reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Bir uzaylının analizi...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Önceki günün gecesi, "kafam biraz dağılsın" diye İzzet Günay ın "Şeker Hafiye" filmini seyretmeye başladım; meraklıların bilgisi olsun, Çınar Müzik firması vaktiyle Kemal Film in çektiği siyah-beyaz Türk Yeşilçam klasiklerini DVD ye aktarıp seri halinde piyasaya sürüyor; fevkalâde bir hizmet; fiyatı da ehven, ne bulsam topluyorum.

Film bitti, tam yatacağım, derken "tık tık" diye bir ses balkonun camında. Baktım benim uzaylı arkadaş gelmiş. "Selam-aleykümselam" faslından sonra, "yav" dedi, "kusura bakma, bu münasebetsiz saatte rahatsız etmek istemezdim ama vallahi dilim şişti; uzay aracını, hemen sizin evin üstüne gelen bir yerde stratosfer tabakasına park edip bir uğruyayım, iki çift lâf ederiz diye düşündümdü..."

Evet, doğrusu münasebetsiz bir vakit ama, hatırlarsınız, bu gibi karışık dönemlerde kafayı arık tutmak için hep, Türkiye nin dışardan, hatta uzaydan nasıl göründüğünü merak ederim; uzatmayalım başladık muhabbete, dedi ki:

"Türkiye nin uzaydan nasıl göründüğünü anlatayım sana dostum: Bir Avrupa ülkesi düşün, yargı bir anda iktidar partisinin kapatılmasını, başbakan ile cumhurbaşkanının da siyasetten men edilmesini etsin... Hem de seçimlerde büyük bir zafer kazanmalarının hemen ardından... Türkiye ye hoşgeldiniz..."

-Öyle mi görünüyor hakikaten, diye sordum; "aynen öyle" dedi ve devam etti, "Sizin başbakan ın neo-İslamcı ve Avrupa yanlısı hükümetini devirmek isteyen laik kurumlar bunu yaparken hem meşru hem de meşru olmayan yolları kullanmaya hazır olduklarını gösterdi. Laik kesimin bu çabaları anayasal meşruiyetin incir yaprağıyla gizleniyor olsa da seçimde kazanamayan güçlerin çıplak darbesi anlamına gelmektedir. Ve eğer bu darbe başarıya yaklaşsa bile Türkiye, Avrupa yı unutmalıdır..."

-O kadarını biz de tahmin edebiliyorduk, başka başka?..

-Valla deyim güzel kardeşim, diye kafasının yeşil derisini kaşıdı; "benden duymuş olma, tamamen tarafsız konuşuyorum. Bir defa bu sizin başsavcının açtığı bu davanın hiçbir yararı yoktur. Ve bu bir utançtır. Kıbrıs sorununu çözmek için eli güçlenen ve seçimden büyük bir zaferle ayrılan Erdoğan çok daha büyük bir güce sahip. Ancak bu gücünü Türkiye yi kasıla kasıla dolaşıp popülist konuşmalar yaparak ve türban yasasını çıkarmaya çalışarak kullanmaya çalışıyor.."

-Hmm, dedim, "bu son değerlendirmen, hükümetin hoşuna gitmeyebilir fakat vaziyetimiz uzaydan böyle görünüyorsa yapılacak bir şey yok demektir."

-Durum aynen böyle, dedikten sonra sanki içinde kırmızı bir lamba varmış gibi sivri kulakları yanıp sönmeye başladı, "Kusura bakma dostum, kaptan çağırıyor" dedi. Vedalaştık, çekti gitti.

Dün sabah gazeteleri karıştırıyorum. Baktım gazetelerden biri Financial Times ın son sayısındaki Türkiye yorumunu özetleyip tercüme etmiş, "Yahu ben bu fikirleri bir yerden hatırlıyorum" demeye kalmadı, "vay şerefsiiiz" diye elimi alnıma vurmuşum; bizim uzaylının bana okuduğu maval, meğer Financial Times dan satır satır alıntı değil mi?..

Dün gece yatmadan bu defa aynı seriden Orhan Günşiray abimizin "Mahalleye Gelen Gelin" adlı filmini ikinci kere seyrettim, ardından "yattım sağıma, döndüm soluma, melekler şâhit olsun dinime imânıma" deyip kafayı yastığa vurdum. Bekliyorum ki bizim sahtekâr uzaylı arkadaş gelsin de, kendisine iki satır fırça çekeyim. Nâfile...

Bu sabah iki satırlık e-mektup göndermiş bizim uzaylı, şunları yazmış: "Financial Times ın yorumunu bire bir aktarıp da seni aldattığımı zannetme; önceki gün sana uğramadan bir ara Londra da FT editörü dostlarıma uğramıştım, ayak üstü biraz muhabbet etmiştik. Hem siz nasıl dersiniz, "aklın yolu birdir"; lütfen seni aldattığımı sanma!"

-Hadi ordan kırmızı kulaklı yaratık diye homurdandım.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...