1950- YILINDAN BERİ BATI, EMPERYALİZMİNİN-İSTEDİĞİ OLDU.
?Çok partili ve serbest seçim sistemine geçtiğimiz 1950 yılından sonra milletimiz, siyasi yelpazenin sol cenahında yer alan insanların niyetini doğru okumuş, icraatlarını iyi değerlendirmiş ve o günlerden bu günlere kadar sosyalizmi kurtuluş yolu olarak lanse eden o kitleye iktidar görevini tevdi etmemiştir, muhtemeldir ki bundan sonra da vaziyet böyle devam edecektir. Çünkü siyasetin bu modelini şiar edinenler ile millet arasında "kan uyuşmazlığı" olduğunu herkes biliyor.
Ne var ki, aynı milletin mensupları siyasetin öbür cenahında rol yapan ve kapitalizmi ."huzur sokağı" pozisyonuna büründürerek, kurtuluşu başka adreslerde arayan sözde sağcı insanların durumunu iyi ve doğru teşhis edemedi. Hem sosyalizmin, hem de kapitalizmin yahudi menşeli bir oyun ve tuzak olduğunu, İslâm´ın kendine özgü bir hayat modeli bulunduğunu ve her Müslümanın bu modele uygun yaşaması gerektiğini bu millet Müslüman olmalarına rağmen gereği gibi maalesef anlayamadılar.
Türkiye üzerinde "derin ve kirli" hesabı bulunan malum mihraklar, yerli işbirlikçi piyonlarını çok iyi kullandılar. Ve onlar vasıtasıyla beyinlerimize öyle nüfuz ettiler ki, ehl-i küfrün, bizleri kapitalizme mahkûm etmek için sosyalizmi öcü göstermelerini dahi kavrayamadık. Bizi bu çirkef hayat modeline razı etmek için "sosyalizm´i ölüm, kapitalizm´i de hastalık" olarak lanse ettiler, bizler de "ölmektense hasta olarak yaşamak iyidir" mantığını "iman esası" gibi kabullenir ve savunur hale geldik. Daha açık ifade ile pirincin içindeki siyah taşları ayıklama becerisini gösterdik, ama beyaz taşların taş olduğunu ya anlayamadık, ya da kabullenemedik. Neticede, içimizden çıkan ve bizden görünen sağcıların eliyle dişlerimizin kırılmasına rıza gösterir olduk.
?Düşünebiliyor musunuz? 1950 yılından beri batı emperyalizminin paralı askerleri mesabesindeki sözde sağcı iktidarlar insanlarımızı manevi olarak uçurumun kenarına getirip bırakmışlardır, ama buna rağmen faturayı bu zaman içinde doğru-dürüst iktidar olamamış olan solculara, sosyalistlere kesmekten de geri kalmamışlardır. Neticede ülkemizde oynanan bir tiyatrodur ve bu tiyatroda sağcılar da solcular da ağa beyleri tarafından kendilerine verilen rolü oynamaktadırlar. Önemli olan oyuncuların rolü değil, oyunun senaristi ve konusudur. Bizi 50-60 senedir boş şeylerle oyalıyorlar.
?Daha doğrusu bizler millet olarak, işin reklam kısmını gerçek zannettik, perdenin arka kısmında gelişen olayları göremez-hissedemez bir hale düştük. Dünya üzerinde söz sahibi olan siyaset mühendisleri, başımıza musallat ettikleri ve inançlı insanların eliyle orada tuttukları piyon idarecilere reklâm kabilinden bir-iki icraat yaptırdı, bizler hep bunlarla oyalandık, onları savunur olduk. Hülasa bu arada kaybettiklerimizin muhasebesini yapma fırsatını bize fazla gördüler.
Birileri "fazla karamsar olma kardeşim. Kaybettiğimiz ne var ki, bu kadar dertleniyorsun" şeklinde itiraz edebilir. İlk bakışta haklı da zannedilebilirler. Ama ne var ki, durum gerçekten vahim ve bizler hakikaten manevi alanda büyük kayıplara uğradık. Üslubumdan ve böyle fincancı katırlarını ürkütebilecek konulara değinmemden bazılarının rahatsız olduğunu çok iyi biliyorum. Gel gör ki, inanmış bir insan olarak, inanan insanların manen felakete sürüklenmeleri karşısında sessiz kalmayı bir türlü içime sindiremiyorum. Ne felaketi mi? hacıların-hocaların, müridlerin-mürşidlerin, abidlerin-zahidlerin, tarikat - cemaat önderlerinin, kariyer sahibi akademisyenlerin-ilahiyat profesörlerinin, imamların-müezzinlerim ve müftülerin, kendi deyimleri ile dindar ve muhafazakârların, kapitalizm denilen şu gayri İslami küfür nizamını kabullenmesinden, ona kan ve can vermesinden, bu meyanda zina, faiz ve domuz gibi haramların serbest bırakılmasını siyasi kaygılarla meşru görmesinden, sessiz ve tepkisiz kalmasından, itiraz etmemesinden daha büyük felaket, daha büyük kayıp olabilir mi?
Selam ve dua ile....
Milli Olmak Gerek Beyim
Bu Vatanı seveceksen
Milli olmak gerek beyim
Kötülüğü kovacaksan
Milli olmak gerek beyim
Solcu yedi doydu gitti
Sağcı geldi soydu gitti
Haçlı cana kıydı gitti
Milli olmak gerek beyim
Mana gerek her bir söze
İman doldurmalı öze
Var mı söyle başka söze
Milli olmak gerek bize
Dünya malı yolcu değil
Avrupalı elçi değil
Modernlik ölçü değil
Milli olmak gerek bize
Tutuşalım biz el ele
Düşmeyelim dildin dile
Muhtaç etmeyin yâd ele
Milli olmak gerek beyim
Refik KUTLU 06.10.2015
(Kül. Bak. Halk. Şairi)Sivas