reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Afrikalı çocukların ölümünü bekleyen akbabalar!..

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Afrikalı çocukların ölümünü bekleyen akbabalar!..

Serengeti de göç zamanı geldiğinde "sonsuz ovalar"da toz bulutlarını birbirine katan hayvanlar yaşayabilmek için ölümüne bir yolculuğa çıkarlar. Güçlü olan hayatta kalır, güçsüz olan ise acıklı bir şekilde timsahlara, aslanlara, çakallara, sırtlanlara, akbabalara yem olur. Bu döngü, tabiatın kanunu olarak kanıksanır belgesellere konu olan vahşi kareler izlendiğinde...

Bugünlerde Afrika nın Boynuzu daki birçok ülkede yine bir göç, yine gökyüzünü kaplayan toz bulutları hâkim. Fakat bu defa yolcular farklı. Son 60 yılın en kurak ve kıtlık yılını yaşayan bölge insanı, daha önce hiç bir belgeselde izlenmeyen dramıyla yürekleri parçalıyor. "Kara talihli Afrika"nın çocukları âdeta cehennemi yaşıyor. Somali den "umud"a yürüyen yüz binler, nüfusu 500 bini bulan Kenya daki dünyanın en büyük mülteci kampı Dadaab a ulaşmaya çabalıyor. (Somali, Kenya ve Etiyopya daki kamplara yerleşenlerin sayısı 5 milyonu buluyor.)

Coğrafyayı birbirine katan toz bulutları gözlere çivi gibi çakılıyor. Yalın ayaklar âdeta ateş gibi yanan kumlara bata çıka ilerliyor. Anne sırtındaki çocukların açlıktan kemikleri sayılıyor, gözlerine sinekler üşüşüyor. Kendi açlığını, susuzluğunu unutan anneler; boncuk boncuk terleyen, ateş topu gibi yanan yavrularına dönüp dönüp "umud"u fısıldıyor.

Çocuklardan birinin adı Amina... Daha 3 yaşında... Tıpkı yaşadığı kıta gibi; bahtı kara, çapak bağlayan gözü kara... Bir de üstüne üstlük açlık ve susuzluğun buğusu sinmiş üzerine... Kelebekleri kovaladığı günlerin aksine, kaç aydır sinekler üşüşüyor başına. Çöle bir damla nûr yağsa, def edecek belki bütün uğursuzlukları...

Umuda çıkılan yol uzadıkça uzuyor. Açlığının kokusu, ölüm korkusunu bastırıyor. Kum fırtınasının önüne kattığı kalabalıklar arasından bebek feryatları yükseliyor. Sonra aniden bütün vadiyi ölümün sessizliği kaplıyor. Ayakta ve hayatta kalan dermansız dizlerin gölgesi insafsız çölden aman diliyor.

Amina, bütün umutsuzluklara rağmen umudun simgesi olabilmek için yürüyor. Annesi ve kardeşleriyle boş olan midelerini doyurmak, susuzluktan çatlayan dudaklarını kandırmak ve başlarını sokacakları bir barakaya kavuşmak istiyor. Fakat dayanamıyor, açlık ve susuzluk galebe çalıyor. Amina bitkin düşüyor ve yere yığılıyor. Annesinin kucağında, ağlama mecalinden yoksun son nefeslerini verirken bir şeyler mırıldıyor...

"Söyle dünya, insanların kaç kişi?

Kaçı sağır, kaçı kör, kaçı arsız, kaçı erkek, kaçı dişi? / Açlıktan ölmek kaldı mı be şimdi?

Söyle dünya, insanlık kimin işi?"

(Devamı var)

Hayatta kalmayı başarabilenler, uçsuz bucaksız ceset tarlalarının üzerinden seke seke ilerliyor. Bahtı kara analar ayakta kalan diğer çocuklarını avutarak, üzerlerine çevrilmiş namlu ve vahşi hayvanlardan sakınarak hiç durmadan yürüyor.

Belgeseller açlık ve kuraklık sonrası rahmete doyan, toprağı berekete hapseden damlacıklarla biter. Fakat senaryo bu defa çok farklı... Rahmet Afrika nın Boynuzu na 3 yıldır yetişmiyor!.. Aminalar, Yusuflar, Fatmalar, Havvalar, Muhammedler, Hüseyinler açlık ve kıtlığın pençesinde inleyerek can veriyor. Sadece Somali de 3 ay içerisinde 30 bin çocuk öldü, ölmeye de devam ediyor. Hâlâ nefes almaya devam edenler ise can pazarında birkaç yüz dolara gelin edilerek satılıyor!..

Göz göre göre bir nesil yok oluyor.

Sömürgecilikte krallığı kimseye bırakmayan emperyalistler, 1998 yılından beri "bitmek bilmeyen iç savaş"ı kangren gibi her tarafa yaydılar. Ardından bölgenin adım adım sürüklendiği felaketi gizleyerek "Somalili Korsanlar" filmiyle dünyanın gözünü boyadılar. Hele şükür!.. BM ve UNICEF e ihale ettikleri "kıtlık alarmı" kriterlerine nihayet ulaştılar!..

Şimdi ise "yeşil dolarıyla devrim yapanlar", yaşanan trajediye anında müdahale etmek yerine, toplantı üzerine toplantı tertipleyip, timsah gözyaşları döküyor. "Arap Baharı" için bütün propaganda enstrümanlarını seferber eden, milyar dolarlık imkânlarını kullanan "akbabalar" açlığın pençesindeki "Afrika nın Boynuzu"nu birbirine kırdırıyor. Kara kıta can çekişiyor, Hama da, Deyr el-Zor da Esad ın fedaileri kardeş katliamı yapıyor. İnsanlık ölüyor, dünya seyrediyor!..

Ve hâlâ Somali de 7.5, Kenya, Eritre, Sudan, Etiyopya, Uganda ve Cibuti de 12 milyon insan hayata tutunabilmek için "imdat" çığlıklarına karşılık verecek vicdanları bekliyor.

Bir şeyler yapmalı... Yukarıdaki fotoğrafa bir daha, bir daha, bir daha bakarak iftarlar açılmalı... Aylardır orucunu bozamayan bu insanlara bir damla su, bir lokma ekmek, bir püskevit ulaştırabilmenin yolları aranmalı... Dünyanın her yerinden Afrika nın Boynuzu na yardım köprüleri kurulmalı... İnsanlık ölmedi, işte burada "hepimiz Afrikalıyız" diye haykırmalı... Elden bir şey gelmiyorsa, hiç değilse "dualara" iki damla gözyaşı katılmalı...

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...