GURBETTEN HASRETE YOLCULUK 4
Dün?
Günümüzün çocuklarının oyun şekil ve anlayışları çok fazla değişiklik arz ettiği için geçmiş kuşaklardan almadıkları alsa bile devam etme imkânları olmadığı için unutulan birçok değerle beraber??Kangal ırmak? yaşantıları olmasa da yadırgamam.
Bugün var olan birçok şey -eskiden yaşananlara- ihtiyaç bırakmasa da; bu gün var olan her şeye rağmen eskiden yaşanan çok şeylerden habersiz olan bu gününün çocuklarını ve gençlerini çokta şanslı olarak göremem.
Bu gününün imkânlarına bakarak, dün ki imkânsızlığa rağmen ?his ve duygu anlamın da? bu günleri yaşamamış olanlara da üzülmem.
Tabi o günlerden bu günlere teknoloji bu denli ilerlememiş olsaydı, çocukların ve gençlerin ilgi alanları çok fazla da farklılık arz etmezdi. Etse bile bu farklılıkları hayata geçirme imkânı olamazdı. O günlerde henüz ülkemizde televizyon yoktu. Yine o günlerde; Bilgisayar, internet, internet kafeler hayal bile edilmeyen zamanlarda saklıydı.
Hal bu iken o zamanlarda; insanlar emeği ile kazanır kanaatle geçinir, alın teri ile mutlu olmasını çok iyi bilirdi.
Teknolojinin hayatımıza bugün getirdiği faydalarının yanında, günümüz insanına enjekte etmiş olduğu tembelliği haliyle o gün ki insanlara enjekte etme imkânı da yoktu.
Çocukların internet kefelere gitme, Bilgisayarlarda internet dünyasına girme ve televizyonlar karşısında uyuşma, esareti henüz yoktu.
Bu gün mevcut olan kahvehaneler den o gün az sayıda olsa bile, gençlerin öyle kolayca gideceği yerler değildi. O zamanlar kahvelere girme konusunda konan yaş sınırlamalarına hiçte gerek yoktu aslında.
Yaş itibari ile akranlarına göre büyük sayılabilenler ancak amca ve dayıları kahveden çağırmak için gidebilirlerdi. Tabi giderken yolda karşılaştığı amca ve dayılara ifade vermek zorunda kalarak?
Bu gün adı,?mahalle baskısı? diye ifade edilen haller çok konuşuluyor olsa da? O zamanlar o baskıların zirvesinin yaşandığı ve baskı olarak ta adlandırmayan hallerin her gün bir sürü tekrarı ve örnekleri yaşanıyordu oysa.
Kadınların erkeklerin önünden geçmediği, gelinlerin çok küçük bile olsa eşinin erkek kardeşine abi dediği, gelin, kaynana, görüm bir arada yaşadığı ve bu halin başka şekli yokmuş gibi algılandığı zamanlardı o zamanlar.
Horanta denilen, bugün ki aile birey sayısından daha fazla aile fertleri neredeyse bir odaya sığıyor ve bir arada yaşayabiliyordu. Aynı evde.
Bir mahallede oturan memur ayrı kıymetli, öğretmen bir hayli değerli, her konuda saygı hürmet hep üst sınırlardaydı.
Bugün düşündüğüm zaman hürmet mi saygımı korkumu diye çoğunu ayırt edemediğim bir disiplin hükmediyordu o gün cemiyet hayatında bütün insanlara.
İnsanların evlerinde, bahçelerinde, tabi ahırlarında/samanlığında bitmez tükenmez işleri vardı hemen hemen herkesin yapmak zorunda olduğu.
Tarla, buğday/arpa derken? Onları ölçeklerle ölçmek, tarım aletleri olan; Tırpanlar, tırmıklar, dirgenler, yabalar, kalıçlar ve daha nice tarım aletleri ile hemhal olarak onların kullanıldığı fonksiyonel işleri yapmak?
Ot toplamak ,sap toplamak,onları elde bulunan imkanlarla taşımak düven sürmek düven sürene yardım ederken haliyle düvene binmek,sonraları patos´a ot sap atmak?Tüm bunlar o günün çocuklarının şu yada bu şekilde içerisinde bulunduğu bir yerinden tutuğu işler arasındaydı..
Bütün bu işlerin arasında ise çocukluğu yaşamak çocuk olmak ise daha başka meşakkatlerle dolu olurdu. Ama çocuk her zaman çocuktu.
Haftaya devam edelim inşallah?