Şerifenin Gözyaşları
Şerifenin Gözyaşları
Uçağımız beyazlar ülkesinin saçaklarından pamuklar sarkan gökyüzünde süzülürken, aralara serpiştirilmiş bulutlar iki çift gözü resmediyordu. Ölmek üzere olan bir hastanın son isteği gibi, vatanından bir avuç toprak isteyen ve bu isteğini gözyaşlarıyla süsleyen iki çift göz. Almanyanın Hagen bölgesinde iki gün kaldığımız otelden ayrılırken veda edeceğimiz sabah, resepsiyonda bizi tanıdık bir ses karşılıyordu.
- Ayrılıyor musunuz ? önce şaşırıyoruz sonra bizi sabah sabah mahmurluğumuzdan alan bu sesin esmer bir Anadolu kadınına ait olduğunu görünce seviniyoruz.
- Türk müsünüz ?
- Evet
- Nereden?
- Aslen Çorumluyum, eşim Sakaryalı, ancak on dört yıl oldu vatanımı görmeyeli, titrek cümleler arasına birde rica sıkıştırıyor,
- Sizden bir ricam olacak,
- Tabi buyurun
Bir daha buralara gelirseniz bana bir avuç toprak getirirmisiniz Bu cümlenin noktasından sonra hüzün rüzgarı donatıyor etrafı ve isminin Şerife olduğunu öğrendiğimiz bu gurbetçimizin gözyaşları derin efkar rengine boyanmış manzarayı tamamlıyor. Uzun uzun ve derin derin susuyoruz, bir yumruk geliyor ve boğazımıza düğümleniyor. Kimsede söyleyecek söz, konuşacak mecal kalmıyor. Bir yandan gözyaşlarını silerken,
- Hayırlı yolculuklar diye ekliyor hüznün en acıtan sesiyle.
Gökleri sürekli ağlamaklı olan bu şehirde bizim gibi ağlayan birilerini görmek bir yandan sevinç, bir yandan hüzün demekti. Yıllar önce ekmek kapısı diye çantalarını kapıp oraya koşan milyonlarca insanın ardında çokça gözyaşı ve birazda umut kalmış. Şimdilerde yeni nesil, Türkçeyi ve Türkiyeyi unutmuş durumda. Ancak halen Türkiye deyince ağzından bal ve hasret damlarcasına bir Türkiye daha çıkan bir nesil var ki işte o nesil artık son nesil. Onlar ekmek parası kazanıp geri dönmek üzere giden ilk neslin çocukları. Babaları belki bir zamanlar iyi de kazandılar, hatta bir kısmı dönmeyi de başardı. Sonra şartlar değişti, rüzgar tersten esti, bir çoğunu sağa sola savurdu. Geriye kalanlar ya tutunmaya yada unutmaya çalışarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Şerife umudunu kaybetmeyenlerden, kalbi vatan diye atanlardan. Onu vatana bağlayan tek şey sızlayan kalbi ve onunda tek işareti gözyaşları. Peki elden ne gelir, kocaman bir hiç. Onların bu haline oralı bile olmayanlara inat, onlar artık oralı oldular. Gözyaşlarını ekmeklerine katık ettiler ve memleketten gelecek bir avuç toprağı aşkla bekliyorlar. Üçüncü nesle rastlamak mümkün değil, rastlasanız da çok tanıdık gelmiyorlar. İşte onların bir çoğu vatanlarını unuttular ve vatanlarını unutanlar yeni bir vatanında sahibi olamadılar Birinci nesil ekmek diye gitti, ikinci nesil gözyaşlarıyla özlüyor vatanı, üçüncü nesil ?