İstiaze-10
İstiaze-10
"Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara, dışında, başkalarında değil unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir ." ¹
İçimizdeki sese ne kadar dikkatimizi veriyoruz? İçimizdeki ses bizlere neler fısıldıyor? Neler empoze etmeye çalışıyor? Neleri önceliyor neleri sonralıyor? Nelere ilgimizi yoğunlaştırıp nelerden ilgimizi uzaklaştırıyor? Neleri önemsetip neleri önemsetmiyor? Ne yapmamızı ve ne yapmamamızı istiyor? Kendimizden zannettiğimiz ve bir önkabulle kabullendiğimiz bu sesi ne derece kritize ediyoruz? İçimizdeki sesi ne kadar eleştiriyoruz? İçimizdeki sese ne kadar karşı durabiliyoruz? İçimizde bir ses olduğunun ne kadar farkındayız? Ağzımızdan çok içimizle konuştuğumuzun ne kadar farkındayız? İçimizdeki sesin bizi şekillendirdiğinin ne kadar farkındayız? İçimizdeki ses bize son bir saat içerisinde neler söyledi, bizi nereye yönlendirmeye çalıştı, bize ne yaptırtmaya çalıştı? Bütün bunların ne kadar farkındayız?
Rabbimiz Kitab-ı Keriminde, insanın içerisinde sürekli bir devinim halinde olan bu sese şöyle dikkat çeker:
Ve lekad halaknel insâne ve nalemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh
Gerçek şu ki, insanı yaratan Biziz ve onun iç benliğinin(nefsinin) ona ne fısıldadığını Biz biliriz. Kaf/16
Nasılki iblisin nefsi kendisine vesvese verdi ve onu Rabbine isyan ettirdi aynen öyle bizimde nefsimiz bize vesvese verip bizi Rabbimize isyan ettirme durumundadır. O halde bizler her şeyden önce kendi ayartıcı iç benliğimize karşı teyakkuzda olmalı onun ürettiği duygu, düşünce, kanaat ve kararlarımızın hepsini uygulamaya koymadan önce onları ilahi kurallara göre kritize etmeliyiz.
Buradan sonra İstiazenin birinci aşaması olan İblis gibi olmaktan Allaha sığınmayı şu başlıklar altında özetleyebiliriz. Şüphesizki bu başlıklar onun temel karekteristik özelliklerini kavramamıza yardımcı olacaktır.
Allahı (c.c.) yaratıcı olarak kabul edip hayatımıza hükmedici olarak kabul etmemekten!
Allahın (c.c.) kimi emirlerini yerine getirip kimi emirlerini yerine getirmemekten!
Allahın (c.c.) kimi yasaklarını çiğnemeyip kimi yasaklarını çiğnemekten!
Allahla (c.c.) aramıza kırmızı çizgiler koymaktan!
Allahı (c.c.) işimize, hesabımıza, kararlarımıza vb. katmamaktan!
Allaha (c.c.) hayatımda şuraya kadar varsın şuradan sonra yoksun der gibi şuraya kadar Senin şuradan sonra nefsimin istekleri geçerli der gibi bir yaşam sürmekten!
Allahın verdiği bedenimizle, imkanlarla, servetimizle, makamımızla vb. kibirlenmekten, bütün bunları kendimizden menkul görmekten!
Herhangi bir konudaki donanımımızla böbürlenmekten!
Kendimizi diğer insanların üzerinde görmekten!
Nefsimizi övmekten!
Hemcinslerimizi aşağılamaktan!
Soyumuzu, sopumuzu, ırkımızı üstünlük ölçüsü olarak benimsemekten!
Allahtan (c.c.) bağımsız bir hayat yaşamaktan!
1400 küsür yıl önce inmiş Kuranın hükümlerinin şu ileri çağda! geçerli olmayacağını savunmak gibi enetellektüel sapkınlıklardan ve daha birçok şeytani anlayış, yaklaşım, dünya görüşü, ideoloji gibi iblisî yapının çağımızdaki ruh ikizlerini tanıyıp hepsinden uzak olmalı ve topyekun olarak hepsinden Allaha sığınmalıyız.
İnşaAllah, devam edecek yazılarımızda iblisten bulaşan bazı başat hastalıklara değineceğiz ve daha sonra istiazenin ikinci aşaması olan "İblisin yönlendirmelerinden Allaha sığınmanın nasıllığına" geçeceğiz.
1 Şemsi Tebrizi Bab-ı Aşk 16.Kural Uğur/Tuna yayınları