AHLAK
Dikkatimi çeken, toplumun temel taşını oluşturan, genelde yasalarla değil, toplumsal kurallarla ifade edilen uyulması gereken bir kural. Ahlak. Öyle ise bu Ahlak nedir? Ahlaki eylemin amacı var mıdır? Varsa nedir? Toplumca belirlenen, zorla kabul edilen ahlak biçimi insanlar için iyimidir? İnsan özgürlüğünü engellememektedir mi? İnsanlar bu eyleme uyarken ne kadar özgürdür? İnsanların yapısı ya da yapı taşı toplumsal ahlaka uymak zorunda mıdır?
Tüm insanların uyacağı, uyması gereken bir evrensel bir ahlak yasası var mıdır?
Sokrates`e göre ahlak "ahlaki eylemin amacı mutluk, kaynağı ise bilgidir. Bilgi, insanları doğru eyleme, bilgisizlik yanlış eyleme götürür. Bilginin yolunu izleyen erdemli ve mutlu olur" Buna göre bilgili her insan ahlaklı ve erdemli olur. Erdemli ve ahlaklı olmak ise mutluluğun temelini teşkil etmektedir.
Kant`a göre; insan, teorik akıl ve pratik akıl olmak üzere iki ayrı akla sahiptir. Teorik akıl insanların duygusal dünyasının bilgisine ulaştıran olgular âleminin bilgisini edindiğimiz aklımızdır. Pratik akıl ise, numuneler âleminin bilgisine ulaştıran aklımızdır. Kant her ne pahasına olursa olsun insanların ilkelerine sahip olmasını, bu ilkeler doğrultusunda uygun davranışlarda bulunulması gerekliliğini savunmaktadır. Buna göre" öyle davran ki; eylemine ölçü olarak aldığın ilkeyi-HERKES İÇİN GEÇERLİ BİR YASA olarak isteyebilesin. Ve ya
Öyle davran ki; eylemlerinde insan basit bir araç değil-BAŞLI BAŞINA BİR AMAÇ olarak ortaya çıksın."
İndeterministlere ise ahlak," İnsan kendini özgür hissettiği için toplumdaki ahlak yassına özgürce uyar. İnsan ahlakı eylemde tamamen özgürdür" Bunun aksine; Oto deterministler " iradeyi ve ahlaki eylemleri bir kişilik ürünü olarak görür." Buna göre insan, bilgi birikimini zenginleştirerek kişiliğini ve aklını kullanarak özgürleşir. Kişiliği gelişmiş olanlar, gelişmemiş olanlara oranla daha özgürdür. Hedonizm`e göre ahlak;" haz veren her şey iyi, haz vermeyen kötüdür. İnsan sadece kendi yaşadığı hazzı bilir. Başkalarının hazzını bilemez" der. Yani insanın kendi dünyasında ve yaşamındaki mutluluklar ve mutsuzluklar ahlaki anlayışlarına yön verir.
İslam dinine göre ahlak; Allah`ın kelamı Kuran-ı Kerim ve yüce Peygamber efendimizin hayatıdır. O Kuran ahlakı ile" güzel ahlak ile ahlaklandırılmıştır" ve taçlandırılmıştır. Yüce dinimiz; eşitlik, kardeşlik, dayanışma, iyilik, sevgi, saygı, hak, erdem gibi temel kurallara dayanmaktadır. Yaratılmış her varlığa sevgiyle yaklaşmak iyi, sevgisiz yaklaşmak kötüdür. Allah`a duyulan sevgi, muhabbet, ahlak anlayışının dayanağını teşkil etmektedir. İnsan-ı kâmil olan kişiler, âlimler, arifler, zahitler yaratan ile yaratılanı birbirinden farklı göremezler. Görebildiğimiz her nesne yaratanın bir yansımasıdır. Ahlakı, edebi, erdemi, saygıyı, sevgiyi yaratana karşı saygının ifadesi olarak görürler. Yunus`a göre hakikat Hak`tır, Hakkı tanımaktır. Yüce değer; Allah ve Allah`ı tanımaktır. O`na göre evren bir görüntüler, yansımalar alanıdır. Bu yalan âlemde insanı ve yaratılanı sevmek, yaratana yakınlaşmaktır. Bu da nefsi emareyi dizginlemek, ahlaki değerleri yüceltmek ön plana çıkmaktadır. Onun için Yunus;
"DÜNYADAKİ HER YARTIĞA AYNI GÖZLE BAKMAYAN,
DİNİN EVLİYASI OLSA BİLE, GERÇEKTE ASİDİR." Diyerek görüşlerinin özünü açıklamış olur. İşin hakikati de öyle değil mi?