reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

ÇAĞDAŞLIK KUR’AN ÇAĞRISINI ÇAĞA TAŞIMAKTIR.

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

ÇAĞDAŞLIK KUR’AN ÇAĞRISINI ÇAĞA TAŞIMAKTIR.

Kur’anın nüzulünün 1400. yılı olması münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığının öncülüğünde yapılan çalışmaları dikkate değer buluyorum.

Daha önceki yıllarda Peygamberimizin Rebiyülevvel ayının 12. gecesinde doğuşunu Kutlu Doğum diyerek adlandıran ve daha sonra bunu tüm Türkiye’de ve dünyada coşkulu bir şekilde kutlanmasına vesile olan yine aynı teşkilat oldu.

Niyet belki o kutlu nebi’yi özellikle doğduğu o günlerde doyasıya anmak ve anlamak idi ama bugün yılın 365 gününde O’nu anmaya ve anlamaya çalışıyoruz. Dünyanın her bir bölgesinde artık Kutlu Doğum etkisini göstermektedir.

Birilerinin oluşturduğu sanal gündemlere rağmen İnsanlık âleminin gündeminden hiç düşmeyen bir peygamber olgusu ile karşı karşıyayız.

Çeşitli zamanlarda çizdikleri karikatürlerle onu resmetmeye, hicvetmeye ve karikatürize etmeye yönelik beyhude çabalara rağmen O’nun getirdiği temel ilkelerle soluklanan bir dünya ile karşı karşıyayız.

Bugün çağdaş Avrupa dünyadaki tüm gelişmelere bigâne kalamayacak kadar teknolojik ve bilimsel gelişmelere yönelmiş bir güce sahiptir. Bu güç gün gelecek tüm dengelerin sarsıldığı bir anda, bir takım buluşlarının kendilerini çıkmaza sürüklediği bir anda şaşmaz doğrularla dolu olan vahyi gerçekliğe sırılsıklam bağlanmak zorunda kalacaktır.

Gelişmeler o yöne doğru gitmektedir. Bugün gelinen noktada T.C’nde resmi olarak kutlanan bu günler gün gelecek tüm dünya ülkelerinin baş gündemlerine oturacaktır.

Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isteyenler o nurun gücünü bilmektedirler. Allah mutlaka nurunu tamamlayacaktır. Bugün tüm dünyayı yaşanmaz hale getiren küresel ve emperyalist güçler gün gelecek o nurun sağlam bir kulp olduğunu algılayacaklardır.

İnsanlık bir dönüm noktasından geçmektedir. Kahrıda hoş lütfuda hoş olan yüce Allah’ın yeryüzünde gezen halifeleri narı değil nuru tercih edeceklerdir. İnsan fıtratına en uygun olan din en son ve en yüce olan İslam Dini’dir. İslam Nurunun kalplere yer edeceği anlar çok yakındır. Dünyevi gücü elinde bulunduran, her türlü zorbalık ve tehditle ayakta kalmayı yeğleyen müflis ve de müfsit paradigmaların baş aktörleri ve onların kanlı ve kirli eli olan tüm işbirlikçilerinin akıbeti ne kötüdür.

Hz. İbrahim’in düştüğü ateşi güle çeviren aynı güçtür.

Hz. Yusuf’u düştüğü kuyudan çıkarıp kurtaran aynı güçtür.

Hz. Musa’yı sihirbazların gücü karşısında galip getirende aynı güçtür.

Hatta Mekke’nin öksüz ve de yetim Muhammed(sav)’ine 100 bin kişilik fetih ordusuna şan ve şerefle Veda Hutbesi’ni okutanda aynı güç yani vahyin gücüdür.

Bugün tüm dünya yanıyor. Filistin, Afganistan,Pakistan, Sudan, Yemen, Irak ..

Yakın tarihin karanlık sayfalarına şöyle bir bakacak olsak utanç duvarları oluşturanların yazdığı kara tarihten insan olarak utanmamak elde değil ki.

Hatta İslam olmayan ülkelerin birçoğunda küresel ve emperyalist çark Siyonist zihniyetlerin eliyle tüm insanlığa hayatı yaşanmaz kılıyor. İnsanlığın içinde bulunduğu bu vahim durumdan kurtuluşun elbette tek bir yolu vardır. Oda 1400 yıllık Kur’an geleneğinin derinliklerinde kaybolarak kendi asli hüviyetine kavuşmak.

Dün Peygamberin doğum yıldönümünü kutlamaya çalışan biz Müslümanlar artık bugün O’na Kuran vahyinin nazil oluşunun 1400. yılı etkinliklerini çok daha öteye taşıyabilmeli hatta bunu bir haftaya değil tüm yıla yayabilmeliyiz.

Hatta etkinliklerden öte Kur’anı tüm yüreklerde ve tüm bedenlerde etkin kılacak çabalar içerisine girmeliyiz.

Kur’anın belli ayetlerini değil 6666 ayetinin tümünü bireylerin, toplumların ve milletlerin gündemine taşımalıyız.

Kur’anda geçen sevgi, merhamet ve hoşgörü kavramlarını da aşarak çağa hikmet kavramını aşılamalı, geçmiş milletlerin helak oluşlarını anlatabilmeli, faiz illetinin toplumların başına ne belalar açtığını haykırabilmeliyiz.

Yeter mi? Tabii ki yetmez.

Hira’da yükselen o kutlu sesin 14 asırdır süren o ilahi yankısını Din-Medine- Medeniyet ekseninde tüm nesillerle ve tüm çağlarla buluşturabilmeliyiz.

Bu kutlu yürüyüşten nasiplenmek duasıyla!

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...