reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Tespitçi Dükkânı

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Konuşmalarımızda muhabbet havası, eylediklerimizde coşku ve bereket kalmadı. Hayır, bunu bir tespit olsun diye söylemiyorum.

Zaten oldum olası tespitlerden de haz etmem.

Bir şeyi sabitlemenin adıdır tespit.

Bugünlerde herkes kendi çapında bir tespitçi.

Benim derdim başka.

Bütün yatırımımızı nefret üzerine yaptığımız için midir bilmiyorum o sohbet neşvesini bir türlü yakalayamıyoruz.

İnanmakla sevmek arasında sanki dağlar varmış gibi birinden diğerine giden yolları önyargılarımız ve peşin fikirlerimizle tıkıyoruz.

Saatlerce oturup kalkıyoruz ama birbirimizin gözlerinin içine bakmadan ve yüreğine hiç dokunmadan.

Meclislerin soğukluğu mescitlere de bulaşıyor.

Sohbet sahabe geleneğidir. Muhabbet üzere kurulur sohbet halkaları.

Muhabbetten Muhammed hâsıl olurken sevgi baş gündemimize oturur.

Hepimiz biliriz bunları.

Bilince sanki her şey yaşama konu olmaktan muafiyet kazanıyor gibi kitapların ketum dünyasına çekiliverir.

Kitaplar hayati kavramlarımızın sergilendiği bir müzeye dönüşür o anda.

Tanımlanmamış şeyler bu yüzden daha çok itimat oluşturur insanlar arasında.

Modern zamanlarda bir şeyi tanımladığınızda onu hayattan koparıp kendi tekelinize almış olursunuz.

İlk tanımı yapan o kelimenin kullanım hakkını üzerine almış, ilk tespitte bulunan ise kelimeyi kendi uygun bulduğu bir yere bir daha kalkmamacasına sabitlemiş sayılır.

Aynı dine inanıp aynı kıbleye yöneldiğimiz halde neden anlaşamadığımızı anladınız mı şimdi?

Yaptığımız tespitleri dogmalaştırarak farkında olmadan vahyin önüne geçiriyoruz da ondan!

İyilik yaptığını bilmeden iyilik yapmak, sevdiğini bilmeden sevmek dilin susup fıtratın ve hilkatin konuşmasıdır.

Çoğu şeyler iyi kurulmuş güzel bir cümleye dönüşmezden evvel daha sahih, daha sahici ve daha bir gösterişsizdi.

İnananların bir araya gelmesi kalplerin cem olması demekti.

Şimdilerde müminlerin parçalanmamaları için dağılmamaları gerektiği güzel bir tespitten ibarettir.

Zira bir araya gelmemiş yürekler zaten parçalanmayı bile gerçekleştirmekten acizdir. Yürekleri bir araya cem eden sadece sevgidir. Muhabbet çimentosuyla yoğrulmuş kalpler birbirinden asla kopmazlar.

Maalesef bugün inanan insanların arasına mülkiyet ve menfaat barikatları girmiştir. Önderimizin kalbimizi yoklarcasına işaret ettiği şu hakikatte olduğu gibi. “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.”

Bilmek tespit yapmaya yarar, sevmek hakikati ve hakikat ehlini yurt edinmeye. Bizi cennete ulaştıran ne ise imana kavuşturan da odur.

Küresel ısınma bize sürünmeden uzaktan geçen bir tespit. Asıl bizi derinden etkileyen, merhametin, sevgi ve muhabbetin hayatımızdan hızla uzaklaştığı küresel soğuma.

Su demekle su içmek arasında gidip geliyor hayatımız.

Çok susadığımız halde suya gidip susuz dönüyoruz.

Şairin kendi kendine sorduğu soruyu bir kez de biz tekrarlayalım o halde: “Hayatımız neden konuk bekleyen/ Misafir odaları gibidir./ Üzerine beyaz çarşaf örtülmüş.” (Özcan Ünlü- ‘Hiç Değilse Bugün’)

Bir tür “tespitçi dükkânı” bu dünya, her şey bir noktaya sabitlenmiş.

Siyasetçilerden teorisyenlere, şair ve yazarlardan din adamlarına, felsefecilerden tuhafiyecilere kadar herkes kendi tespitini dünyanın duvarına yapıştırıp bir kenara çekilmiş.

Tespit de tespih gibidir imamesi koptuğunda bütünlüğü kaybolup şirazesi dağılır.

Allah’ın ayaklarını sabit kılmadığı kişiler en parlak tespitlerde de bulunsa kaygan zeminin kurbanı olmaktan kurtulamazlar.

Ey tespit ustası, kelimelere çatılar çatmaktan yaşamaya sıra gelmedi mi hâlâ?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...