reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
14

Sorun çözülmezse, Türkiye çözülecek

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Ölmeden önce yapmanız gereken on şey, yüz şey gibi listeler çok yerde karşınıza çıkar, çıkmıştır.

Yeme, içme, gezme, görme vs. Listelerde hep bunlar olur. İlginç ve anlamlı olan şu ki, biri çıkıp da "ölmeden önce yapılacak bir şey" diye başlık atıp altına "ölmeden önce ölünüz" hadisi şerifini yazmaz.

Şark sorunuyla ilgili konuşanlar ve akla karşı tezler ileri sürenler de biraz bu örneğe benziyor. Her şeyi söylüyor, fakat o bir şeyi söylemiyorlar.

Şark sorunu çözülmezse, Türkiye çözülecek. Artık bunu görmek, kabul etmek gerekiyor.

Osmanlı Devleti Balkan sorununu çözememiş ve İstanbul a kadar geri çekilmek zorunda kalmıştı. Bilindiği gibi, işin içinde dış güçler de vardı.

Birileri bugün benzer senaryoları konuşuyor veya hazırlıyor olabilir. Kimi Sivas a kadar diyor, kimi Ağrı dan İskenderun a kadar kırmızı bir hat çiziyor. Allah muhafaza...

Öte yandan, Şark sorunu, askeri ve ekonomik tedbirlerle, birtakım sosyal düzenlemelerle, ayrıca bazı hak edişleri karşılamakla çözülecek bir sorun değildir. Öyle olsaydı, bugüne değin mutlaka çözülmüş olurdu.

Yetkililer ve yetkisizler her türlü tedbiri masaya yatırıyor, buna rağmen sıkıntıları gideremiyorlar. Demek ki eksik olan bir şeyler var.

Ayrıca, kabul etmek gerekir ki, aradaki uçurum her geçen gün açılıyor. "İki toplum arasındaki" ifadesini ise özellikle kullanmıyor, kullanmak istemiyorum. Azeri kardeşlerimiz için "iki devlet, tek millet" ifadesini kullanabiliriz. Fakat Türkler ile Kürtler "iki millet, tek devlet" ifadesini bile kullanmamalıdır. O derece bir ve beraberiz, bir bütünüz veya öyle olmalıyız.

Şu veya bu taraftan bazı kimseler heyecanlı, ateşli nutuklar atıyor, gerilimi tırmandırıcı veya ayrışmayı teşvik edici demeçler veriyor olabilir. Bunları ciddiye almamalı; ülkemizin ve milletimizin kaderini böyle kimselerin belirlemesine müsaade etmemeliyiz.

Peki, çözüm olarak her şeyi söyleyenlerin söylemedikleri o bir şey ne?

Nurettin Topçu, eserlerinden birinde, "Davamız, İslam ahlakına dayanan bir cemiyet düzeni kurmaktır" der.

Sorunların çözülmesi için, Türklerin ve Kürtlerin tekrar İslamiyet i kabul etmeleri, yeniden Müslüman olmaları şart...

Hep beraber tövbe edecek ve her şeye yeniden başlayacağız.

Ne Batılı ülkelerin önümüze koyduğu birtakım kriterler ne de insan hakları kuruluşlarının yayınladığı bazı raporlar... Acilen ve ihtiyaçtan, tekrar Malazgirt modeline geçmeliyiz. 1071 tarihli Malazgirt Meydan Muharebesine bakıldığında, bu modelin ne olduğu, nasıl işlediği çok iyi görülecektir.

Malazgirt modeli/ruhu sayesinde Anadolu nun kapıları İslamiyet e, kardeşliğe, huzura açılmıştır.

Evet, İslam üzerinden konuşursak, Türk ile Kürt arasında hiçbir fark yoktur. İslam ı dışarıda bırakıp konuşursak, ki öyle yapılıyor, kardeş ile kardeş arasında bile çok sayıda fark vardır.

Bu nasıl bir şeydir böyle: Haçlıların, Rusların, Ermenilerin acımasız saldırılarına birlikte göğüs germiş insanlar, nasıl olur da bu şekilde karşı karşıya gelir?

El cevap: Din kardeşliği yıkılırsa veya yok sayılırsa, gelir.

Durumun vahametini anlamak, merhametin nasıl yok olduğunu görmek için hareketli bölgelere gitmenize veya şehit aileleriyle konuşmanıza gerek yok. İnternete girip bir bakın. Nasıl bir kirli savaşın yaşandığını, insanımızın ne hale geldiğini, toplumsal cinnetin ve düşmanlığın hangi boyutlarda olduğunu tüm çıplaklığıyla göreceksiniz. Mesela arama motoruna "PKK leşleri" veya "terörist leşleri" yazın... Sonra orada gördüklerinizi, okuduklarınızı daha büyük rakamlarla çarpın. Sonuç, herkes ve her kesim için geçerli...

Peki, bin yıllık aziz hatıralara ne oldu?

Demek ki İslam olmazsa, insan da olmuyor, olunamıyor!

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...