reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
14

Nebevi duaları anlama çalışmaları -1

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Uzun bir süredir ara verdiğimiz ‘İstiâze’ ile ilgili yazılarımız

devam edecek olup bu yazı dizimiz ondan ayrı olarak Nebevi duaları anlama çalışmaları üzerine olacaktır, inşaAllah… Giriş mahiyetinde olan bu ilk yazımızdan sonra, O’nun (s.a.v) dualarından bazılarını bu köşede anlamaya ve anlatmaya çalışacağız. Bu çabamızdan ümidimiz odurki; Rabbimiz Rasulünün ağzından dökülen ve O’nun pâk hayatının ta kendisi olan dualarını bizlere idrak ettirsin ve onlarla bizi düzeltsin, ıslah etsin.

Allah (c.c.) Furkan suresi 77. ayeti kerimede şöyle buyuruyor: “Qul mâ ya’beu bikum rabbî lev lâ duâekum,..”

“Deki: şayet duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versinki…”

Evet, Rahman olan Rabbimiz Rasulü(s.a.v) aracılığıyle bizlere kendimizi Yüce katında değerli kılmanın formülünü böyle sunuyor: Rabbinizle diyalog halinde olun. Siz ona uzaksanız da O (c.c.) size son derece yakındır öyleki size sizden de yakındır! Sizi sizden daha iyi bilir! Sizin bunun farkında olmayışınız bu gerçeği değiştirmez. O halde değişmeyen bu hakikate göre Rabbiniz huzurundaki duruşunuzu belirleyiniz.

Duamız kadar değerimiz var! Rabbimizdenistediğimiz kadar değerliyiz! Hiç istemiyorsak hiç değerimiz yok! Çünkü her şeyimizi ama her şeyimizi her an Kendisine muhtaç olduğumuz Rabbimizden bilmiyorsak Rabbimize karşı bir müstağnilik içerisindeyiz demektir.

Dua etme ‘alışkanlığımız’ yoksa veya dua etmeye çok az zaman ayırıyorsak Allah

katındaki değerimizde bununla orantılı olarak belirlenir. Rabbimizi ne kadar

gündeminmze alıyorsak sbzde o kadar Rabbimizin gündemindeyiz! Çünü biz O’nu ne

kadar anıyorsak O’da bizi o kadar anıyor! Öyle buyuruyor Rabbimiz : “Fezkurûnî ezkurkum…” “ Beni anınki bende sizi anayım…” Bakara/152

Yine şöyle buyuruyor: “..nesûllâhe fe nesiyehum…” “Onlar Allah’ı unuttu Allah’ta onları unuttu…” Tevbe/67 Onlar Allah’ın dilemesi ve kudreti sayesinde yeryüzü hayatına geldiklerini ve yaşamlarını yine buna bağlı olarak devam ettirdiklerini unutarak Allah’ı göz ardı ettiler gündemlerinden çıkardılar Allah’ta onları değer verdiği kullarının listesinden çıkardı. Rabbimiz bizlerden kendisinden istememizi murad ediyor ve bu

anlamda Kur’an’da bize bol bol dua örnekleri veriyor.

“Ud û rabbekum tedarruan ve hufyeh, innehu lâ yuhıbbul mu tedîn.” “Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez.” A’raf/55

Kur’anı Kerimde zikredilen dualarla hem dua etmenin ehmemmiyeti vurgulanmış oluyor ve hemde nasıl dua edileceği Allah’tan ne istenip ne istenmeyeceği öğretiliyor. Allah’a dua etmemenin Allah’a karşı kibirlenme/büyüklenme olduğu belirtiliyor. “Ve kâle rabbukumud’ûnî estecib lekum,..” “Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim.” Mü’min/60

Öyle bir peygamberin ümmetiyiz

ki O(s.a.v) yaşamın her noktasında Rabbi ile iletişim halinde. Üzerindeki ve

etrafındaki her nimeti Rabbinden bilmekte ve bunu sık sık dile getirmekte.

Sabah yatağından kalkışından tutun gece yatağına girip uyuyuncaya kadar Rabbine dua etmekte, yukarıdaki ve benzeri ayeti kerimeleri hayatında ete kemiğe büründürmekte. Evinden çıkıp tekrar evine girerken, memleketinden ayrılıp tekrar memleketine dönerken, gündüz olduğunda gece olduğunda, bir toplantıya başlarken toplantıyı bitirirken, bir bineğe (araca ) binerken, ezan okunurken ezan bittiğinde vs. bu yazımızın dar sınırlarına sığdıramayacağımız kadar çok zaman ve yerlerde Allah Rasulunün(s.a.v) sürekli olarak dua ettiğini görmekteyiz.

Yukardaki ayetin (Furkan/77) en kapsamlı tefsiri sevgili Nebimizin şu

hadisleri ve benzerleri olsa gerektir. “İnsanların en acizi dua etmekten aciz olandır…” Taberânî, el-Mu’cemü l-Evsat) “Allah’a duâdan daha üstün bir şey yoktur.” (İbn Mace, Dua:27) Bu kapsamda şu hadisi şerifinin üzerinde de hassasiyetle

durmamız gerekir. “Dua ibadetin (kulluğun) iliğidir. (özüdür)” Tirmizi Da’avat. Dua etmeye üşenen, Rabbine gönlünü açamayan kişinin insanların en acizi olması nasıl olur? Duanın ibadetin(kulluğun) iliğinin, özünün olması ne demektir? Bu husus bizlerce sürekli olarak ihmal edilen ve fakat ihmal etmeye hiç gelmeyen son derece ehemmiyetli bir konudur.

Rasulullah’ın dualarının

içeriği nasıldı? Rabbinden neler ister

neler istemezdi? Nelerden Rabbine sığınırdı? Neden sürekli olarak hamd

halindeydi? Neden sürekli olarak

kendini hatalı kusurlu görüyor ve görevini layıkıyle yapamadığının kaygısını

çekiyordu? Soruları çoğaltmak mümkün. Sevgili Nebimizin hayatından hiçbir zaman

çıkmayan ve artarak devam eden duaları O’nun (s.a.v.) ahlakıydı! Rabbine yakardığı hususlar O’nun kişilik ve

kimliğini oluşturuyordu. Rasulullahı iyi tanımak O’nun dualarını iyi anlamakla

mümkündür. Çünkü Kendisinin ifade ettiği gibi dua kulluğun özüdür ve insanın

Yaratanına olan duası onun kulluğunun

niteliğini, ortaya koyan en önemli göstergedir. Allah katındaki kaliteniz

Rabbinize gönülden ve sadece ikinizin arasında kalacak şekilde ifade ettiğiniz ihlas

dolu cümlelerde kendisini gösterir. Samimi dua sahibini kal’den hal’e geçirir. Yani

kişinin ağzından dökülen sözler azalarında davranışa dönüşür. Böylelikle dua

yaşamın ta kendisi olur. Bu yaşamın rotasını duanız/sözleriniz belirler. Yani

sözlerle kendimize Rahman’a giden bir yol açar ve yine o sözlerle yürürüz. Dualarımız

hayatımızın fiili yönünü programlar.

Rasulullahın ağzından dökülen

ve her bir kelimesi bir derya olan bu duaları anlamaya çalışmak bizleri:

1- Rasulullahı daha iyi tanımaya ve anlamaya götürür

2- Allah’a nasıl dua (kulluk) edileceğini öğretir

3- Duaların ahlakını kuşanmaya sevkeder (hayat dua, dua hayat olur)

Bizler Rasulullahın dualarını anladığımız kadar O’nu anlayabilr ve O’nu anladığımz

kadarda kendimizi anlamaya,tanımaya teşhis ve tedavi etmeye imkan buluruz. O

aynayı zihnimizde ne kadar berraklaştırabilirsek karşısına geçtiğimizde kendi

eksikliklerimizde o kadar iyi tespit edebileceğiz demektir. Rasulullaha ne

kadar puslu ve bulanık bir bakışla bakarsak bu hatalı bakışa oranla kendimizi

de o kadar puslu ve bulanık göreceğiz demektir. O yüce Nebi Rabbimizin

bildirdiği şekliyle bizler için en üstün bir modeldir. “Lekad kâne lekum fî resûlillâhi usvetun hasenetun limen kâne yercûllâhe

vel yevmel âhıre ve zekerallâhe kesîrâ”. “Andolsun ki, Allah ın elçisinde sizin

için, Allah a ve ahiret gününe kavuşmaya inanan ve Allah ı çok anan kimseler

için en güzel bir örnek vardır.” Ahzab/2

O halde bu modeli ne kadar iyi analiz eder, ne kadar iyi tanır ve kavrarsak kendimizi o oranda tanıma ve düzeltme imkanımız oluşur. Her ne kadar Nebevi dualar bizler tarafından ezberleniyor okunuyor ise de maalesef onları anlama çabası yok denecek kadar az ve sanki onlar sihirli sözler gibi tekrar etmekle kendilerinde fayda elde

edileceği anlayışı üzerine ezberlenip okunuyorlar. Burada bir tespit yapma

durumundayız! Belki çok yerinde bir tespit olarak görülmeyebilir ancak; bu

çağın mü’minleri olarak bizlerin Rasulullahın en çok ihmal ettiğimiz özelliklerinden

birinin ‘çokça dua eden bir kul’ olduğu özelliği kanısındayım.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...