reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

SEN NE İSEN OSUN

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İnsanlar kendisini anlamakta daima zorluk çekerler. Bazı hallerde de yine kendilerini anlatmakta da aynı güçlüklerle de karşılaşırlar. Bu durumların temel nedeni, insanların eğitimli olmalarının yanında kelime dağarcıklarının az, yetersiz olmasından da kaynaklandığı bir gerçektir. Kelime dağarcıklarının olmasının yanında ifade özürlü olmaları da ayrı bir handikap olarak gözükmektedir. Oysa biz insanlar hep öğrendiklerimizle yetinip, kendi kendimizi yenilemediğimiz müddetçe hep bu şekilde kalırız.

İnsanın kendisi, kendisi için bir derstir. Yeter ki insan kendisini yakından görmesini bilsin. Kendi kendini öğrenebilsin. Kendisi ile uğraşın. Kendisini tanıdığı, araştırdığı oranda kendisi ile uğraşma ve eleştirme erdemine erişebilsin. İnsan beyninin ve ruhunun hiçbir kalıba sığmayan derin bir gücü vardır. Bunu araştırmak, gözlemlemek, bu düşüncenin karanlık dehlizlerinde dolaşmak, detaylara vararak neticede tasvir etmeye çalışmak zor bir iştir. İnsanın kendisini sürekli sorgulaması, tüm davranış ve eylemlerini mercek altına alması, sürekli gözlemlerde bulunması gerekmektedir. İncelemeye dayalı tüm davranış biçimlerini, insanların da kendi üzerinde yapılıyormuş hissinde bulunmalıdır.

Her insanda, insanlığın bütün halleri mevcuttur. Bir insanın kendisini olduğundan pek fazla alçak gönüllü, ya da çok cesur ve cüretkâr göstermesi onun ne mütevazı ve ne de cesur olduğu anlamını göstermez. Bu davranışların kişinin bilgeliğinden, toplumsal ve ailevi eğitimin bir gereğinin tezahüründen ibaret mi olduğu algısı doğmaktadır. Bazen halk arasında "o insan niçin kendisini büyük gösterir bizlere?"derler. Cevaben de" topukları yüksek de ondan" gibi esprili bir yorumlarla, olduğundan fazla görünen insanları değerlendirilir.

İnsan ruhunun büyüklüğü büyük yerlerde değil, gösterişsiz, sade, yerlerde ortaya çıkar. Yüksek makamlarda bulunanların doyumsuz şan, şöhret, mevkii, makam, koltuk sevdasına tutulanların ruhunun büyüklüğü; o makamın yok oluşu ile ortadan kalkar. Büyüklük ömrü oturmuş olduğu makamla eş değerdedir. Amma insanların ruhunun ve kişiliğinin büyüklüğünü, yükseklerde değil de; tüm insanların ne altında ve ne de üstünde oluşudur. Yüzündeki ve gök kubbe altındaki her şey, aynı yasanın ve aynı kaderin buyruğundadır. Doğal olarak bazı ayrılıklar, seviyeler ve dereceler mevcuttur. Buna mukabil yaratılan her varlıkta yaratanın yüzünü görmek inkâr edilmez bir gerçektir.

İnsan keyif ile kederi her an bir arada yaşar. Sevinç ve kederden her hangi birini yaşayan insan bunu ciddiye alıyor, neden ve niçin üzerinde duruyor, çözüm üretiyorsa işte düşünen insan odur. Yani sen ne isen, bilgin ne ise osun. Bunun dışına çıkamazsın.

"DOĞAYA BAKTIĞIMIZDA TÜM CANLILARIN DOĞAL BİR DÜZEN İÇİNDE HAREKET ETTİĞİNİ GÖRÜRÜRZ. İNSANLAR HARİÇ" ÇİÇERO

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...