İyi ile çok kötü...
On yaşındaki Seda Nur u hatırlayın. Yedi yaşındaki erkek kardeşi suyla dolu hafriyat çukuruna düşmüştü de, yüzme bilmeyen Seda Nur, hiç düşünmeden, tereddüt bile etmeden hemen suya atlamıştı. Sonuçta, canı pahasına kardeşini kurtarmıştı.
Bu üzücü olayı hatırlatmamın nedeni, Müslüman Türk milletinin iyilik ve merhamet üzerine kurulu olduğudur. İyilik, bize Allah ın bir ilhamıdır. Mizacımızda vardır. On yaşındaki çocuğumuz da böyledir, seksen yaşındaki dedemiz, ninemiz de...
İyilik yapmak için kurulan yardım teşkilatlarımızın sayısına, çalışmalarına bir bakın. Yoksulluk sınırının altında yaşayan nice insanın yardım yaptığına defalarca şahit oldum.
Yoksul Anadolu insanı; dil, din ve ırk ayrımı yapmadan, dünyanın her yerindeki mazlumlara, düşkünlere, gariplere kol kanat germek için çırpınmaktadır.
Biz buna insaniyet diyoruz.
Devletimiz de böyledir. Kızılay ın nerelere gittiğine bir bakın. Ta Haiti ye kadar...
Türkiye nüfusunun ciddi bir kısmının yoksulluk, hatta açlık sınırında yaşadığını düşünürsek, devletimizin bu tutumunu ilk bakışta yadırgayabiliriz. Hatta önce kendi insanınla ilgilensene diye çıkışabiliriz. Ama öyle değil. Hiçbir Türk vatandaşı böyle bir şeyi söylemez. Açlıktan ölür, yine söylemez.
Osmanlı Devleti nin İspanya dan kovulan Yahudilere kucak açması da, iyilik üzerine, insaniyet üzerine kurulu olduğunu gösterir. Atalarımız, Yahudi ırkının ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyor muydu? Tabii ki biliyordu.
Yine, beş yüz sene hüküm sürdüğümüz topraklarda herhangi bir asimilasyon hareketine girişilmemesi, insanlara iyilikle, güzellikle, merhametle yaklaşılması da bu mayadan dolayıdır.
Çarşamba akşamı yaşanan son olaya bir bakalım. İsrail den Türkiye ye gelen ilk iki yaralıdan biri, bildiğiniz gibi İrlanda vatandaşı... Durumu daha ağır olduğu için, Türk yaralılardan biri uçaktan indiriliyor, yerine İrlandalı bindiriliyor.
Tam bir insanlık dersi...
Dikkat ettiyseniz, kimse olumsuz bir şey söylemedi, hatta herkes bu davranıştan dolayı memnun oldu. Yine, Türkiye ye gelmek isteyen yabancı yardım gönüllüleri de, Türk vatandaşları gibi muamele gördü.
Bir İngiltere den, Amerika dan veya herhangi bir Batı ülkesinden böyle bir davranış bekleyemezsiniz. Türklerden de aksini bekleyemezsiniz.
Bana kalırsa, Akdeniz deki karşılaşma, insanlık için çok mühimdi. Bir yanda "İyilik yap, denize at" diyen Türk milleti vardı, diğer yanda da yaralıları bile denize atan Yahudi milleti... Sadece İrlandalı örneğinden yola çıkarak, karşılaşmayı açık ara Türk milletinin, yani insanlığın kazandığını söyleyebiliriz.
İnsanlıktan, insaniyetten nasibini almamış Siyonistlerin sadece bölge ülkelerine değil, dünyaya da huzur vermediği tartışmasız bir gerçektir.
İsrail de yaşayanların çoğu ya katildir ya da katil adayıdır. Seçim sonuçları bile bizlere çok şey söylemektedir. İsrail de cumhurbaşkanı, başbakan olmak için, öncelikle katil olmanız gerekmektedir. Ne kadar çok insan öldürürseniz, o kadar çok oy alırsınız. Rakamlar ortada...
Garip olan şu ki, herkesi de kendileri gibi görüyorlar, biliyorlar.
Biz de "Taşkınlığın sonu şaşkınlıktır" diyoruz. Zaten şaşırmış olan bu lanetli kavmi, Allah ın daha yıkıcı bir şekilde şaşırtması yakındır.