reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Kâinatın dirilişi...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Gizli bir el" yine kâinat sahnesini süslüyor; papatyaların, erguvanların, eriklerin tomurcuklarını patlatıyor. Hava, su ve toprak, cemre kokuyor. Nisan yağmurları çiseliyor her şeyin üzerine. Cilalıyor, ölüm uykusundan henüz uyanmışları.

Mavi göğün yerini karanlık bulutlar, parlayan ve ısıtan güneşin yerini ağlayan yağmurlar alıyor. Mutluluk ve hüzün durmaksızın yer değiştiriyor. Bir melâllik üfleniyor hazırlıksız ruhlara. Sancısı fasıla fasıla, fakat doğum sancısı değil; hançer gibi saplanıyor. Dildarı lâl, lâlı teslimiyete mihmandar kılıyor.

Festival başlıyor; tezgâhlar şenleniyor... Cemreler düşüyor, soğuklar kırılıyor, fırtınalar duruluyor, sular vadilere akıyor, kırlangıçlar ve telli turnalar kanat çırpıyor, güneş tepeden bakıyor, nevruz ateşleri yanıyor, böcekler emekliyor, ağaçlar dal sürüyor, çiçekler açıyor derken 7 Nisan da Kırlangıç Fırtınası da geride kalıyor.

Anadan üryan nebâtat, "kün" emrini duyunca yavaş yavaş giyiniyor davetkâr elbisesini. Sarkıtıyor dallarını adem nesli koklasın, doysun ve olsun diye.

Tabiat canlanıyor, insanlık ölüyor hoyratlık ikliminde. Kaprisler, sürprizler, kaoslar ve çelişkiler mucizeleri perdeliyor. Teslimiyet sitarını giyinenler müstesna.

Bunlar da kâinatın sahibinin düzeni. O, öyle arzulamış; düzeni ve düzensizliği bir arada yaratmış. Aya, güneşe, semaya ve nebâtata değişmez emirleriyle hükmederken, insanı üstün kılmak için bir fırsat vermiş. Ruhuna bir cüzi irade, önüne doğru ve eğrilerle dolu bir sermaye koymuş. "Size bağışladıklarımla beni şaşırtın, kudretimi kanıtlayın..." demiş.

Adem in çocukları, "kâlû belâ"dan beri iyilikleriyle de, kötülükleriyle de "yoktan var eden"i şaşırtıyor!.. Yaradanın, en büyük hediyesi "eksiklik fıtratı"nı musibetten nimete çevirenlerle, ihtiraslarının kölesi olup "Rablerine ortak koşanlar"ın yarışı devam ediyor.

365 gün insanlar borçlanıyor kâinata, fakat kâinat alacaklı değil. Çünkü siliniyor bütün borçlar, her bahar yeniden geldiğinde. Cömertlik toprağın altını-üstüne getiriyor, suya, havaya ve her zerreye siniyor. Mükemmele koşanlar arınsın, bahar gibi ölümden uyansın diye...

Her sabah önce baharı müjdeleyen tan yeri ağarıyor ve arkasından binbir çeşit tondaki yemyeşil mucizeler denizi yarılıyor. Gelinliğini giymiş tomurcuklar, sevgilinin üzerine çiselediği gözyaşlarını duvağını açarken farkediyor. Ve sessizce; "kavuştuk" diyor. Sonra; çocuk kokulu rayihalarını esen bâd-ı sâbâ rüzgârlarına bırakıyor. Kâinat şenleniyor.

Papatyalar boy veriyor uçsuz bucaksız meralarda. Asmalar duvarlara tırmanıyor; karların beyazlatamadığı kirli şehirlerde. Eflatunlu erguvanlar, "kan kırmızısı" yediverenler, pencere önlerini süsleyen mor yapraklı fesleğenler mutluluk iksiri saçıyor. Çimen kokuyor, toprağın betondan kaçabilen yerleri. Bûselerle semaya postalanan uçurtmalar, buraklar gibi şaha kalkıyor.

Kırlangıçlar, telli turnalar ağızlarındaki "gül senfonisi"ni poyraza bırakıyor. Okyanuslara düşüyor dürdane, kıtalara düşüyor "gül" oluyor. Kâinat bir kez daha yeniden doğuyor. Yüreğimiz, yüzümüz, gözümüz bahar oluyor.

Bahar, ateşe odun taşıyanların tafrasına inat, bizlere "aşk makamı"nda dirilişi anlat. Lütfen, kelimelerin daha önce hiç yanyana gelmemişlerden olsun...

***

Ölüm fobisi!...

"ÜYESİ bulunduğum Türkiye Gazeteciler Cemiyeti nin toplantılarına fazla iştirak edemesem de, sağolsunlar bizi iyi-kötü cemiyet olaylarından haberdar ediyorlar. Özellikle de yazıişlerinde aynı anda 3-5 kişinin cep telefonundan koro halinde mesaj sesi yükselmişse herkesi bir telaş sarıyor:

-Acaba hangi meslektaşımızı kaybettik!?

Ve matem kokan duygularla mesajı açar açmaz, genellikle korktuğumuz kara haberle karşılaşıyoruz. Rahmet-i Rahman a kavuşan meslektaşımızın ardından rahmet okuyoruz. Cemiyeti de bu hizmetinden dolayı hayırla yâd ediyoruz..." ifadelerini kullanmıştım kaleme aldığım "Cemiyette güzel şeyler de oluyor" başlıklı yazımda.

Fakat edindiğim son bilgilere göre bir çok cemiyet üyesi meslektaşım, bu güzel faaliyetten rahatsız olmuş. "Ölüm haberinin psikolojisini bozduğu" gerekçesiyle mesaj kaydından ismini düşürmüş. Hayat kadar gerçek olan ölümle yüzleşememe fobisine yenik düşen meslektaşlarımın isimlerini burada zikretmeyeceğim. Amma velakin bir gerçeği yineleyeceğim:

"Her nefis ölümü mutlaka tadacaktır." (Âl-i İmrân Sûresi, 185)

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...