MADEN FACİASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
"Başımıza ne gelirse cehaletten gelir " diye bir deyimimiz vardır. Acaba gerçekten başımıza gelen son felaket cehaletten mi? Yoksa siyasi çıkarlardan, işveren ahlakından mı ?
Çok yakın tarihimize bakıp birkaç örneği hatırlayalım.
Siyasi çıkar uğruna "Hızlı tren getirdik" görüntüsü vermek için yetersiz alt yapı üzerinde alelacele trene hız kazandırılıp onlarca vatandaşımız kaybedilmedi mi?
İlkokul çocuklarına beslenme proğramı uyguluyoruz propagandası içinde kontrolsüz, menşei belirsiz süt ürünleri verilerek yüzlerce ilkokul çocuğu zehirlenmedi m?
Geri kalmış, sağlık sistemi gelişmemiş, genel sağlık kontrolü, aşılama sistemi olmayan Suriye`den bir milyona varan insanın ülkemizin dört bir tarafına dağılımına göz yumarak, çocuk felci, kızamık, menenjit gibi kökü kazınmış hastalıkları hortlatmadık mı?
Yollar yapıldı, hem de duble! Onlarla öğündük. Ama trafik kazaları, can kayıpları artmadı mı? Araç muayenelerinde getirilen batı standartları kaldırılmadı mı?Sürücü ehliyeti verilmeleri devlet kontrolünden çıkarılmadı mı?
Bu ve buna benzer olaylarda, ölümlerde siyasiler hiç sorumluluk almazlar, her bir olaya bir kulp bularak sorumluluktan kurtulmaya, toplum önünde itibarlarını kurtarmaya çalışırlar.
Soma`daki son olaya bakın. Özelleştirilmiş büyük bir kurum. Özelleştirilen bir kurumda özel teşebbüs daha az harcamayla daha çok kar etmeyi düşünür. Devlet kar etme değil, vatandaşına iş bulmaya, daha fazla insanına iş bulmaya, örnek müesseseler kurmaya, özel teşebbüse örnek kurumlar oluşturmaya çalışır.
Devlet bir kurumu başından atmak için özelleştirmez. Devlet daha hantaldır, özel teşebbüs daha geliştiricidir, daha yenilikçidir, daha sorumluluk içinde çalışır diye düşünülür. Ama bizde özelleştirme yapılınca yapılan ilk iş daha fazla kar için az işçiyle çok iş yaratma hedeflenir. Özelleştirme demek iş yerinden işçi çıkartmak, aileleri yerinden, yurdundan etmek, az parayaişçi çalıştırmak, az yatırım yaparak çok para kazanmaktır. Çevre sağlığı için, çalışanın sağlığı için yapılan harcamalar işveren için sermaye kaybıdır. Devlet özelleştirdiği bir kurumu; elinden çıkmış, başından defetmiş bir durum olarak görürse , bu duyarsızlığın içine düşerse 13Mayıs felaketinin küçüğü büyüğü her zaman olacaktır.
Övünüyoruz ya!" İstanbul`da Anadolu yakasından denizin altına girip Avrupa yakasından çıkıyoruz " diye. Ama bir maden ocağına fazladan dört tane havalandırma bacası, kaçış galerileri, yaşam odaları yapamıyoruz. Olayı örtmek için de " olayın tabiatında vardır " söylemleriyle yüz yıl evvelki Almanya`da, İngiltere`de olan olaylar örnek olarak veriliyor.
Acaba o ülkelerde son 50 (elli ) senedir ölümcül olayların olmadığını söylememek bir maharet mi oluyor?Halkı kandırmaya çalışmak mı oluyor? Halktan gerçekleri saklayarak siyasi itibar kaybından kurtulmak mı isteniyor?