reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Cemiyet olarak bir buhran mı geçiriyoruz?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Cemiyet olarak bir buhran mı geçiriyoruz?!?Veya her geçen gün buhrana giden bir mesafeyi mi tüketiyor adımlarımız? Bu gidiş nere, bu yolculuk nereye yönelmektedir dersiniz?... Eğer böyle değilse başka nasıl anlamak gerekir yaşananları?.. Nasıl yorumlamak gerekir cemiyetteki halleri?

Bu bilinen ve görünen ?insan manzaralarının? sizleri hiç düşündürdüğü oluyor mu sahiden? Ya sürekli ekranlardan evlerimize yansıyan boğucu atmosferler nasıl bir çağrışım yaptırmaktadır, İnsanların aklında?

Çarşıda, pazarda görünen- ekseriyetle- insanların yüzleri asıksa... İnsanlarda asabiyet halleri içeren isyana yönelmiş bir sukut´un izleri var sa hal ve davranışlarında?

Tebessümler samimiyetle buluşmazken, görünen o ki; gülmeler de bir neşenin kaynağından fışkırmıyor, besbelli ki; çoğu zaman.

?Ortamlara? uymaya çalışarak atılan zoraki kahkahalar, zannetmiyorum ki içten geliyor olsun?

Güven denen unsur hep den terk etmiş gibi cemiyeti. En yakından başlayarak en uzağa kadar kimsenin kimseye inanmak istemediği gayretler kol geziyor her dilde.

?Evet?, ?öyle?, ?tabi?, ?neden olmasın? diye verilen hiçbir cevap o kelimenin aslına uygun -aslı ile aynı- manayı içermiyor yüreklerde.

Bütün davranışlarda mutluluğunu kaybetmiş bir toplumun izleri fark ediliyor, kolayca anlaşılmakta olan.

Belki en kötüsü; ümitlerini de kaybetmeye başlıyor sanki toplumda fertler, her geçen gün. Bugünü yarından, yarını bu günden ayırt edemez oluyor insanlar bıkmışlığın verdiği güvensizlikle.

? Yarın sanki ne olacak?, bugüne kadar ne oldu ise; ?yine yarında o olacak? diyen bir umursamaz haller kuşatıyor, dört bir yanı.

Bu mu, vaat edilen toplum?... Bunlar mı, dünden daha iyi olacak ?umutlarına? kanal ize edilen insanlar? Bunlar mıdır, görülmesi istenen manzara? Bunlar mı dır, İnsanlara sunulması beklenen hayatlar?

Hangi yanlış hayaller, hangi sahte hülyalar, hangi sanal ayağı yere basmayan yönlendirmeler getirdi bu cemiyeti buralara?... Uçuk, kaçık hangi gerçek dışı hal ve söylemler yöneltti bizi, kendimizi kandırmaya? Temeli bilgiyle yoğrulmamış, dünya ve hayatın gerçeklerine rağmen hangi olmayacak rüyalardan uyandık dersiniz, bu günden düne bakarak?

Bildiğimizle amel etmeyip, her esen rüzgârın önünde bir yaprak misali savrulup gidecek miyiz, bir ömür boyu? Bizim bize ait değerlerimiz olmayacak mı, samimiyetle sarıldığımız? Bizi hiç mi bağlamayacak, İnandığımız değerler?!

Her yeni dönemde, her devirde gerçekten iyi ve güzeli aramaktan mı kaynaklanıyor, kolayca savruluşumuz? Eğer öyleyse; niye hemen ce kendimiz ettik, kendimiz bulduk, diyoruz her seferinde?

Hangi beklentiler, hangi gizli talepler, hangi olmayacak, gerçekleşmeyecek arzular bizleri getirdi buralara dersiniz, düşününce?

Eğer düşünecek olsak; aslında çok rahat buluruz bütün yaşananların cevabını. Öyleyse düşünmeye devam edelim. Küçük bir yönlendirmeyle kendimizin/ kendimize sunduğumuz bu sonuca gelen, garip serüvenimizi.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...