reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Oy pusulası ile yönümüzü nasıl bulabiliriz?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Hakikat Mi siyaset mi? Elbette ki hakikat.

Halkın terazisinde de yarın Hakk’ın divanında da nasıl siyaset ettiğimizden önce ne ile siyaset ettiğimizden tartılacağız.

Hakikat bir tartılma bilinci ise siyaset bir tartışma biçimidir.

Aramızdaki ihtilaflı meseleleri siyasi bir yaklaşımla ele aldığımız için bir türlü anlaşamıyoruz. Çünkü dilimiz güdük söylemimiz okunaksız.

Çizgimiz yanlış; çünkü elimizdeki cetvel yamuk.

Siyasi ayrışmalar asıl itibariyle mensubiyet ve taraf olmak eksenli kaygılara dayandığından herkesin haklılık mikyası kendine göre oluyor.

Hakikat geldiği yere geri gönderildiği için herkesin tek bir derdi kalıyor: haklı olmak!

Hakikatten bağımsız haklı olmak ne menem bir şeydir?

Karşımızdakini haklı olduğumuza inandırdığımız an mesele kalmıyor.

Siyaset kitleleri doğruluğumuz, gerçekliğimiz, kendisi gibi olduğumuz konusunda ikna etme sanatıdır.

Sanat dediğime bakmayın, o sözün gelişi. Aslına bakarsanız ortada böyle bir şeyin aslı falan yoktur.

Her şey geçici bir süre kalabalıklar nezdinde kendimizi merkeze taşımak için.

Bu manipülasyonu kim hakikatten de bir parça yardım alarak en iyi şekilde hayata geçirirse biz ona siyasi kişilik diyoruz.

Oysa şahsiyet araçlarla değil amaçlarla biçimlenip şekillenir.

Şahsiyetini kurmuş insanlar toplumun çekip çevrilmesi konusunda öncü görevi üstlenirlerse hakikatin istediği şekilde toplumu değiştirmiş, dönüştürmüş olurlar.

Aksi halde kelimenin en yalın haliyle “politikacı”, Türkçe ifadesiyle “çok yüzlü” bir figür haline gelirler.

At bakıcılığından “insan yönetme” sanatına evrilen siyaset aynı zamanda bir gerçeği de ima etmektedir.

Azgın ve vahşi atları terbiye etmekle bir arada yaşayan insanları terbiye etmek arasında göz ardı edilmemesi gereken bir ilişki vardır.

İnsanın vahşileşmesi ve azgınlaşması toplumsal ilişkilerde araya giren menfaat ve mülkiyet sebebiyledir.

Siyaset bir bakıma mülkiyetin ve menfaatin doğasından uzaklaştırdığı insanı ehlileştirme ameliyesidir.

Burada olandan ziyade olması gerekenden bahsediyorum.

Bir toplumda çıkarlar insanlar arasında çatışma unsuru haline gelmişse orada siyasetçilerin uzlaştırma görevi devreye girer.

Zira vahşileşen atları terbiye usullerini vahşi kapitalizmin mikrobunu almış insanlar üzerinde denemek tarih boyunca kullanışlı bir yöntem olarak benimsenmiştir.

İnsan tek başına iken ilm-i hâl (yani içinde bulunduğu hâlin ilmini) yaşar, iki kişi olduğunda insan birbirine muhtaçlığı devreye girer, en azından birbirini sevmek zorunluluğu hisseder.

Üç kişi olunca hesap, kitap, haset, kıskançlık ve yönetme sorunu baş gösterir ki o bu da bir siyasettir.

Asrısaadet ve hülefa-i raşidin dönemi hakikat nurunun insanlığı aydınlattığı dönemdir. Hz. Ebu Bekir’in halife olduğunda halka söylediği, “Eğer yanlışa saparsam beni kılıçlarınızla düzeltiniz!” ifadesi önümüzde çok güzel bir örnektir. Hz. Ebu Bekir’in bu tavrı siyasi değil hakikidir.

Dört halife döneminden sonra İslam tarihinde vuku bulan talihsiz vakalar siyasetin hakikatten bağımsız egemen bir karakter arz etmesinden dolayıdır.

Bugünkü siyasetin de mayasında ne yazık ki hikmet, marifet ve hakikat unsurlarına yer yoktur.

Kalabalıkları şuurlu birlikteliklere dönüştürecek –ihtirastan arınmış- dinamiklere ihtiyaç duymaktadır.

Siyaseti halka hizmet bilenler aynı zamanda halkın da halk edilmiş (yaratılmış) topluluk olduğunu “hak” üzere teslim edenlerdir. Nereye ve kime ait olduğuna karar verememiş olanlar kendilerini seçmen kütüklerinde arayadursun. Kimin yanında yer alacağını kestirememiş olanlar oy pusulasında adreslerini arayadursun.

İyisi mi biz yine hakikatin pusulasına tabi olarak Allah nezdindeki kulluğumuzu güncellemeye devam edelim.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...