
Ülkemizdeki terör, ayrı bir Kürt bölgesi oluşturmak, ayrı bir Kürt devleti kurmak isteğinden doğmuştur. Gelinen nokta; Özerk Kürdistan oluşturulsun, bölgeler eyalet sistemiyle yönetilsin, Kürt anadilinde eğitim olsun, devlet idaresinde iki dilli yazışmalar olsun şeklindedir! Kürtçü terör tarafının kabule yanaştığı seviye bu safhadadır.
Hükümetin geldiği noktanın üzeri örtülüdür. Kürtçülük yapan terör tarafının açıklamalarına hükümet itiraz etmemektedir. Hükümet yetkilileri Öcalan la ilgili ifadelerini yumuşattılar. Pazarlık denmiyor, çözüm görüşmeleri deniyor. Alıştırma, toplumu hazırlama çabaları, ifadeleri sıklıkla kullanılıyor. İngiltere, İspanya terörle pazarlık yaparken halk çok olgun davrandı deniyor. Şehit analarının duygularına hitap ediliyor. Basın, televizyonlar alabildiğine iyimser hava pompalıyor. Hükümet üyeleri ve taraf gazeteler artık Türk halkı demiyor, Türkiye halkı diyor. Kürtçü terör tarafı da aldığını dağarcığına koyuyor ve "daha" deyip dağarcığını büyütüyor.
Çözüm yolunda irade müebbet hapislik kişiye bırakıldı. Günlerce onun manifestosu beklendi. Terör örgütüne silahı devlete teslim et denmiyor, silahları gömün, ülkeyi terk edin deniyor. Sanki geri gelmesi çok zormuş gibi!
Hükümetin tutumunu tenkit edenlere başta sayın başbakan olmak üzere iktidar yetkilileri "Terör üzerinden beslenenler " diye karşılık veriyor. Halbuki terörden beslenen çözüm masasının bir tarafında oturan, her türlü kaçakçılığı yapan PKK ve onun yandaşlarıdır.
Nevruz şenliği düzenlendi. 300-400 bin kişi orada neyi ilan etti? Sanki bir taraf yendi de şenlikler yapıyor, diğer taraf da yenildi susuyor, kabulleniş suskunluğu gösteriyor. Meydanı Kürt, Barzani bayrakları, Apo posterleri renklendirdi. Meydanda Türk bayrağı yoktu, devlet yoktu. Devletin polisleri olay yerinde göstermelikti. Çözüm, birliktelik mesajı vermek üzere meydanda toplanmış kimseler Türk bayrağını istemiyor, kabul etmiyorlardı. Uygulamanın başka bir anlamı yoktu. O meydanda biriken yüzbinler orada Türk Bayrağının dalgalanmayacağını biliyordu, BDP liler biliyordu. Bir tek devletin görevlileri ve hükümet yetkilileri bilmiyordu. İnanılacak bir durum mu?
Yakında teröristlere koridor açılacak, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvencesi altında asıl beslenme ağalarının tarafına, Kuzey Irak a geçecekler. Zaten Ergenekon, Balyoz vs. davalarla koridor açılmaya başlanmıştı. Zamanında teskereye itiraz etmiş askerler, sürece itiraz edecek komutanlar, toplumda etkinliği olacak insanlar, bilim adamları hapishaneye tıkılmışlardı. Adalette engeller kaldırılmıştı. Teröristlerin, ayakları taşa kayaya çarpmadan, ülkeyi terk edecekleri koridor son 5-6 yılda hazırlanmıştı.
Bu koridoru oluşturmada ABD asıl unsurdur. Barzani nin, PKK nın, bizim yürütmenin eline birer yol haritası verilmiş, koridor bu çerçevede oluşturulmuştur. Koridorun nihai varış noktası Kürt devletidir. Kürt devletinin oluşturulmasında, İsrail in güvenliğinde, ABD nin Ortadoğu da ayağını sağlam basmasında engel İran dır. Alelacele İsrail e özür dilettirilerek, bizim hükümete kıyak çekilmesi hayra alamet değildir. Çok yakında Türkiye nin kullanılmasıyla İran ın, Suriye nin başına felaketler akacaktır. Amaç İsrail in güvenliğidir, emniyete alınmasıdır
Gündem çözüm değil, çözülme. Ne uğruna? İktidar uğruna, paye uğruna!..