reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Üstat Necip Fazıl bu şiiri hangi maksat için yazdı?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir zamanlar çokça izlediğim ama artık eskisi kadar izlemediğim bir televizyon kanalında yayınlanan bir programda, yakınlarda yayınlandığını gördüğüm, ?bir konu? bir hayli dikkatimi çekti. Ancak çok istememekle beraber o konuyu yazmaktan kendimi alamadım.

Öyle zannediyorum o program ve o programda konuşulan konu mutlaka birçok köşe yazarı tarafından da yazı konusu edilir. Hatta günümüz medyasının ne halde olduğunu anlatan, ?ibretlik bir örnek olarak hafızlarda mutlaka kalır.?Hakikaten çok ilginç ve insana pes dedirtecek bir çarpıtma.

Yazıya konu olan meseleyi geçmeden önce bir kere öncelikle şunu söylemiş olayım ki. Benim ne programı yapan insanlarla ve ne de o program da alıntılanan konuşması farklı şekilde çarpıtılan kişi ile uzaktan yakından bir ilgim yok Ne o nu nede onun laflarını çarpıtanlarla bir meselemde yok öncelikle bunun bilinmesini isterim.

Bu açıklamayı yapmamamın nedeni ise malumunuz? Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, ? her türlü söz, kişilerin niyetine göre her tarafa çekile biliyor.? Hatta kasıt varsa, o zaman montaj hadi kelimeye uygunluk boyutu ile şantaj gayet sıradanlaşmış oluyor.

Tabi o konuşmaların çarpıtılmasının sebebi belli, Bir şiirden hatırımda kalan şu mısrada belirtildiği gibi; ?Belikli besbelli ki bu kavga hayli derin.? Evet görünüşte iki kesim arasındaki bir kavga hayli derin. Ha buna iki kesim demem ne kadar doğru onu da sizlerin ferasetinize havale ediyorum.

Neyse işin özüne dönecek olursak. Hepinizin bildiği bir zamanların neredeyse; ?ülkemizin en kutsal kişisi olarak gösterilen!? ancak daha sonra -tabi şu an günümüzde de- ona hakaret etmenin nerdeyse bir vatan borcuna dönüştüğü de,? yine neredeyse herkesçe malum olan ? o kişi?son günlerde yaptığı bir konuşmasında bir şiire ait iki mısra okuyor.

O iki mısra ise şunlar: ?Surdan bir gedik açtık ki mukaddes mi mukaddes; Ey kahpe rüzgâr artık ne yandan esersen es.? İşte sizinde okuduğunuz ve hemen hemen şiirle ilgisi olan herkesin aşağı yukarı bildiği; Üstat Necip Fazıl´a ait olan mısralar, söz konusu olan televizyonun, ?söz konusu programında? öyle bir yorumlanıyor ki adeta küçük dilinizi yutarsınız!

O kanalın sunucusu okunan şiirin mısralarını ekranında yayınlıyor, sonrada bu sözleri söyleyen kişi; ?Surda bir gedik açtık? demekle buradaki, ?sur´un? Diyarbakır´ın Sur ilçesi olduğundan bahisle ?gedik´in de? hendek anlamına geldiğini söyleyerek? O kişinin; ?hali ile? ülkemizde şu anda bütün şiddeti ile devam eden terör belasına arka çıktığına ve taraf olunduğuna dair bir algı oluşturmaya çalışıyor!

O yüzden ?montaj yapılan konuşma programcı tarafından tekrar tekrar ekrana getiriyor. İşin bir diğer ilginç tarafı da; Sunucunun yorumları üzerinden program konuğunun sunucu minvalinde sözlerine devam etmesi!

Gerçekten garip, garip oldu kadarda Tirajı komik bir durum! İnsan bu gibi halleri gördükçe yazmaktan konuşmaktan hakikaten çekiniyor. Şimdi düşünüyorum. Üstat Necip Fazıl bu şiiri hangi maksat için yazdı? Burada bahse konu olan konuşmacı hangi maksat için konuşmasında o şiiri okudu? Onun okuduğu şiir, bahsedilen program yapımcısı tarafından nasıl ve ne şekilde yorumlandı? Yine şair hayatta olsa şiirinin bu deneli farklı amaçlara konu olmasını ister miydi?

Birde olayın başka bir boyutu var ki bence en zoru da o.Bu gibi durumlarda; ? üzerinde algı oluşturulmaya çalışılan kişi/kililer? hakkını arayacak güçte biri olmasa/olmasaydı hali nice olurdu?!!

Her şey gözümüzün önünde oluyor!? Bildiklerimiz ve gördüklerimize rağmen, bizden kendi dedikleri ve bizlere sunulanın; sunulduğu gibi kabul edilmesi isteniyor. Yani nerede ise aklımız ve fikrimiz yok sayılma çalışılıyor. Bu bahsettiğimiz husus belki küçük bir örnek teşkil etmekle beraber, ancak genel anlayış ta; zaman zaman çeşitli şekillerde ortaya çıkan, sergilenen tutum ve davranışlarda burada yapılandan çokta farklı olmuyor.

Belli kesimler tarafından; bir gün geliyor birlerinin yaptığının iyi ve kutsal olarak kabul edilmesi istenirken, çok geçmiyor neredeyse hemen hemen aynı kişiler tarafından bu seferde tam tersi bir tutum sergilenmesi isteniyor. Ha başarılıda olunuyor.

Dün sevmek mecburiyeti insanlarımızın önüne konan kişiler, şimdi olduğu gibi vurun abalıya dönüştürülüyor. Gerçi siz bu ifadenin orijinalinin ne olduğunu daha iyi biliyorsunuz. Allah sonumuzu hayır eyleye!

?Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah´a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah´a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.?Mâide Suresi 8. Ayeti Meali Diyanet Işleri

İyi ve güzel günler dileği ile?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...