SEVGİDEN SÖZ EDEMEZLER !
YÜREKLERİ KURAKLAŞMIŞ GÜRUH SEVGİDEN SÖZ EDEMEZ!
TVleri açtığım anda bir o tarafa bir bu tarafa kol gezen utanmazların, arlanmazların, uslanmazların gerçek yüzlerini seyre daldım.
Oluşturulan sanal gündemler!
Bulanık suda balık avlamalar!
Karnı tok, sırtı pek, ensesi kalın bu zalimler aç, susuz ve her gün çöplerden ekmek toplayan mağdur halkı gündemlerine alıp ta düğmeye basacaklar mı diye düşündüm.
Yürekleri yok bunların, sevgiden söz edemezler!
Yürekleri kuraklaşmış bu zavallı güruhun gündeminde faili meçhulleri sonuçlandırmak, kaybolan binlerce çocukları bulmak, son 30 yılda 40 bin vatan evladının geride kalan acılarını dindirmek diye bir dertleri var mıdır diye düşündüm.
Mahkemelerde yığınla oluşan boşanma davalarını azaltmak kimin gündeminde?
Ekonomik yetersizliklerden dolayı amansız hastalıklarla boğuşup hastanelerde rehin bırakılan insanların imdadına kim yetişecek dersiniz?
Başörtülü oldukları için üniversite kapılarından kovulan, imam hatipli olmanın haklı gururunu hiçbir demde doyasıya yaşayamayan, her geçen gün arapsaçına dönen katsayı problemiyle yarınlarını görmekten uzak gözü yaşlı, yüreği yaralı bir neslin ellerinden kim tutacak sizce?
Toplumda yaygınlaşan intihar haberleri, karıkoca arasındaki ihanet senaryolarını en aza indirmek için uykusu kaçanlar ve düğmeye basanlar var mıdır dersiniz?
Salıları sallayan, çarşambayı çarşafa dolayan, cumayı kara ilan ederek düğmeye basan o kırılası eller ülkeyi nasıl bir felaket ve kaosa sürüklediklerinin farkında mı acaba?
Cana kastetmek, hırsızlık, zina, yetimi itip kakmak, gasb etmek, şirk koşmak, ölçü ve tartıda hile yapmak gibi fiiller tüm ilahi dinlerce yasaklanmıştır.
İnsan, fıtratına en uygun olan yaşam biçimini arar. Özgürlük, adalet ve paylaşımı geri plana atan her fikir, her inanış tek mevsimlik iken Beyyine Sur,98/5te rabbimizin vahy ettiği gibi:
İşte budur gerçek (değerli/doğru/devamlı olan) hayat dini! İslamdır.
İnsanların özgürlüklerini elinden alan, adaletten sapan, dağıtırken toplumun tüm kesimlerinin sosyal huzur ve refahını değil de sadece kendini düşünen izmler ve ideolojiler ise Rabbimizin deyimiyle:
İşte onlar halkların başına bela şer odaklarıdır!(Beyyine Sur,98/6)
Yaratılmışların en şerlisi olan bu odaklar tüm imkânlarını seferber etseler bile mutsuz yığınlar ve gözü yaşlı nesillerin çoğalmasına engel olamazlar.
Ha Irakta cana kasteden Amerikalının kurduğu emperyalist düzen, ha Filistin de körpe kuzucukları katleden İsraillinin hizmet ettiği Siyonist sistem, ha Danimarkada bir minareye dahi tahammül gösteremeyip insanların ibadet özgürlüğünü elinden alan liberalist sistem.
Bugün yeryüzünün kuraklaşmasından daha kötü olan şey insanların yüreklerinin kuraklaşmasıdır.
Yürekleri yok bunların, sevgiden söz edemezler!
Faiz, çıplaklık, alkol ve kumar mübtelası olmuş müşrik akıl sahiplerinin işbaşında olduğu küresel emperyalist ve siyonist sistem adeta bir ahtapot gibi her tarafı sarıp sarmalamış ve her an zehrini kusmaya devam etmektedir.
Bugün ise ülke insanımız, yaklaşık 250 yıldan beridir süren bu tür politikaların ve bunların şakşakçılarının elinden kurtulabilmenin mücadelesini vermektedir.
Ey iman edenler! Size karşı düşmanca niyet taşıyanları sırdaş edinmeyin. Onlar sizi yoldan çıkarmak için ellerinden geleni yaparlar. Dört gözle sıkıntıya düşmenizi beklerler. Baksana öfkeleri ağızlarından taşıyor. İçlerindeki kin ise çok daha büyüktür. Eğer düşünürseniz sizlere ayetleri böyle açık açık bildiriyoruz. (Al-i İmran Sur,3/118)
Ülke insanımızı daha özgür kılacak, daha müreffeh bir yaşam sergileyecek ve daha güçlü bir gelecek sağlayacak ekonomik, sosyal, siyasal ve dini yapılanmalara gidilmelidir.
Bu konuda elini taşın altına koyacak ekonomistlere, bürokratlara, politikacılara, toplum bilimcilere, sermayedarlara v.s ihtiyaç vardır.
Küresel emperyalist ve Siyonist güçlerin hegemonyasından kurtulabilmenin elbette bir yolu vardır. Ötekileştirme ve başkalaştırma çabası güden dâhili ve harici bedbahtların bu oyunlarını bozmak için yediden yetmişe herkesin yapabileceği bir şeyler vardır elbette.
Bu ülke meşrep ve mezhep ayrımcılığından, renk, dil, din ve ırk farklılıklarından çok ama çok çekti ve hala da çekmeye devam ediyor.
Bu ülke hepimizindir!
Türk, Kürt, Alevi Sünni, Siyah beyaz, köylü kentli, işçi işveren, doğulu batılı hepimiz aynı gemideyiz. Gemi su alırsa hepimiz batarız.
El birliği, güç birliği ve gönül birliği etmeliyiz.
Yüreklerimizle birbirimize seslenebilmeliyiz. Ki sağ salim gemiyi hedefe vardırabilelim.
Yunus Emreleri, Hacı Bektaşları, Karacaoğlanları, Âşık Veyselleri ayrıştıran bir unsur olarak değil birleştiren bir ruh olarak algılayabilmeliyiz.
Irak, Afganistan ve Pakistan örneğini bir düşünelim. Bu ülkeler temel dinamikleri olan çeşitli unsurları bir arada tutabildiler mi?
Bu ülke halkları güçlüden değil de haklıdan yana tavır alabildiler mi?
Bu ülke idarecileri zalimlerden medet ummak yerine mazlumlarla işbirliğine gidebildiler mi?
Bize bizden gayrı dost yok!sa,
Hepimiz kardeşiz! O halde,
Bu kavga ne diye !