reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Hayatın içinden(4)

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Olduğu gibi görünmek, göründüğü gibi olmak?

Hayatın içinden(3) başlıklı yazımızın son cümlesi;?Bunu yapabilmek içinde elbette elde sağlam ölçüler olması gerekiyor? diye sona ermişti. Bu konuyu biraz daha açacak olursak. Nasıl ki; mesafelerin, ağırlıkların bir ölçüsü, bir ölçü birimi varsa elbette, insan ve insan hayatının içerisinde insana ait her türlü muhattabiyettede ölçüye, ölçülere ihtiyaç vardır.

Hayatımızı en iyi şekilde ideme ettirmek için vaz geçilmez ölçüleri bilip o ölçüleri hayatın içerisinde uygulamak insanın her işini, karşı karşıya kaldıkları durumlarda ki tutum ve davranışlarını ona göre ayarlaması haliyle kazançlı ve faydalı bir sonuç doğurur.

Her seferinde ölçüsüzlük, yanlış ölçü, insana zarardan başka bir şey getirmez. İnsan arası ilişkilerde o ilişkilerin ön gördüğü ölçü sağlanamazsa herkesin çok iyi bildiği gibi bir dengesizlik ortaya çıkar. Elbette hiç kimse en küçük bir konuda bile olsa, dengesiz biri olarak görülmek kabul edilmek istemez.

Hal böyle iken nasıl olurda bir takım insanlar hem kendi hayatlarını, hem başkalarının hayatlarını, belki kendi ahretlerini, elbette bulundukları makam ve konum itibari ile ve yine durum ve derecesine göre, bütün bir ülkenin insanlarının hayatını, etkileyecek konularda ölçüsüzce davranırlar?

Konumuzun esasına dönecek olursak? Her dönemde; farklı algılara göre hareket etmeyi huy etmiş olanlar, ?her dönem?, o dönemin muktedirlerine taraftar olma mecburiyetini hisseden akıl ve fikir sahipleri?

Her devir in? öncesi ve sonrasındaki yaptıkları ele alınınca ortaya çıkan dengesiz tutum ve söylemler bazında ki zararlarının sadece kendileri ve kendi şahısları boyutunda kalmadığını ve kalmayacağını da bir türlü anlamıyor veya anlamak istemiyorlar.

Hele de birilerinin kendilerine güvenlerinin arttığı,?kendi konumlarının hiç değişmeyeceğini sandıkları, ?o dönemlerde; başka fikirlere hayat hakkı tanınmadığı, başka fikirlerin mahkûm edildiği zamanlarda? Olur ya, birileri farklı bir fikir ileri sürecek olsa mesela biri;

Hürriyetler, Demokrasi İnsan haklarına yönelik iki kelime okusa, konuşsa, şu konuda da,?şu mesele? şu şekilde olmalı her halde dese o anda o kişilerden, zıd yönde bir karşı duruş, olumsuz bir bakış, açıları, hemen ortaya serilmeye başlıyor.

Öyle ya bu değerler onlara o zaman için lazım değil. O zaman kendilerinin taraf oldukları ?adresler? hep övülmeli ve onlara, onların, uzantılarına bir nevi haklı haksız durumlarına bakmadan biat edilmesi gerekiyor!

Böyle durumlarda insan tabiri caizse neredeyse çile den çıkıyor. Onların bilmedikleri çoğunun hayatında yeri ve kıymeti olmayan, Mesela;?İnsan inandığı gibi yaşamalı?? olduğu gibi görünmek, göründüğü gibi olmak, her kişinin karı olmasa da, ?bu hal? er kişinin karı olmalıdır diyecek olsanız?

Hemen tamamda,? kim inandığı gibi yaşıyor ki?? diye başlayan, arkasından bir sürü insan davranışları, olumsuz örneklerle önünüze kaldırıp atılıyor

Herkes cüreti, kendi öz güveni oranında ufak veya büyük veya biraz perdeli perdesiz olmak üzere; çeşitli, ima veya söylemlerle:? Er kişi de ne demek miş, er kişimi kaldı?? yolu eleştirel tutumlarla karşılanıyorsunuz.

Burada hemen Akif´i hatırlayıp yad edebilir siniz isterseniz. Onun;?gelenin hatırı için geçmişe kalkıp sövemem? diyen mısralarını hatırlayabilirsiniz. İşin garibi;? her dönemin muktedirlerinden olanların,? gelenin hesabına geçmişten vazgeçmeleri bir iki değil ki hangi birinin hatırını saysınlar.

Geçmişe kalkıp sövmekse zaten kendilerinin varlık çizgisi, neredeyse hayat felsefeleri olmuş durumda,

Eh, elbette herkes öyle olmuyor/olamıyor?hatırı? her zaman kıymetli ve güzel görenler için, hatırı sayılması gerekenlerin ne geçmişini nede geleceğini ıskalayıp geçmek mümkün olmuyor. Aynı zamanda en büyük hatırın; Hakkın hatırı olduğunu bilenler için, ?Hakkın hatırı âlidir hiçbir hatıra feda edilmez? deniyor ve o hatır,? hiçbir şeye feda edilmiyor.? Binlerce şükür ki bunu bilenlerde bulunuyor.

Ne gariptir ki ?Kim inandığı gibi yaşıyor? diye? söze başlayan itiraz sahipleri, birde başka insanları kendileri gibi olmadıkları için suç işleyen biri gibi yanlış görmeleri yok mu bu hal, en hafif deyimle; tam evler şenlik bir durum!

Ne yazık ki;?akılların nanay, fikirlerin şinanay? olduğu zamanlarda öyle kimse kolay kolay kendi fikirlerinden başkasının fikirlerini kabul etmiyor.

Olsun yinede olduğu gibi görünmek, göründüğü gibi olmak, her kişinin karı olmasa da, ?bu hal? er kişinin karı olmalıdır diye yazımı ben bitirmek isterken, bu arada;? kim inandığı gibi yaşıyor ki?? diyen sesler kulağıma geliyor olsa da? İnşallah siz okuyucularımızın çoğunluğunun böyle demeyeceğinize inanmak istiyorum.

İyi ve güzel günler dileği ile?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...