CUMHURBAŞKANINI SEÇERKEN
Mevcut anayasamız çerçevesinde cumhurbaşkanı devletin en üst makamıdır, partisizdir, tarafsızdır, devleti gözleyen, organlarıyla da devleti denetleyen biridir. Geçmişte siyasi yönü olsa bile seçildiği andan itibaren her siyasi organa eşit mesafededir ve devletin, yasaların, sistemin yanındadır.
Adaylarımızdan Sayın Erdoğan yukarıdaki özellikleri kabul etmiyor. Seçilirsem yürütmenin başı olacağım, her türlü direktif benden çıkacak, ekonomiye de, yol ihalesine de, atama ve görevlendirmelere de karışırım diyor ve bu minvalde devletin tüm imkanlarıyla meydanlarda algı ve kamu oyu oluşturmaya çalışıyor, yolsuzluk iddiaları için adalete sığınmıyor, o iddialar için mahkemelere de gitmemektedir.
Bir diğer aday Sayın Demirtaş, düne kadar köken temsilciliği üzerinden, kendi politikasını geliştirmiş, mesafe almış, parti adı değiştirerek daha geniş bir çevreden oy alarak güç gösterisi yapmaya çalışmaktadır.
Sayın İhsanoğlu siyaseti bilen, siyasette taraf olmamış, çoklu siyasi organların (6-7 partinin) onayına mazhar olmuş, tarafsız, devleti, dünyayı bilen, tanıyan, devlet ve dünya adına temsilciliklerinde başarılı olmuş, inançlı, yaşamında akçalı işlere bulaşmamış bir bilim adamı, bir denge adamıdır. Ortamlarda bağıran, çağıran değil mantığını, kültürünü kullanan bir yol gösterici, dün söylediği ile çelişmeyen, ülkenin her kurumunun, her milletin saygı duyacağı bir akil adamdır.
Şimdi her vatandaş elini vicdanına koyup, mantığıyla, inançlarının verdiği terbiye çerçevesinde düşünecek. “Birileri üst makama gelirse bana ne düşer mantığıyla değil, benim ülkem nasıl huzura kavuşur, nasıl çevremdeki ülkelerle dostluğum gelişir, ülkemde sadece birileri değil çalışan, layık olan herkes varlığa nasıl ulaşır, ülkenin değerleri nasıl korunur ve bunun sağlanmasında en üst makam tarafsız bir şekilde bunu nasıl becerir.” mantığıyla düşünecek ve etrafını da bilgilendirerek düşüncesini, kararını sağlamlaştıracak. Vatandaş söylemlere değil uygulamalara bakarak karar verecek.
Nereden nereye geldik. Ülkemizin tüm topraklarında 1.5 milyon Suriyeli aç ve sefil dolaşıyor. Sorumlusu kim? Komşularımızdan, Barzani dışında, hepsiyle sorun yaşamaktayız. Irak’ın dağılmasında, Suriye’nin içine düştüğü durumda, Libya’nın dağılmasında büyük katkılarımız oldu. Suriye, Irak, Libya dünkü gücünde olsaydı İsrail Filistin’e bu kadar kolay saldırganlık gösterebilir miydi? Bazı ülkeler İsrail’e bu kadar pervasız desteği gösterebilir miydi?
Şimdi bizim hükümet temsilcileri bağırıp çağırıyor. Güya Filistin’e destek oluyor.
İsrail’in OECD üyeliğini onaylayan kim? İsrail’i korumak için Kürecik’e füze yerleştiren kim?
Atom Enerjisi Kurumunda İsrail’in nükleer kapasitesi var mı, yok mu oylamasında çekimser oy kullanan kim?
Boynunda Yahudi Cesaret Madalyası taşıyan kim?
İsrail’e uçak yakıtı satan, taşıyanlar, İsrail limanlarında Oğul gemicikleri olan kim?
ABD’nin Filistin’e gidemezsin dediği liderimiz kim?
Dün IŞİD ile gönül birliği yapmanın bedeli önümüzde duruyor. 49 Konsolos görevlimiz güya tutsak ve konsolosluk binamız IŞİD’ın karargahı oldu. Ortadoğuya bulaşmak, İsrail’e bulaşmak, bir buçuk milyon Suriyeliyi ülke geneline yaymak bize çoğa mal olacaktır. Kutuluş; bu konuları, bu yöreyi bilen, dünyayı iyi yorumlayan, denge adamı bir akil adamı Cumhurbaşkanı seçmektedir..