GURBETTEN HASRETE YOLCULUK 10
O çayırda geçen zamanlar?
O yıllarda herhangi bir mahalleyle maça gideceğimiz zaman, bir arkadaşımızın, evden çıkıp gelmesini beklemek onun, geldim/geliyorum diye görüntü verip kaybolması, dolayısıyla bizi bekletmesi?
Bugün bile o kuşakların o günlere dair yaptıkları sohbetlerde;?O arkadaşın, ?bizi bekletmesi? başına bir kakıncı olmaya? hala devam etmektedir. Bu duruma o gün, bizim takımımızda olan Tayyar Karakaya ise, hepimizden daha fazla kızar ve celallenirdi!
O zaman o çayırda bizim futbol oynadığımız herhangi bir zaman da Fadime Nine (Derdiment) o çayırın yanından geçecek olsa, Hasan´ın. ?herkes olduğu yere çöksün ebem geçiyor!? komutu bizleri olduğu yere çöktürür, artık yürümekte zorlanan Fadime teyzenin bizi oradan geçerken görmemesi beklenirdi.
Aşık Derdimend ise, elindeki bastonu ile, kendini taşımakta zorlanan ayaklarını zorluklarla atarak, her adım arasındaki uzamış mesafeleri kat etmeye, evin önünden karşı duvarın yanındaki gölgeliğe veya gölgelikten eve doğru yürüyerek gidip gelmeye çalıştığı günleri ve zamanları yaşıyordu.
Çünkü bizim orda ki oyunumuzun çayırın otlarına verdiği zarar hoş karşılanabilir gibi değildi. Ancak o futbol oyununun içinde veya yanımızda Bünyamin ağabeyin (tabi bize futbol öğrettiği anlarda) bulunduğu bir zaman ise?
O çayırdaki oyunumuz nedeni ile otların ezilmesinin, o ailenin o yüzden gördüğü zararın ne olduğu gibi hususlar kimsenin umurunda olmadığı gibi kimsenin de ?görünmeyelim? diye bir derdi olmazdı.
Sanki Bünyamin abinin olmadığı zamanlarda, aman görünmeyelim diye yaptığımız dikkatlerin acısı çıkarılıyor gibi, o çayırda daha fazla koşar, haliyle çimleri daha fazla ezerek o çimlerin belki de biçilmemesine sebep olurduk.
O ailenin Bünyamin sevgisi, ne ona ne de orada oynayan çocuklara; bir şey demeyi kimsenin aklına getirmezdi.
Bünyamin abiye o ailenin sevgisi bir başkaydı. O başkalık sadece ailesi için değil Bünyamin ağabey bizim içinde bir başkaydı.
Gün gelip Kangal Sporda futbol oynamaya başladıktan sonra ve Bünyamin abi ile aynı takımda olmanın kısmet olduğu zamanlar da? Bünyamin abi´nin gurubu olan arkadaşları ile onların evine çay içmeye birkaç kez gittiğim olmuştu. O anlarda annesinin, Bünyamin abi ve arkadaşlarına gösterdiği,? bir nevi hürmeti? o zamanlarda yine çok iyi fark etmiştim.
Onunla aynı takımda futbol oynadığım zaman kendime ve takıma olan öz güvenim daha da artar, maç nasıl başlarsa başlasın; sonunda nasıl olsa galip olan biz olacağız diye bir his taşırdım. Benim sağ açık onun santrfor olduğu o yıllar da futbol oynamak ise ayrı bir zevkti.
Onunla Teksas/Tommikis alışverişlerimiz ise hiç unutulacak gibi değildir. Öyle zannediyorum ki hangi yaşta olursak olalım ne o, nede ben Teksas ve Tommikis okumaktan hiç vaz geçmedik.
Bizim kuşakların genel görüşü; onun çok farklı biri olduğu yönündedir. O, küçükle küçük; büyükle büyük olan, atletik, sempatik iyi niyetli, coşku sahibi ve çağdaşlarından çok farklı hal ve davranışı olan bir insandı.
Hayatı futboldu. Bizim o çayırda top oynadığımız çocukluk yıllarımızda o Kangal Sporda kaleci idi. İşte o dönemlerde yeter ki bir eline ben veya Mustafa geçelim, (Bu cümleyi kendi ismini söyleyerek kuran ve kurmakta haklı olan elbette çok insan vardır.) O kaleye geçer, bizim ona attığımız şutlardan biz yorulur, ancak o uçmaktan, yaptığı plonjon´lardan asla yorulmazdı. (Kim bilir belki de böylesi an ve zamanlarda Hasan bir hayli memnun oluyordur!? Eee nede olsa kendine dinlenecek bir fırsat doğuyordu.)
O Kangal sporun gelmiş geçmiş en iyi kalecisi, daha sonra da (Askerden geldikten sonra) en iyi santraforlarından biriydi.(Yıllar sonra polis olmuş daha sonra Kangal a gelirken genç yaşta elim bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetmişti. Alla rahmet etsin. Mekânı cennet olsun, ruhu şad olsun. Âmin.)
Haftaya devam edelim inşallah?