reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

GEÇİCİ YOLCULUKLAR VE

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

GEÇİCİ YOLCULUKLAR VE KALICI KONUTLARA KAVUŞMAK

Başlangıcı ve bitişi muhakkak gerçekleşecek olan ama zamanını tesbit ve tayin edemediğimiz adını ömür diye tanımladığımız bir hayatı yaşarız hepimiz. Biliriz ki bu sürdürdüğümüz ömür, yeryüzü coğrafyasının herhangi bir mekanında, akıp giden tarihsel sürecin herhangi bir zaman dilimi içerisinde sürüp gitmektedir. Yaşadığımız bu tarihsel süreç bizim bilemediğimiz ama bilinen bir noktadan başlamış yine bizim bilemeyeceğimiz ama yine bilinen bir noktada sona erecektir. Bizler ise bu başlama ve bitme noktaların herhangi bir kesitinde ama çok küçücük bir zaman dilimi içerisinde sürdürmekteyiz ömrümüzü Yani yaptığımız bu uzun süreç içerisinde kısa bir yolculuktur.

Burada dikkate değer olan iki temel nokta bulunmaktadır. Birisi, yapılan yolculuk, diğeri ise ulaşılacak yerdir. Yani gitmek ve gidilecek yer. Bu; belki hayat diye tanımladığımız herşeyin üzerine oturtulduğu mihenk noktasıdır, deneme ve sınanma dilimdir bir bakıma. Gitmek yani yolculuk, bir bakıma sınava hazırlanmaktır. Gidilecek yer ise sınav sonunda kazanılacak sonuçtur; mükafat yada cezadır. Sınava iyi hazırlanmak, güzel mükafat almak, sınava iyi ya da hiç hazırlanamamak ise, kaybetmek ve cezalandırılmaktır.

Bilinir ki bütün yolculuklar geçicidir. İnsan hep yolcu olarak kalmaz. Bir yerlerde daimi olarak ikamet etmek konumundadır. Bugün yeryüzü coğrafyasında yolculuk sürecindeyiz. Bunun için gidiş şeklimiz, yolculuğumuz ve yolculukta yaptıklarımız değer ifade etmektedir. Gitttiğimiz yerin önemliliği, gidişimizin nasılına ve niceliğine bağlıdır. Yolculuğun şekli ve hazırlığı; kalacağımız konağın ya da mekanın kalitesini etkiler ve şekillendirir. Bu nedenle, gidişimizi önemli kılan kalacağımız yerin özelliğidir. Nasıl gittiysek öyle karşılanır, öylesi bir mekanda ağırlanırız. Bu nedenledir ki, yolculuk ve yerleşik (mukim) olmanın kendine özgü esasları, özellikleri ve birbiriyle ilişkili ve birbirine yansıyan etkileri mevcuttur.

Bu iki ayrı uç gibi görünen aslında birbirinin devamı olan bir süreçtir. Biz yolculukta bu sürecin birinci evresi olan hazırlığı içeren ve yolculuk kısmını ömür diye tanımlayarak sürdürmekteyiz sadece.. Bu, şu an yaşadığımız dünya hayatıdır; geçici, sonlu ve kısa olanıdır. Diğer ise, öbür dünya hayatı dediğimiz, kalıcı ve sonsuz olanıdır. Yeryüzü coğrafyasında sürdürdüğümüz bu hayat, yolculuk diye bahsettiğimiz, öbür dünyaya hazırlık evresidir. Bir hazırlık ve sınav evresinden geçmekteyiz. Sözlerimizle, yaptıklarımızla ve verdiğimiz ahitle, bu kısa ve sonlu dünyada bir sınavın bir denemenin ve vermiş olduğumuz söze sahipliğimizin testini yapmaktayız. Yaptıklarımızla, yapmamız gerekipte yapmadıklarımızla ve tavırlarımızla elde ettiğimiz değerleri, ölümle bitirip, ahiretle yeniden başlayacağımız sonsuz hayatın başlangıcında ölçerek değerlendirip, sonucuna göre kalıcı olan bir konut konulacak önümüze.

Birey, herşeyden önce rahat etmek, huzurlu olmak, olabildiğince çevresinde var olan herşeyden en iyi şekilde yararlanmayı, onlara ulaşmayı, elde etmeyi arzulaması ve bu hususta çaba sarfetmesi en doğal bir olaydır. Ayrıca birey, sıkıntıdan, yoksulluktan, ızdırap ve çileden uzak olmak ister. Öyleyse nasıl olacakta, hem bu dünyada hem de öbür dünyada, en güzel yaşam süreçleri gerçekleşecektir. Ya da böyle bir şeyin gerçekleşmesi mümkün müdür?

Tüm bunların gerçekleşmesi, öncesi ve sonrası ile bu dünya ve üzerinde meydana gelen herşeyiyle birlikte bireyin varlığının ve varlık nedenin manası ile ilgilidir. Yeryüzü coğrafyasında eğer birey, tesadüflerin oluşturduğu bir gelişimin sonucu olarak yaşadığını ve her yaptığının bu dünyada kalacağını, ölümüyle birlikte ötesi olmayan bir dünyanın olmayacağını varsayıyorsa, bu dünyada bir takım erdemler adına özveride bulunmasının bir değeri olmayacaktır. Bitti sandığı dünyadan ayrıldığında, bu bitişin bir başlangıç olduğunu ve her yaptığının envanterinin önüne konulup değerlendirme yapıldığı bir dünyaya yeniden başladığında yanlışlığını ve yanılgısını çok acı bir şekilde farkedecektir. Yok eğer birey, öncesi ve sonrası olan bir dünyanın, bir Vareden tarafından varediliği temel ilkesine inanıyorsa, sonrası ile birlikte bu dünyada iç huzur, toplumsal barış ve rahatlık içerisinde yaşamanın hem yolu hem de imkanı var olduğunu görecektir. Bu ise açık ve net biçimde öncesi ve sonrası ile dünya ve üzerindekileri kuşatan ve herşeyi Vareden’in çizdiği bir yol, seçtiği bir klavuz ve gönderdiği açıklayıcı belgesindeki, esaslara uyumla ilişkindir. Açıkladığı belgeyi okuyarak, seçtiği klavuzun çizdiği yolu izleyerek hayat sürdürülürse, geçici yolculuk rahatlık ve huzur içerisinde sürüdürülür, sonsuz ve sınırsız olan kalıcı konutlarda mutluluk ve esenliğe kavuşulur. Aksi olursa, yapılanların sadece bu dünyada kaldığına, öbür dünya diye birşeyin olmadığına ve oraya bir şey götürülmeyeceğine inanılıyorsa, varolan o dünyaya gidildiğinde yine kalıcı bir konut elde edilecektir. Ama bu konut, huzurun, rahatın ve özlediğine kavuşmanın değil tam tersine, sözüne sadık kalmamanın cezasının çekileceği kalıcı bir cezaçekme mekanı olacaktır.

Geçici yolculuklarla ulaştığımız kalıcı konaklarımızın, çile ve ızdırap çukuru değil, köşkler ve keşaneler konumunda olması için, o dünya yolculuğunu Vareden’in çizdiği bir yol, seçtiği bir klavuz ve gönderdiği yol gösterici belgesindeki, esaslara ne kadar bağlı ve uyumlu olduğumuza bağlıdır

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...