reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Millî Görüş Lideri Erbakan’ı dinlerken

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

31Mayıs Pazartesi sabahı "hasret"i, kucaklaşmaya dönüştürecek bir kahvaltı toplantısı için Millî Gazete Tesisleri nde buluşuyoruz. Sabahı "hüzün"e doğan bugünün sıkıntılarını yüreklerimizde hissederek her zamankinden daha sıkı sarılıyoruz birbirimize. PKK bir koldan, siyonist İsrail bir koldan vuruyor ciğerparelerimize. Hatay daki Deniz Askeri Üssü müzde 6, Gazze ye yardım götüren "Rotamız Gazze Yükümüz İnsani Yardım Konvoyu"nda 9 canımızın kanı akıtılıyor. Açık açık bir "kıyamet senaryosu" yazılıyor.

Bu atmosferde, masalarımızın başında öylece bekleşiyoruz. Şef garson dahi kendinde değil; bir bardak su ikram ediyor. Biz de sadece iki yudum su ile doyuruyoruz, aç kalmış ruhumuzu taşıyan bedenimizi.

Bekleşiyoruz, sessizce... Ölüm sessizliğinden sonra bize teselli verecek birisini... Ve salondaki sessizliği, Allah ın selâmıyla Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan bozuyor...

Ömrünü haksızlıklara ve siyonizmle mücadeleye adayan insanın simasında umutsuzluğun zerresi yok. Mahzun da değil. Davasındaki haklılığının sebeplerini âdeta dinini tebliğ edercesine bir kez daha sıralamaya başlıyor. Önce TV 5 kanalıyla bütün dünyaya, daha sonra huzurda bulunan medya mensuplarına...

Erbakan hoca, "Başınızı şu pencereden dışarıya uzatıp, şu semavata bir bakınız. Allah, kendisinin yüceliğinin kanıtı olarak bütün âlemi o kadar muhteşem yaratmış ki, ne bir eksik, ne de bir fazla bulabilirsiniz" diyerek çizeceği haritanın uçsuz bucaksız sınırları hakkında ipuçları veriyor.

Nebatatın, hayvanatın ve yaratılmışların en şereflisinin biyolojik evrelerini, maddi ve manevi mânâlarıyla öyle bir güzel resmediyor ki, hayran kalmamak mümkün değil. İnsan, Erbakan hocayı dinlerken mest oluyor. İtiraz melekeleri onun anlattıklarının doğruluğuna mağlup olup, o meclisi terk ediyor.

Erbakan hocanın yaşının ilerlemesine, bir takım illetlerin peşini bırakmamasına rağmen "dinini tebliğ" etmekten asla ödün vermeyeceği, dimağından dudaklarına dökülen cümlelerine sirayet ediyor. "Cihad dinin zirvesidir" diyor, mükemmel bir Allah ın mükemmel bir âlemi yaratmasındaki sırları açıklıyor.

Erbakan hoca, 2.5 milyarlık İslâm âleminin içinde bulunduğu sıkıntıların asıl kaynağının "ümmet şuuru"ndan uzaklaşmasına bağlıyor. 350 yıldır siyonizmin köleleştirdiği Müslüman coğrafyanın tekrar ayağa kalkmasının yolunun "cihad farzı"ndan geçtiğini beyan ediyor. "Cihad edilmeyen yerde İslâm yaşamaz" diyor. Sonra en mühim meseleyi maddeler halinde birbiri ardınca sıralıyor...

Cihad; Kur an da en çok bahsi geçen emir. Cihad; tâkât kesilinceye kadar yapılacak eylem. Cihad; bütün zamanları kaplayan sevda. Cihad; ümmetle edâ edilebilen direniş. Cihad; önce ümmet şuuru, sonra ibadet. Cihad; dinin zirvesi.

Cihad; "ittifak, ihlâs, ittika, ahlâk, ihsan, istişare, itaat, infak, sadaka ve İslâm ın diğer farzlarını yapmak..." gibi hasletleri içinde barındıran bir hayat tarzı.

Erbakan hoca, meseleyi daha vurgulu duymak isteyenlere; "Namaz dinin direği, cihad ise dinin zirvesi" diye tarif ediyor.

Mesele bu kadar basit değil, bu kadar önemli...

Bu noktadan sonra Erbakan hoca sözü "kan ve gözyaşı"ndan beslenen siyonist İsrail e getiriyor. "Narkozlanan Ümmet" uyansın diye...

Demokratur sistemiyle insanları emellerine alet eden "siyonizm"in, sarmalına doladığı ülkelerin medyalarını, bankalarını, millî müesseselerini satın alarak "büyük siyasi tavizler"i nasıl kopardığını ifade ederken yeni bir şeyler daha öğreniyoruz Erbakan hocadan. Fakat off the record...

Türkiye yi yumuşak lokma haline getirmek için Haim Nahum doktrininin taşeron rejisörlere ihale edildiğini belirten Erbakan, bu işbirlikçilerin siyonistlerin tahsildarları gibi çalışarak, milletten topladıkları vergileri faiz olarak nasıl ödediklerini kalem kalem açıklıyor.

Bu taşeronlar hem siyonist İsrail le işbirliği yapıyor, hem de İsrail in kurşunlarına hedef olan masumlar için oturup milletle birlikte ağlıyorlar!..

Nerede İslâmî şuur?..

"One minute" deyip; İsrail i Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü(OECD) ne almakta mı?..

Bizim insanımızın ürettiği heronlar (insansız uçak) dururken; İsrail yapımı için kuyruğa girmekte mi?..

"Sizi tükürüğümüzle boğarız" hamaseti yapıp; siyonistler tarafından hunharca şehid edilen "merhamet ve şevkat yüklümazlumlar"ın hesabını ahirete bırakmakta mı?..

Tehlike her geçen gün büyüyor. Erbakan hoca, Sakallı Hüsnü yü, Ampül Hasan ı ve Kasketli Mehmet i narkozdan uyanmaya davet ederek, bu tehlikenin sonunu yine kendi üslubuyla tarif ediyor: "Ya İsrail e vilayet, ya da Saadet".

Erbakan hocayı dinlerken bir kez daha anlıyoruz ki, bütün meselemiz yanlış içinde olanlara yanlışlarını hatırlatmak. "Kuşun saman dolusunu değil, canlısını anlatmak." Yoksa Süleyman Demirel den ne farkımız kalır ki?..

BAŞSAĞLIĞI

Uzun yıllar birlikte çalıştığımız ve daha sonra İHH nın gönüllü ordusuyla Gazze yollarına düşen bir dostun ismi bugün mutfağımızda yankılanmaya başlayınca hep birlikte dudaklarımızdan "inna lillâhi ve innâ ileyhi raciûn" cümleleri dökülmeye başladı. Şehidler kervanına katılan Cevdet Kılıçlar kardeşimize Allah tan rahmet, bütün İslâm âlemine sabr-ı cemil niyaz ediyoruz.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...