reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

İddia ve liyakat

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İddia ve liyakat

Bir dostum gençlere neler tavsiye edersiniz diye sordu geçenlerde. Bu soruya cevap vermek hem zor hem de biraz can sıkıcı.

Zor çünkü her bir genç ayrı bir alem. Bir kitap tavsiye et denince, iyice tanımadığınız birine vereceğiniz kitabı seçmek zorsa bu da öyle bir durum.

Can sıkıcı çünkü cevap verirken hak etmediğiniz bir makama kurulduğunuz ve oradan konuştuğunuz duygusuna kapılıyorsunuz. Ne vaizim ne de arif. Bildiklerim kadar değilim... Söylemeniz bekleniyor...

Kaçmanız mümkün görünmüyor. Verebildiğim cevap hayat kılavuzu Kur an ve yürüyen kitap Peygamber (AS) a baksınlar deyip sıyrılıyorum çoğu zaman.

Oralardan devşirmeye çalıştığım birkaç notu paylaşmak istedim bugün...

Yüreğimizin genişlemesi için duaya ihtiyacımız var.

Elbette ki duamız gayretimizle irtibatlı. İsteyince yönelmek gerekmez mi?

Yönelmezsek istediğimizi söyleyebilir miyiz?

Nerede fikir, şiir, sanat varsa hikmet ve hakikat arayan, kulak kesilmek iyidir. Çünkü modern vakitlerde en çok akıl ve yürek hırpalandı.

Nerede hakikatten sözeden esaslı bir bahis varsa ilgili olmalı.

Seni değerli kılan değerlere yönelik her bir söz ya da işe iştahlanmalısın.

Müslümanın diğer bir müslümana "hangi gerekçeyle olursa olsun" gadrine uzak durmalı. Size su-i kasdeyleyen biri, mümkünse sizinle karşılaştığında maksadından haya etmeli. Bu hususta arızalarımız varsa-ki var-ıslaha niyet etmeli önce.

Vahdeti yüreğinde tesis etmeli ki "kardeşlik iddiası" boş bir lakırdıya dönüşmesin.

Kirletip tarumar ederek dili ve kalbi, sonra fethine talip olunmasın dünyanın..

Yapıp ettiğiniz işler size, tümüyle sizin eseriniz oldukları düşüncesini telkin edebilir. Sakın inanmayın. İrili ufaklı tüm iktidarların, "sözde iktidar" olduğu hakikatini asla gözardı etmeyin. Yoksula yedirdiğinizde mülkünüzden ihsanda bulunduğunuz vehmine kapılmayın.

Bir gün bir makama oturduğunuzda dikkat edin yüreğinizi sürmeyin sümenaltına. Ve kalkmasın telaşla ayağa siz girince insanlar. Abartılmış hürmetler yerine dua talep edin etrafınızdakilerden.

İlla bir şeyler söylemek zorunda hissetmeyin her sorulana. Ve her tartışmada bir fikriniz olmasın varsın.

Vahyin ve kendinizin bilgisine erişmeye çabalayın. Bilgiyi eylemek için talep edin. Ta ki faydasız olmasın.

Bugün yeryüzü derin bir sapkınlığa meylediyor ve fıtrattan uzaklaşıyorsa, bu müslümanların sahip oldukları değerlerin değerini yeterince takdir edemeyişleriyle ilgilidir.

Yapıp ettiklerinin ve görünür başarılarının bir büyük takdir içerisinde cereyan eden işler olduğunu unutanlar, değerleriyle irtibatlarını yeniden yoklamalıdır. Ne mülk sizin olacak asla, ne de iktidar...

Çarpık ve huzursuzluklar üreten bir dünyanın gönüllü mahkumu olmaya zorlanıyor insan. Satın aldıklarımız karşılığında rehin bırakıyoruz ruhlarımızı.

Modern zamanlar, evsizlikle, aşsızlıkla, işsizlikle korkutmaya devam ediyor bizi. Korkutarak tutsak alıyor. Aman kriz geldi geliyor. Kriz gelirse de onu fırsata dönüştürmemizi telkin ediyor sürekli. Peki neyin fırsatı?

Hakikati, görünür gerçekliklere kurban etmemeyi artık öğrenmeli. Mevcut dünya düzeninin, insanlığın erişebildiği ve kendisine mecbur olunan bir hakikat durumunu temsil etmediğini yüksek sesle söyleyerek akideyi tazelemeli. Kendisinde ve etrafında gördüğü sapmaları bir zaruret gibi takdim etmekten vazgeçerek kendisinin heva ve heveslerine dayalı vesveseler olduğunu itiraf etme dürüstlüğünü göstermeli.

Yetmezmiş gibi verili dünya düzenine meylini meşrulaştırabilmek maksadıyla ayetler ve hadislerden kendisine payanda üretmeye kalkışmamalı. Hiç değilse bu küstahlığa düşmemeli.

Korumaya ve sürdürmeye çalıştığımız hayatların niteliğini gözden geçirmeli. Neyi, neleri sakınıyor ve kimi, kimleri gözetiyoruz? Üzerine titizlendiklerimiz, yitirmekten korktuklarımız arasında neler var? Bu sorulara verdiğimiz dürüst cevaplar nasıl bir hayat sürdüğümüzü ve nasıl bir sonuca doğru yol aldığımızı ele verecek.

Mesela helal ve haram kavramları ruhunuzda nasıl tesirler meydana getiriyor şimdilerde? Büyük harflerden kurulu propagandalar bizi hakikate yaklaştırıyor mu acaba? Yoksa büyük iddiaların ardına saklanan zaaflarımız dolayısıyla gündelik hayatımızı hakikatle irtibatlamaktan kaçıyor olmayalım sakın?

Öyle ya... İddiamız hakkı temsil.

Haktan cüzler taşıyor mu önceliklerimiz, kaygılarımız ya da ilişkilerimiz?...

Alışverişimiz, sözlerimiz, meşguliyetlerimiz?..

Sevdiklerimiz, kızdıklarımız, mübtelası olduklarımız, nefret ettiklerimiz?...

Yüreğimiz yetiyorsa soralım bir bir...

Yapıp ettiklerimiz niyetlerimizle değer buluyor. Neyi diliyor ve neye meylediyorsak o dairede işliyor akıl ve kalp.

Bir kafir gibi düşünmeye başlayınca insan imanını yalanlayan eylemlere meylediyor. Ya da mü min gibi düşününce küfre mesafe alıyor.

Sohbete devam edeceğiz inşallah....

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...