reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

“İşaret fişeği”nden sonra şimdi sıra “format”ta

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

“İşaret fişeği”nden sonra şimdi sıra “format”ta

Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Saadet Partisi ne 26 Ekim 2008 de genel başkan seçildiği ilk kongrede "Harun gibi gelip, Karun gibi gitmeyeceğim" sözüyle Türkiye de yaşanan "kokuşma"ya dikkat çekmişti.

Kurtulmuş, ilk günden siyasette izleyeceği yol haritasınının koordinatlarını "maneviyatçılık, yerlilik, özgürlük ve adaletten yana olmak ve anti emperyalist olmak" üzerine kurgulamıştı.

29 Mart yerel seçimlerinde ortaya koyduğu siyasetle "işaret fişeği"ni fırlatan Kurtulmuş, yaklaşan genel seçim öncesi bu defa da çökme tehlikesi ile karşı karşıya bulunan siyasi algıyı "formatlayarak", "Fark var, Saadet var"a yeni bir ivme kazandırma gayretinde.

Kurtulmuş, bu gayretinin dayanak noktalarını da "muktedir siyaset"le temellendiriyor. Saadet Partisi liderinin demokratik açılım, IMF, Mavi Marmara, Anayasa değişikliği konusunda ortaya koyduğu tavır hem iktidar, hem muhalefet partileri, hem de halk tarafından dikkatle izleniyor.

Kamplaşma ve kutuplaşmaya meydan vermeden rotasını iktidar hedefine kilitleyen Kurtulmuş, Saadet Partisi nin bu fırtınalı günlerde "sığınılacak liman" olduğunun altını her fırsatta çiziyor.

Neden?..

Çünkü bugün, bir şehir efsanesi gibi kulaktan kulağa yayılan onbin dolayında yolsuzluk dosyasından bahsediliyor...

Çünkü bugün, "Parlamentoda birbirlerine bağırarak küfretmekle, dağda birbirine kurşun atmak arasında hiçbir fark olmadığı" açık açık ifade ediliyor...

Çünkü bugün, AK Parti nin de, Meclis te grubu bulunan muhalefetin de "popülist" siyaseti karın doyurmuyor...

Çünkü bugün, Türkiye aç.

Neye aç?

Huzura aç...

İşe aç...

Aşa aç...

Onurlu bir duruşa aç...

İşte bu açıdan 11 Temmuz sabahına kadar "Saadet Kongresi"ni pişirecek çok harlı ocaklara ihtiyaç bulunuyor. Medeniyet mücadelesini "asrın idraki"yle tasavvur edebilen argümanları, siyasetteki satranç oyununa dahil etmek gerekiyor.

Türk siyasetinde "reset" artık kurtarmıyor.

Çare; "format" atmakta.

Kurtulmuş, bu "formatı" da "Kongreden İktidara" kongresinde gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Nasıl mı?

Saadet çatısı altında toplayacağı "realist" siyasetçilerle...

Kavganın değil, sağduyunun hâkim olduğu siyasetle...

Laf değil, icraatlarla...

Yeni fikir, söylem ve eylemlerle...

Liste uzun...

Saadet Partisi nin gerçekleştireceği "Kongreden İktidara" yürüyüşü, slogan olmaktan daha ziyade, kendisini de formatlayacağı "yeni bir dönem"in işaretlerini veriyor.

Dün akşam Millî Gazete nin yazar kadrosuyla İstanbul da buluşan Kurtulmuş un anlattıklarından şu çıkıyor:

Türkiye siyaseti, Saadet le yeni bir döneme giriyor...

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...