reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Gün Aydınlığı

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

<br />.ExternalClass p.ecxMsoNormal, .ExternalClass li.ecxMsoNormal, .ExternalClass div.ecxMsoNormal<br />{margin-right:0cm;margin-bottom:10.0pt;margin-left:0cm;line-height:115%;font-size:11.0pt;font-family: Calibri , sans-serif ;}<br />.ExternalClass .ecxMsoChpDefault<br />{;}<br />.ExternalClass .ecxMsoPapDefault<br />{margin-bottom:10.0pt;line-height:115%;}<br />@page WordSection1<br />{size:595.3pt 841.9pt;}<br />.ExternalClass div.ecxWordSection1<br />{page:WordSection1;}<br /><br />

Sabah işe gitmek için hazırlıklarımı yapıyorum. Kapıyı aralıyor ve ev halkına veda ediyorum. Ceplerimi yokluyorum, telefonum, anahtarım ve çantam her şey yerli yerinde ve devam ediyorum. Kapında çıkarken yarım kalan uykumu alıyorum yanıma. Dilimde birikmiş dualarımı. Güne güzel başlamanın umudunu iliştiriyorum yakama. Biraz somurtkanlık yüzüme, kimseler laf söylemesin diye. Biliyorum birazdan güneş görecek beni ve tebessümüyle neşe katacak hayatıma. Ayakkabılarım her gün yürüdüğü yoları biliyorlar ve ben onlara uyarak yoluma devam ediyorum. Kaldırımlar, çiçekler, ağaçlar sıra olup geçişimi bekliyorlar. Ben geçip gittikten sonra akşama kadar toparlanıp başka bir iklime taşınabilirler. Günü gün edip başka dünyalarda başka işlerle uğraşıp hayatlarını yaşayabilirler. Ve ben akşam olup evime dönerken tekrar eski yerlerine gelip eski düzenlerini alabilirler. Bende neler olduğunu fark etmeyebilirim. Ama onlar öyle yapmıyorlar, sabırla ve sükunetle akşamın olmasını bekliyorlar. Ben akşam olup da eve dönerken herkes eski yerinde ve eski düzeninde ayak seslerimin çıkardığı melodiye eşlik ediyorlar. Rüzgar vokal yapıyor sağa sola salınıyorlar. Yolumun üzerinde bir türbe var, onun yanından geçerken kendimi edeple geçmek zorunda hissediyorum. Kaç yılında yaşamış, ne kadar gün görmüş bilmiyorum ama saygı değer birisi olduğuna kalben inanıyorum. Hatta bana öyle geliyor ki buradan selam vermeden geçersem gücenecek gibi geliyor. Ve yine onun için dua etmeden geçersem bir kendimde büyük eksiklik hissediyorum. İyiliğin sadece maddi şeylerle sınırlı olmadığına inanıyorum. O yüzden güneşe yüzümdeki asıklığı alıp yerine neşeli bir gülümseme bıraktığı için müteşekkirim. Yoksa akşama kadar çekilmez bir adam olurum.

Her gün saat sekiz civarı üst geçide yaklaşıyorum. Elimde çantam kafamda güne ait yeni ve düne dair atılmayı bekleyen düşünceler. Çok defa yeni bir başlangıç duygusuyla yürünen yollar. Ve hep bu geçide gelince sekteye uğrayan düşünceler. İşte böylesi zamanlarda günün değişmez manzarasına eklenen bir geçit töreni.

En önde boğazını sıkarcasına başı örtülü ve başörtüsünün üzerinde bir avcı şapkası takmış bir kadın. Ellili yaşlarda kısa boylu ve yürüyüşünden dünyaya geliş sebebini bilen biri edası olduğu anlaşılan bir kadın. Üzerinde derme çatma kıyafetleri. Kış aylarında bir kaban. Yakaları tüylü ve boyu kısa. Yaz aylarında çiçekli entarisi. Elinde sürekli dünyayı taşırcasına ağır duran beyaz bir poşet. Poşetin içinde kim bilir neler var diyorum ve sürekli merakımı celbediyor. Düzensiz salınımlarla yürüyor. Arkasında bir gurup ve büyük bir intizamla onu takip ediyorlar. Ben deyim beş siz deyin sekiz köpek. Bu intizamda onlara başıboş demek gelmiyor içimden. Bunların bir çoğu kulaklarına belediye tarafından küpe takılmış ve sokaklara bırakılmış köpekler. Gazetelerde bu köpekler için barınaklar yapılacağını öğrendiğimde bu kadın yalnız kalacak diye üzülmüştüm. Ama şimdi görüyorum ki üzülmeme gerek yokmuş. Kadın önce köpekler arkada yürüyüşleri sürüyor. Bir koro şefi edasıyla korosunu idare eden bu kadına geçit töreni bitinceye kadar uykulu gözlerle bakıyorum. Nereye kadar yürüyorlar orada ne yapıyorlar bilemiyorum. Sabah yürüyüşlerimin vaz geçilmez manzarası. Onları görmediğim gün büyük bir eksiklik hissedeceğime inanıyorum. Ve dünyada her şeyin madde ile ölçülmeyip başka tatlar da olduğuna olan inancım artıyor.

Eğer bir gün, bir sabah sabah bu yaptıklarımı yapmazsam, sokağa çıktığımda kaldırımlar, ağaçlar, çiçekler ve türbe yerinde durmuyorsa. Suratıma o iğrenç asıklığı almamışsam. Uykum yoksa ve onu da yanıma almayı istememişsem. Elimde çantam, dilimde duam, bana eşlik eden ayak sesim yoksa. Bu kadın köpekleriyle beraber aynı istikamete yürümüyorsa. Ve güneş beni uyarıp tebessüm taktırmıyorsa yanağıma, kulak kabartın dostlar sala veriliyor olabilir. Ve o salanın bir yerinde benim adım okunuyor olabilir. Hazırlanın omuz verilecek bir tabut hazırlanıyor demektir

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...