İNSAN MI OLMAK, ADAM MI OLMAK, MÜSLÜMAN MI OLMAK
Birkaç yıldır" buluşamadığım dostlar merhaba"! Allah`ın izniyle bundan böyle sivas360 Gazetesinde kendi köşemde haftalık yazılarıma başlayacağım. İnşallah, siz değerli okuyucularımı mahcup etmeyeceğim. Gerçekleri, doğruları yazmaktan, anlatmaktan asla ve asla vazgeçmeyeceğim. Bu vesile ile sizlere kavuşmanın hazzını yaşıyor, birlikte her hafta buluşmanın hazzını tatmış olacağız.
Hepimiz yeri geldiğinde "ben de insanım "deriz. Amma "adamım"diyemeyiz. Adam olanın erdemli, ahlaklı, dürüst, faziletli olmak gerekliliğini anlayamıyoruz. Ve ya işimize geldiği gibi değerlendiriyor ve yorumluyoruz. Oysa günlük onlarca, yüzlerce, binlerce insanlarla karşılaşır, amma adam gibi adamla sadece üç beş kişi ile buluşuruz. Farkında olmadan, adam sende der geçer gideriz. Aman bana ne der güler ya da teessüf eder yönümüzü başka yöne çevirir yola revan oluruz. İnancın, ahlakın, değer yarılarının üç kuruşluk menfaatler, siyasi, ekonomik çıkarlar uğruna nasıl heba edildiğini idrakinde olmayız. Anlamış olsak ta "adam bana ne" der bu çöküntüyü daha da iğreti hale getirmiş olduğumuzun farkına varamayız.
Bu manevi yıkıntılar, viraneler arasında insanların menfaati uğruna "ihanetleri" nasıl işlediklerini ise görsek de görmemezlikten geliriz. Hakikatlerin bu kokuşmuş topluma anlatmanın güçlüğünü anlamaya çalışmanın da zorluklarını da yaşarsınız. İblis yapılı insanların ikiyüzlülüğünü izah etmenin imkânsızlığını yaşarsınız. Adam kendisine bir inanç kılıfı bulmuş, sözde dini bütün biri gibi olmuş, yemediği haltları kalmamış farkında bile değilsiniz. Lakin iyi insan diyor ve mazbut biri gibi görüyorsunuz. Onun içindeki alçaklıkları, aşağılıkları anlayamıyor, hissedemiyor, göremiyorsunuz. Üstat Necip Fazıl KISAKÜREK` İN Müslüman gençlik için söylediği "GERÇEK MÜSLÜMAN, BEYAZ TEREYAĞIN İÇİNDE BEYAZ KILI SEÇEN İNSANDIR" deyiminin yerine "BU GÜNKÜ MÜSLÜMANLARIN BEYAZ TEREYAĞININ İÇİNDE SİYAH KILI SEÇEMEZ" olmuşlarını anlamanın hüznü içerisinde çaresizliğin aczini yaşıyoruz.
Bu ahlakı çöküşü, din istismarını kamu dairelerinde görmek mümkün. Kamu dairelerinin her bir biriminde onlarca çalışan insanlar vardır. Bu onlarca insanlar arasında mesai hırsızlarını görürsünüz. Utanmadan, arlanmadan, fütursuzca ve şuursuzca çalıştığı kurumda işleri bir ya da birkaç arkadaşının üzerine yıkar, işten kaytarırlar. Akşama kadar birlikte olduğu arkadaşına ihanet eden emek hırsızının, şahsi çıkarı için neler yapacağını bir düşünebiliyor, tahayyül edebiliyor, anlayabiliyor musunuz? Maazallah, Allah bu insanlardan adam gibi adamlardan ırak etsin……
Milli şair Mehmet Akif ERSOY ne güzel söylemiş."NE İRFANDIR AHLAKA VEREN YÜCELİK, NE VİCDANDIR. FAZİLET DUYGUSU İNSANLARDA ALLAH KORKUSUNDANDIR" Bir insanda ego (benlik) kişiliğinin üstünde ise, o insan ruh hastasıdır. Bu tip insanlara aklın, mantığın değil; benliğin esareti altında kıvranan zavallı bir yaratıklar gözü ile bakmak gerekir. En yakın arkadaşlarına, kardeşlerine ve hatta evlatlarına karşı menfaatleri mukabilinde, ihanet düşünürler. Ruhi dengesizlikleri onları öyle bir hale getirir ki kendi kendilerine dahi ters düşerler. Bunların okumuş olmaları, dini bütün gözükmeleri, Allah`tan korkmaları şeklen ve göstermeliktir. Korkmuş olsalardı ihanet yapmazlar, ihanete kalkışmazlar, kul hakkı yemezler, emek hırsızlığı yapmazlar.
Yukarıda belirttiğim hususlara göre: insan mı olmak, adam mı olmak, Müslüman mı olmak istersiniz. Veya insan ve Müslüman, adam ve Müslüman mı olmak istersiniz.
"BEDELİ ÖDENMEZ EMİLEN SÜTÜN,
KUL HAKKI ALLAH HAKKINDAN ÜSTÜN"