GURBETTEN HASRETE YOLCULUK 2
Gurbet hasret sıla?
Dünden bugüne bu kelimelerin üzerine bina edilen ne çok yaşanmışlıklar vardır kim bilir. Bütün teknolojik gelişmelere rağmen, çokta fazla eksilen olmuyor her nedense onlarla kurulan cümlelerde.
Ancak eskiden bu kelimelerle kurulan cümleler, mısralar çok daha fazla işliyordu insanların yüreğine sanki.
O yüzden olacak ki; hikâyeler romanlar şiirler, şarkılar, türküler ne kadarda çok bahsederdi onlardan.Bu kelimelerin geçtiği cümleler, mısralar insanlara hüznü, hissi, duygusallığı ve nice iç geçirmeleri getirirdi konuşulduğu zaman her zeminde.
Bu kelimelerle kurulan cümleler genelde aynı şeylerden bahsetse de insanları kendi özelinde ayrı düşünceye sevk etmektedir tabi ki.
Faruk Nafiz Çamlıbel:?Gidiyordum gönlümde gurbeti duya duya,
Ulukışla yolundan orta ana doluya ? diyordu Han duvarları adlı şiirinde. Daha yola çıkarken hasretliğin başlamış olduğu anlaşılıyordu yazılan şiirin bu mısraların da.
Bir başka şair olan Kemalettin Kamu ise; yazdığı ve türkü olarak bestelenmiş bir şiirinde, ;? ben gurbette değilim, gurbet benim içimde diyordu? gurbeti anlattığı şiirinin bir mısraında.
Zamanımızda nerdeyse unutulmuş olan türkü´nün sözleri bu sözlerde terennüm eden hallerin dili, bir başka tesir uyandırdı o zamanlarda dinleyenler tarafından. Her ne kadar değişen zaman beraberinde belli kavramlarda farklılıklar oluştursa da. İnsanoğlunun ne gurbeti nede hasreti hiçbir zaman bitmeden devam edecek görünen o ki!
İnsanoğlunun ne gurbeti ne hasreti ne sıla özlemi bitiyor esasında.
İnsanda hisli duygular ağır basınca efkâr gönül´e, oradan ruha hücum edince, gurbete gitmeden de;? gurbetlik yaşadığı, gurbeti yaşadığı oluyor? elbette.
Oysa bu dünyada gurbet sıladan uzak ta olmak, sıla olamayan başkaların sılalarında da yaşanan yerdir. Yani senin gurbetin bir başkasının sılasıdır aynı zamanda.
Dünya gurbeti böyledir ama aynı zamanda gurbetinde çok çeşitleri vardır. Yaşayan anlayan ve hissedenler için.
Bu dünyada yaşayanlarda aynı zamanda bir gurbette yaşamıyorlar mı hem sonra? Ebedi memleketimiz olan ahret âlemine gidecek olan insan bu dünyanın neresinde olursa olsun o insanda dünya gurbetinde değil midir?
Elbette gurbet bu iki çeşitle bitmiyor. Hem sonra gurbet sadece sıladan ayrılınca da olmuyor bu dünyada.
Geçen yılların geçen ömrün gerisinde kalan sılanın, sılalarında gurbeti var. Yaş geçtikçe? Çocukluk sılası gençlik gurbeti arkasında olurken, gençlik sılası da yaşlılık gurbetinin arkasında duruyor bütün özlemi ile.
Demek ki geçlikte çocukluk, ihtiyarlıkta hem çocukluk hem geçlik sılalarının hasreti ikisi birden var oluyor. Elbette farkında olanlar ve anlayanlar için?
İşte dünya gurbetinde bir gün nasıl olsa sılaya dönüş var. Ancak İşte bu cümleden önce sayılan varlar içerisinde de bu sılalara dönüş yok. O sılalara; akılda, duyguda, gönülde, histe gitmek; akılda yaşamak tan başka çare yok.
İşte o dönülmez zamanların hasretliği olan sılalara hasretlik hep devam edecek bu dünyada yaşandığı sürece. Sadece dünya gurbetinden,? ahir et sılasına? gidildiği, asli memlekete dönüldüğü zaman? Son bulacak o ?dönülemeyen sıla?ya olan hasretlikler.
?Geçmişte şu diye??başlayan ve bu şekillerde kurulan her cümle aslında, kullananın yaşı ve zamanına göre değişiklik gösterse de, netice olarak,? yerine göre çocukluk, yerine göre gençlik, sılalarına dönme arzusun dan ?başka ne olabilir ki?
İşte okudukça göreceksiniz ki,?bu yazı dizisi? bir nevi çocukluk sılasına doğru yapılan/yapılamak istenen bir dönüş serüvenidir. O yıllara orta yaş üzeri gurbetinden, çocukluk sılasına aklıda fikirde yapılan bir nevi sılayı rahimdir.
Haftaya devam edelim inşallah?