ÇINAR AĞACI
Küçük bir hikâye, Ulu bir çınar ın yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki ağaca sarılarak büyümüş, yükselmiş... Nerdeyse ağaçla aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş; Sen kaç yılda bu hale geldin, Çınar 82 yılda demiş, gülmüş kabak; Senin 82 yılda ulaştığın yere ben 2 ayda geldim diye. Derken sonbahar. Havalar soğudukça yapraklarını düşürmeye, aşağı doğru inmeye başlamış kabak. Ve endişeyle sormuş; Ne oluyor bana ağaç, Ölüyorsun, demiş çınar Niçin. ... Benim 82 yılda geldiğim yere, sen 2 ayda gelmeye çalıştığın için. . Bir yere gelebilmek önemli değil, önemli olan o yerde kalıcı olabilmek. Dostlukta böyle değil mi, çınar gibi dost olmalı. Yağmura, soğuğa, insana, çıkar a rağmen, yaprak dökmeden, ilk zorlukta yılmadan. Dostluklar çınar gibi oldukça, insanlar rüzgâr gibi esse ne yapabilir. .."RÜZGAR ESIYORSA BIRAK SÖĞÜT DÜŞÜNSUN, CINARA ZATEN BISEY OLMAZ” saygılar…
ÇINAR AĞACI
Dik duruş sergiler orman aratmaz
Hep yeşil giyinir çınar ağacı
Gölgedir başlara güneş kâr etmez
Yeşile boyanır çınar ağacı
Serpilir yükseğe açılır dalı
Uzanır dünyaya yetişir kolu
Herkese tutulur merhamet eli
Dostluğa soyunur çınar ağacı
Gövdesine çizilir sevginin şekli
Kiminin kalbinde aşk oku ekeli
Dibinden sağlamdır toprağa köklü
Yıllara dayanır çınar ağacı
Güler gül yüzünde gamzeleri var
Büyüktür ülfeti ibretiyle kâr
Oturur altında hep sevdalılar
Çok derde değinir çınar ağacı
Yayılır her yana dünya andırır
Kul Refiki dinler derdin dindirir
Dalların nice kuşlar kondurur
Haliyle öğünür çınar ağacı
REFİK KUTLU 11.09.2014/SİVAS
(KÜL. BAK. HALK. ŞAİRİ)