reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Bir demir, bir yağmur, bir ateş, bir de çocuk..?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir demir, bir yağmur, bir ateş, bir de çocuk..?

Bir demir, duygusuz, hissiz, soğuk, azap gibi. Dokunuyorsun hiçbir ses vermiyor. Umutsuz ve unutuş gibi birşey. Yağmur yağıyor sağanak sağanak, rahmet koşar adım üzerine geliyor, demir içine çekmiyor yağmuru. Yağmursa bira üzgün, biraz pişman, dışından akıp gidiyor. Ondan uzak kalmakla sevinen damlalar, onun dışında bir yerde toplanıyorlar. Derlenip toparlanıyorlar ve damla iken su oluyorlar, su iken sel, sel iken bir güç haline geliyorlar. Akıp gidiyorlar sonsuzluk hissiyle. Bazen bereket oluyor yapıp gidiyorlar, bazen yıkıp gidiyorlar. Demir orada öylece duruyor, ne bereketten nasibi var ne yıkımdan. Ne "ol"uyor, ne de ölüyor.

Sonra günlerden bir gün, demir bir demircinin ocağına düşüyor. Her made, halden anlayanının elinde bir anlam kazanıyor. Her anla, bir anlayanın kalbinde değer kazanıyor. Tohum toprağını arıyor, su tohumu arıyor, üçü bir araya gelince çorak topraklar gülşene dönüyor. Demirci enine boyuna bakıyor evirip çeviriyor, nefes veriyor körüğe, ateşi körüklüyor. Ateş sessiz sesiz yanarken, çığlık çığlık oluyor. Önce hara sonra nara dönüşüyor. Yandıkça yanıyor, bir daha yanıyor. Demir suya baktığı gibi bakıyor ateşe. Ateş onu şenliğe çağırıyor aldırmıyor. Aldırırsa ateş onu içine alacak biliyor.

Demirci gönülsüz demiri ateşe daldırıyor. Ateşin umurunda değil demir geldi diye ne artıyor , ne de eksiliyor. O yanmaya ve yakmaya devam edyor. İçi de bir dışı da bir. Görevi yakmak, yanmayı arzu edene hizmet sunmak. Bu onun ateşinden bir parça eksiltmiyor, ya da artırmıyor. O yanıyor ve yakıyor.

Demir ateşe girince bir süre tereddüt geçiriyor, başka bir aleme girdiğini farkediyor. Önce acı hissediyor, sonra heyecan, sonra tarifsiz duygular. Terliyor, ürküyor, kaçmak istiyor. Bir süre sonra alışıyor, hissetmeye başlıyor, içine işliyor, zerre zerre tadıyor ateşi. Önceki halini terkediyor, sonra terketmeyi de terkediyor. Sonra ateşle hemhal olmayı seçiyor. Kendini ateşin sıcaklığına bırakıyor.Rengi karadan, kırmızıya, sonra beyaza dönmeye başlıyor. Nardan, nura...

Ateş durmuyor, ateş duymuyor, ateşin umurunda değil. Ateşe gelen ve gidenler ateşten birşey eksiltmiyor, ateş olup ya da ateş alıp gidiyorlar...

Demirci demirin "ol"duğuna kanaat getirdiğinde çekiyor ocaktan, örsün üzerine koyuyor artık şekil almaya ve şekle girmeye müsait hale gelmiş demiri örsün üzerinde bir kaç saniye izliyor. Bir çocuk peydah oluyor, dükkanın içinde, kara gözleriyle demire bakıyor, uzatıyor ellerini tutmak istiyor. Uzanıyor ve demirci can havliyle...

- Dokunma yanarsın, diye bir haykırış bırakıyor örsün üstüne.

Demir, masum gözlerde ki merakı, heyecanı ve sonradan oluşan endişeyi bire bir hissediyor. Terliyor, titriyor, ürküyor. Susuyor, susuyor, dağlar gibi susuyor, taşlar gibi susuyor, içinde büyütüyor yanıgnını. Çocuk parmakları yanan elini acıyla geri çekiyor. Dükkandan kaçıp gidiyor. Demirci demire olan öfkesini örsün üzerinde ateş saçan çekiç darbeleriyle çıkarıyor. Demir şekilden şekile, halden hale geçiyor. Demir "ol"uyor, ateş yanıyor, dünya dönüyor, "aşkın bir adı da yanmaktır", diye fısıldıyor demirci sonra körüğe var gücüyle basıyor.Körük koşup da yorulmayan atlar gibi nefes nefese ateşe nefes veriyor..

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...