MODA VE TESETTÜR
Moda kelimesi İtalyancadan gelmekte olup değişiklik gereksinimi ile toplum yaşamına giren geçici yenilik anlamında kullanılmaktadır. Tarihsel olarak baktığımızda ise 19. yüzyılın sonlarında özgürlükçü fikirlerin gelişmesiye yaşam tarzlarındaki sürekli değişimin adıdır, moda.
Bilim ve teknikte ciddi bir sıçrayış gösteren Batı bir anda cazibe merkezi haline gelmiş, üçüncü dünya ülkelerine tekniğinin yanında aynı zamanda yaşam tarzını da pazarlamıştır. Satılan her makine beraberinde yeni bir kültürü yanında götürmüştür. Bu durumu ise hızla gelişen iletişim aletleri sinema, tv ve internet izlemiş ve etkileşimi hızlandırmıştır. Batı bu alış verişten de büyük kazançlar sağlamıştır. Daha sonraları Batı teknik pazarlama olmaksızın direkt bir yaşam tarzı olan modayı pazarlamaya başlamıştır. Bunda da gayet başarılı olmuştur. Artık dünyanın her yerinde kot pantolon giyilmeye ve Coca cola içilmeye başlamıştır
İşin diğer boyutunda ise bu durum yerelleşerek Batı harici toplumlarda, bir sınıf moda üretmeye gider sınıflar ise bunu taklit etmeye başlamışlardır.
Moda denince her ne hikmetse aklımıza sadece kıyafetler gelmektedir. Aslında moda insanın hayatında kullandığı her şeyi kapsayan bir olaydır. Hatta bunun içine ölüm dahi katılabilir. Gençler arasında yaygın bir söz olan Bennetton marka tabut olsa da ölsek sözü olayın vehametini, modanın vazgeçilmez bir parçası olan marka düşkünlüğünü gözler önüne sermesi bakımından çarpıcı bir örnektir. Dolayısıyla moda kıyafette olduğu gibi kelimelerde, yemede içmede kısaca her şeyde kendini göstermektedir.
Tesettür ise modanın tam tersi başlangıcı Hazreti Adem ve Havva ya dayanan, fizyolojik ve sosyalolojik gereksinimin daha da ötesinde, Allah ın kullarına emrettiği bir örtünme şeklidir. Bu örtünme şekli Yüce kitabımıza kadın ve erkekte ayrı ayrı bildirilmiş şek ve şüpheye mahâl bırakılmamıştır.
Ülkemize ise moda ve tesettür arasında kalan bayanların bir kısmı tercihini baştan yapmış, bir kısmı ise ikisi arasında garip bir yol bulmaya, nasları zorlayarak yeni çıkışlar üretmeye çalışmışlardır. İşte tesettür anlayışımızdaki temel problem burada başlamıştır. Bu durumda ortaya hem dinî emirlere ve geleneksel bazı törelere karşı gelmek istemeyen, hemde Batılı yaşam tarzlarının oluşturduğu kuvvetli cereyandan kendini koruyamayan bir zümre oraya çıkmıştır.
Aslında tesettür olmayan, giyeni ve göreni aldatan örtünme tarzının ortaya çıkmasına neden olan birçok toplumsal saik sayılabilir. İlk aklımıza gelen Doğu ile Batı arasına hem jeopolitik olarak hem de kültürel olarak sıkışmış bir ülkede yaşıyor olmak. Bir diğeri ise güç ve paranın hakim olduğu düzende, örtünme ihtiyacı hisseden bayanların güç ve zenginliklerini bir şekilde gösterme isteğinden ileri gelmektedir. Bu durumdan bahsederken, kırsal toplumdan kentsel topluma geçişte sosyal hayatın bir parçası olan dindar bayanların tesettürden taviz vermeden zarif giyinme tarzlarıyla karıştırmamak gerekir.
Günümüzde yukarıda bahsettiğimiz modaya uygun tesettür anlayışı sürekli değişen güç ve ihtişamı simgeleyen bir boyut kazanmıştır. Gerek görsel medya gerekse yerel medya gediğimiz çarşı ve pazarlarda boy gösterdikçe hayran kitlesi hızla artmıştır. Bu anlayış giyinmede oldugu gibi zihinlerde de birçok tahribata yol açmaktadır. Göstermelik de olsa bedendeki örtünme zihinlerde tamamen yerini açıklığa bırakmış ve zihinsel tesettür ortadan kalmıştır. Her türlü gayri İslamî hal ve durum mübah hale gelmiştir. Belki bedensel tesettürden daha önemlisi bu zihinlerdeki kirlenmeye kalkan olan tesettürün ortadan kalkmasıdır.
Zihinsel bombardımanın alabildiğine sürdüğü, kültürel deformasyonun ayyuka çıktığı şu günlerde bize düşen görev aslî görev tesettürü Batının süslü oyuncağı olan modanın kucağına bırakmadan, nas olduğu şekliyle nefsimizi ve neslimizi koruma kalkanı olarak bilip ona sımsıkı sarılmak ve asla bırakmamaktır. Vesselam!!!