GURBETTEN HASRETE YOLCULUK 8
Şair Derdimend´in Çayırı?
Bizim kuşaklar, çocukluktan yaşlılığa doğru adım atarken (attığı zamanlarda?) Turan emminin o günde aynı, bu gün ki gibi;- yaşlı halinde ki gibi-?olduğuna? zihnen şahitlik ederken, kendi şahitliğime kendim inanmakta zorlanacağım.
Orada bir süre durup, Yeni Mahalle Camiinin yan tarafında bulunan;?Şair Derdimend? (Fadime Oflaz) Ninenin çayırındaki çocuklukta geçen gümlerimize döneceğim. Benim, Yeni Mahallede yaşarken çocukluğumun ikinci devresinin geçtiği yer sayılırdı, o çayır.
O çayırda birinci, en birinci, oyunumuz tabi yine futboldu. Benim o çayıra gitmeye başladığım zamanlar genelde, Selvi´ler tarlasında oynanan futbol ekibinin ya futbola olan ilgisinin azalması (veya ortak oyunların ) farklılaşması zamanlarıydı.
Elbette evimizin yan tarafında bulunan çayır tarafı ve Karayolları (Karayolları 165.Şube Şefliğinin) yanında bulunan Selviler´in tarlası benim için aynı olan bir mahallenin iki ayrı oyun alanıydı. İşte ben şu anda zihnen bulunduğum,? Şair Derdimend? Ninenin ailesine ait çayıra bakarken yine o günlere dönecektim.
O çayırın en değişmez simalarından biri; bizim Mahalleli olmasa da? Futbol konusunda hep bizim mahalleli olarak kabul edilmiş olan Mustafa Karataş, Yeni Mahalleli olsa bile bizim oyun alanımıza göre o gün biraz daha uzak sayılan yerde evleri olan Ramazan Bozkurt ne zaman futbol oyunu varsa onlar da hep bizim mahallede, bu çayırda; her zaman bizimle bir ve beraberlerdi.
Ramazan, o yıllardaki takımımız ?Yeni Mahalle Spor´, daha sonra o gün bir ara, isim koyduğumuz ?Kangal İdman Yurdu Sporun´ kalecisi idi.?
O zaman kalede bekliyor olması daha sonra içine çok dert olmuş olacak ki; sonraki yıllarda kaleciliği bırakmış oyuncu olarak, sahanın içerisinde her tarafa koşan, diğer bir ifade ile ?nerde topu görse oraya hücum eden? biri olmuştu. (Bu cümleyi Mustafa yazmış olsa, eminim benim,?hücum eden? diye yazdığım kelimeyi o, ?seğirten? diye yazardı!)
Hatta rivayete göre daha sonra o gün top oynadığı arkadaşları futbol oynadıklarını artık hatırlayamadıkları zamanları yaşıyor olsa da? O hala top peşinde koşmaya devam ediyormuş. Hatta yine bir başka rivayete göre,? halı sahada, kapalı spor salonlarında? takımların kurucusu, o sahaların bugün bile en çok aranan futbolcusu olmaya devam ediyormuş!
Mustafa, yolda yürürken görünen yürüyüşü ve insanlarla normal hayattaki mevcut ilgi ve ilişkisinin ?diyalogunun- aksine, futbol oynarken sahada alabildiğine hırçın, alabildiğine sert ve alabildiğine iddiacı tavırlar sergilerdi.
Normal zamanda gülen, hayata pozitif bakan, hoş görülü olan Mustafa, saha içerisinde her pozisyonda kavga etmeye hazır durumdaydı. Top oynarken arkadaşlarını, dostlarını bırak karşısında ?babası bile olsa(!)? aldırmaz, tanımaz,?diye söylendiği olurdu??
Maç içerisindeki tek diyalogu; ?haydi vur, pas ver, çabuk ol´ diyerek takım arkadaşlarını sürekli motive eden bir hırs ve gayret taşır, aynı zamanda her an; Hakem ve rakip takım oyuncuları ile de ?kavgaya hazır´ bir tavır taşırdı.
Mustafa´nın ayağına giren veya Mustafa´ya çalım atmaya kalkanın,?vay haline idi!? .
Hasan Oflaz, Turan Özer, Mehmet Seyhan, Nurettin ve İsmail Buğra, Nadir Nazik, Enver Fırtına, Kangal´dan henüz çocuk yaşta iken babasının tayini çıkması nedeniyle göçüp giden ve benim ilk çocukluk arkadaşlarımdan olan Yüksel Aktekin. ?Namı diğer Cemil´ (Fener bahçenin ve o dönem milli takımın kaptanı olan Cemil Turana atfedilerek söylenirdi bu isim.)
Mustafa Karataş, Ramazan Bozkurt, Yunus Apaydın, Münir ( ), Metin Erdoğan O çayırın adeta demir başları idiler. Ayrıca Hamit Gürsoy, Erol Albayrak, Bünyamin Akgedik, Harun ve Murat Güngör kardeşler de o çayırın müdavimleri arasındaydılar.
Haftaya devam edelim inşallah?