Bahçıvan Tilki
Bahçıvan Tilki
Bu bıyıklarla olmaz diye iç geçirdi, kurnaz bir tilki olduğumu hemen anlarlar. Biraz uçlarından almak lazım en azından insan bıyığına benzesin. Sonra bir şapka uydurmak lazım, birde geniş pantolon işte tamamdır. Çok dikkatli bakmazlarsa insan olmadığımı anlamazlar diye neşeyle gülümsedi karşısındaki aynaya.
Patronun büyük bir bahçesi vardı ve bir bahçıvan arıyordu. Bahçeden daha önemlisi bahçedeki büyük kümeste tavuklar, ördekler, kazlar ve kuşlar besliyordu. Bu hayvanların güvenliği önemliydi . Bu bahçeyi kesinlikle bir tilkiye teslim etmemek gerekiyordu. Bahçıvan tilki tebdili kıyafet ile iş görüşmesine gitmiş, adamın ağzından girmiş, burnundan çıkmış yeminler etmiş tilki olmadığına ve bahçe sahibini ikna etmişti. Geniş pantolonda gizlediği kuyruk ile işe kabul edilmiş ve hemen de işe başlamıştı.
Bahçede kendisine ayrılan kulübede yiyor içiyor, maaşını alıyor, göz ucuyla tavukları, örekleri süzüyor, yan bahçeye gittiğinde oranın bahçıvanı ile sohbetler ediyordu. Günleri eşe ile geçiyor, frenlediği duygularıyla patronun gözüne girmeye çalışıyordu. Hatta patron dindar bir adamdı, sabahları onu namaza kaldırdığı bile oluyordu. Öylesine kaptırmıştı ki kendisini zaman zaman patronun dostlarının bahçelerini bile çekip çeviriyordu. Ama bir sıkıntısı vardı, gece geç saatler olunca dişleri kamaşıyor tilki dostlarıyla uzun sohbetler ediyor, onların bahçedeki tavuk, ördek ve kazlarla ilgili planlarını dinlerken tilkilik duyguları depreşiyordu. Ama arkadaşlarına kendisinin bu işlere şimdilik kaydıyla giremeyeceğini patronun tilki olduğunu anlaması halinde kendisini çifte ile vuracağını anlatıyordu. Ama onların ısrarlarına dayanmayarak bazı geceler bahçe kapısını ve kümes kapısını açık bırakmayı kabul etti. Onlardan ayrılınca vicdan azabı çekiyor ama geçmişteki dostlukları ve hayat tarzı bunu yapmasını emrediyordu. Öylede yaptı. Bazı geceler her iki kapıyı da açık bırakarak dostlarının ziyafet çekmelerine iç geçirerek müsaade etti. Sabah olup ta mevzu anlaşılınca patron ifadesini alıyor kızıyor bağırıyor ve tavuklarımı kim yemiş olabilir diye fikrini soruyordu.
Bahçıvan tilki bütün pişkinliğiyle patronun gözlerinin içine bakmadan ;
- Vallahi ben yemedim efendim, boğazımdan bir lokma bile geçmedi diye de yeminler ediyordu. Hayatta yalan söylemedim ben, diyerek tamamladığı cümlesine iç sesi;
- Doğru söylüyorsun boğazından geçmedi ki, sadece kapıyı açık bıraktın, hem patron kapıyı kim açık bıraktı diye sormuyor ya diye destek oluyordu. Bu bir kelime oyunuydu ve bu oyun tilkinin hoşuna gidiyordu.
Bu oyun artık sık sık tekrarlanır olmuştu. Komşu bahçıvanla bazen dertleşiyorlar o etrafta tilkiler gördüğünü onların tavukları yemiş olabileceklerini söylüyordu. Ama ısrarla içerden destek gelmezse bunu beceremezler diye de ekliyordu. Yan bahçenin bahçıvanı da kendisi gibi geniş pantolon, geniş şapka ve kalın gözlükler takıyordu. İyi anlaşıyorlardı, onun bahçesinde de tavuklar vardı ama kimse o bahçeye girmiyordu.
Yine bir gece tilkiler toplanmışlar ve bahçıvan tilkiye bu defa alem yapacaklarını ve kendisinin de bu aleme katılması gerektiğini söylediler. Hatta tavukları da kendisinin getirmesini istediler. Kıvrandı, büzüldü, sıkıldı ısrarla olmaz dedi. Ama geçmişteki dostluklarını arkadaşlıklarını ve kendisine olan iyiliklerini anlatarak onu ikna ettiler. Ve o gece olan oldu, bahçıvan tilki kümse girdi, tavukları birer ikişer topladı, torbasına doldurdu ve alem yapılacak alana doğru yola çıkmaya hazırlanıyordu. Ve bu gece bu son işim dedi, bu dostlarıma yaptığım son kıyak. Bundan sonra bu işi bırakıp dürüst bir bahçıvan olacağım diye içinden geçiriyordu. Ya birde alışırsan dedi iç sesi. Ve tekrar etti, Ya birde alışırsan.
Tam çıkıyordu kapıyı geriye doğru çekti, bir adımını dışarı attı diğerini çekecekti ki, arkasından büyük bir gürültü koptu. Şırank. Damarları ayaklarına doğru çekildi sanki, büyük bir acı hissetti sonra kuyruk kısmında. Pantolonu giymemişti ve patronun kapının önüne yerleştirdiği kapan kuyruğunu kapmıştı. Diğer tilkiler sabaha kadar bahçıvan tilkiyi beklediler, gelmeyince tilkilik mesleğine ihanet ettiğini düşünerek ayrıldılar. Sabah olunca evin sahibi elinde bir çifteyle kümesin kapısında belirdi. Bahçıvan tilki suçlu gözlerle baktı ve;
- Boğazımdan bir lokma bile geçmedi diyerek yalvaran bir ses tonuyla fısıldadı. Patronun arkasında yan komşunun bahçıvanı duruyordu ve ilk defa pantolon giyinmemişti. Uzun kuyruğunu havaya kaldırmış evin sahibine avını rahat görebilsin diye gölgelik yapıyordu 31012010