Nebevi duaları anlama çalışmaları -1
Uzun bir süredir ara verdiğimiz ‘İstiâze’ ile ilgili yazılarımız
devam edecek olup bu yazı dizimiz ondan ayrı olarak Nebevi duaları anlama çalışmaları üzerine olacaktır, inşaAllah… Giriş mahiyetinde olan bu ilk yazımızdan sonra, O’nun (s.a.v) dualarından bazılarını bu köşede anlamaya ve anlatmaya çalışacağız. Bu çabamızdan ümidimiz odurki; Rabbimiz Rasulünün ağzından dökülen ve O’nun pâk hayatının ta kendisi olan dualarını bizlere idrak ettirsin ve onlarla bizi düzeltsin, ıslah etsin.
Allah (c.c.) Furkan suresi 77. ayeti kerimede şöyle buyuruyor: “Qul mâ ya’beu bikum rabbî lev lâ duâekum,..”
“Deki: şayet duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versinki…”
Evet, Rahman olan Rabbimiz Rasulü(s.a.v) aracılığıyle bizlere kendimizi Yüce katında değerli kılmanın formülünü böyle sunuyor: Rabbinizle diyalog halinde olun. Siz ona uzaksanız da O (c.c.) size son derece yakındır öyleki size sizden de yakındır! Sizi sizden daha iyi bilir! Sizin bunun farkında olmayışınız bu gerçeği değiştirmez. O halde değişmeyen bu hakikate göre Rabbiniz huzurundaki duruşunuzu belirleyiniz.
Duamız kadar değerimiz var! Rabbimizdenistediğimiz kadar değerliyiz! Hiç istemiyorsak hiç değerimiz yok! Çünkü her şeyimizi ama her şeyimizi her an Kendisine muhtaç olduğumuz Rabbimizden bilmiyorsak Rabbimize karşı bir müstağnilik içerisindeyiz demektir.
Dua etme ‘alışkanlığımız’ yoksa veya dua etmeye çok az zaman ayırıyorsak Allah
katındaki değerimizde bununla orantılı olarak belirlenir. Rabbimizi ne kadar
gündeminmze alıyorsak sbzde o kadar Rabbimizin gündemindeyiz! Çünü biz O’nu ne
kadar anıyorsak O’da bizi o kadar anıyor! Öyle buyuruyor Rabbimiz : “Fezkurûnî ezkurkum…” “ Beni anınki bende sizi anayım…” Bakara/152
Yine şöyle buyuruyor: “..nesûllâhe fe nesiyehum…” “Onlar Allah’ı unuttu Allah’ta onları unuttu…” Tevbe/67 Onlar Allah’ın dilemesi ve kudreti sayesinde yeryüzü hayatına geldiklerini ve yaşamlarını yine buna bağlı olarak devam ettirdiklerini unutarak Allah’ı göz ardı ettiler gündemlerinden çıkardılar Allah’ta onları değer verdiği kullarının listesinden çıkardı. Rabbimiz bizlerden kendisinden istememizi murad ediyor ve bu
anlamda Kur’an’da bize bol bol dua örnekleri veriyor.
“Ud û rabbekum tedarruan ve hufyeh, innehu lâ yuhıbbul mu tedîn.” “Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez.” A’raf/55
Kur’anı Kerimde zikredilen dualarla hem dua etmenin ehmemmiyeti vurgulanmış oluyor ve hemde nasıl dua edileceği Allah’tan ne istenip ne istenmeyeceği öğretiliyor. Allah’a dua etmemenin Allah’a karşı kibirlenme/büyüklenme olduğu belirtiliyor. “Ve kâle rabbukumud’ûnî estecib lekum,..” “Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim.” Mü’min/60
Öyle bir peygamberin ümmetiyiz
ki O(s.a.v) yaşamın her noktasında Rabbi ile iletişim halinde. Üzerindeki ve
etrafındaki her nimeti Rabbinden bilmekte ve bunu sık sık dile getirmekte.
Sabah yatağından kalkışından tutun gece yatağına girip uyuyuncaya kadar Rabbine dua etmekte, yukarıdaki ve benzeri ayeti kerimeleri hayatında ete kemiğe büründürmekte. Evinden çıkıp tekrar evine girerken, memleketinden ayrılıp tekrar memleketine dönerken, gündüz olduğunda gece olduğunda, bir toplantıya başlarken toplantıyı bitirirken, bir bineğe (araca ) binerken, ezan okunurken ezan bittiğinde vs. bu yazımızın dar sınırlarına sığdıramayacağımız kadar çok zaman ve yerlerde Allah Rasulunün(s.a.v) sürekli olarak dua ettiğini görmekteyiz.
Yukardaki ayetin (Furkan/77) en kapsamlı tefsiri sevgili Nebimizin şu
hadisleri ve benzerleri olsa gerektir. “İnsanların en acizi dua etmekten aciz olandır…” Taberânî, el-Mu’cemü l-Evsat) “Allah’a duâdan daha üstün bir şey yoktur.” (İbn Mace, Dua:27) Bu kapsamda şu hadisi şerifinin üzerinde de hassasiyetle
durmamız gerekir. “Dua ibadetin (kulluğun) iliğidir. (özüdür)” Tirmizi Da’avat. Dua etmeye üşenen, Rabbine gönlünü açamayan kişinin insanların en acizi olması nasıl olur? Duanın ibadetin(kulluğun) iliğinin, özünün olması ne demektir? Bu husus bizlerce sürekli olarak ihmal edilen ve fakat ihmal etmeye hiç gelmeyen son derece ehemmiyetli bir konudur.
Rasulullah’ın dualarının
içeriği nasıldı? Rabbinden neler ister
neler istemezdi? Nelerden Rabbine sığınırdı? Neden sürekli olarak hamd
halindeydi? Neden sürekli olarak
kendini hatalı kusurlu görüyor ve görevini layıkıyle yapamadığının kaygısını
çekiyordu? Soruları çoğaltmak mümkün. Sevgili Nebimizin hayatından hiçbir zaman
çıkmayan ve artarak devam eden duaları O’nun (s.a.v.) ahlakıydı! Rabbine yakardığı hususlar O’nun kişilik ve
kimliğini oluşturuyordu. Rasulullahı iyi tanımak O’nun dualarını iyi anlamakla
mümkündür. Çünkü Kendisinin ifade ettiği gibi dua kulluğun özüdür ve insanın
Yaratanına olan duası onun kulluğunun
niteliğini, ortaya koyan en önemli göstergedir. Allah katındaki kaliteniz
Rabbinize gönülden ve sadece ikinizin arasında kalacak şekilde ifade ettiğiniz ihlas
dolu cümlelerde kendisini gösterir. Samimi dua sahibini kal’den hal’e geçirir. Yani
kişinin ağzından dökülen sözler azalarında davranışa dönüşür. Böylelikle dua
yaşamın ta kendisi olur. Bu yaşamın rotasını duanız/sözleriniz belirler. Yani
sözlerle kendimize Rahman’a giden bir yol açar ve yine o sözlerle yürürüz. Dualarımız
hayatımızın fiili yönünü programlar.
Rasulullahın ağzından dökülen
ve her bir kelimesi bir derya olan bu duaları anlamaya çalışmak bizleri:
1- Rasulullahı daha iyi tanımaya ve anlamaya götürür
2- Allah’a nasıl dua (kulluk) edileceğini öğretir
3- Duaların ahlakını kuşanmaya sevkeder (hayat dua, dua hayat olur)
Bizler Rasulullahın dualarını anladığımız kadar O’nu anlayabilr ve O’nu anladığımz
kadarda kendimizi anlamaya,tanımaya teşhis ve tedavi etmeye imkan buluruz. O
aynayı zihnimizde ne kadar berraklaştırabilirsek karşısına geçtiğimizde kendi
eksikliklerimizde o kadar iyi tespit edebileceğiz demektir. Rasulullaha ne
kadar puslu ve bulanık bir bakışla bakarsak bu hatalı bakışa oranla kendimizi
de o kadar puslu ve bulanık göreceğiz demektir. O yüce Nebi Rabbimizin
bildirdiği şekliyle bizler için en üstün bir modeldir. “Lekad kâne lekum fî resûlillâhi usvetun hasenetun limen kâne yercûllâhe
vel yevmel âhıre ve zekerallâhe kesîrâ”. “Andolsun ki, Allah ın elçisinde sizin
için, Allah a ve ahiret gününe kavuşmaya inanan ve Allah ı çok anan kimseler
için en güzel bir örnek vardır.” Ahzab/2
O halde bu modeli ne kadar iyi analiz eder, ne kadar iyi tanır ve kavrarsak kendimizi o oranda tanıma ve düzeltme imkanımız oluşur. Her ne kadar Nebevi dualar bizler tarafından ezberleniyor okunuyor ise de maalesef onları anlama çabası yok denecek kadar az ve sanki onlar sihirli sözler gibi tekrar etmekle kendilerinde fayda elde
edileceği anlayışı üzerine ezberlenip okunuyorlar. Burada bir tespit yapma
durumundayız! Belki çok yerinde bir tespit olarak görülmeyebilir ancak; bu
çağın mü’minleri olarak bizlerin Rasulullahın en çok ihmal ettiğimiz özelliklerinden
birinin ‘çokça dua eden bir kul’ olduğu özelliği kanısındayım.