KANGAL`IN ŞENLİK GÜNLERİ
sivas360 Gazetesi nin son sayılarında cirit sporlarıyla ilgili haberleri görünce Kangal da geçmişte kalan, özellikle iki şenlik gününü hatırladım.
Bunlardan biri cirit günleriydi. Kangal çiftçisinin boş zamanına rastlayan güz sonu, kış ve baharın ilk aylarına rastlayan günlerde, Kangal Kaymakamlığının karşısındaki alanda cirit oynanırdı. Cirit atları genelde cirit oynayanlarındı. Yani at sahibi Kangallı çok, at besleyecek gücü olan insan sayısı da çoktu. Tabii o dönemde at binek hayvanı olarak da kullanılıyordu. Cirit sevdiğim bir spordu. Severek izlerdim ve çok da zevk alırdım. Yalnız o dönemde oynanan cirit oyunları sanki daha sportif bir görünümdeydi. Oyunun kaideleri seyredenlerce bilinir ve uyulurdu. Atılan cirit çubukları, bugün televizyonlarda, cirit atma şampiyonalarında gördüğümüz gibi, bir okun seyredişi düzeninde, çok uzaklara süzülerek giderdi. Bir beceri örneğiydi, bir güzellikti. Bunun altında yatan sebep olarak da at ile cirit atanın uyum sağlaması gösterilirdi. Cirit çubuklarının boyu bir buçuk metre civarında, iğde, kızılcık veya benzer ağaç çubuklarından yapıldığını hatırlarım. Onlar önceden cirit için hazırlanmış, gerekli muameleye tutulmuş ağaçlardı. O kadar düzgün çubukları nasıl bulurlardı? Deligazili köyü bu sporda oldukça başarılıydı. Şimdi gördüğüm, televizyonda seyrettiğim yerel cirit oyunlarında; cirit atılmıyor sanki değnek (ağaçtan, kısa el sopası) atılıyor, değnek köteleniyor. Çok tehlikeli olabiliyor, spora da yakışmıyor. Atla insanın uyum içinde yarıştığı, bir becerinin sergilendiği bu sporda, rakibine cirit değil, sopa fırlatmanın ata sporuna yakışmadığını, estik olmadığını belirtmek isterim.
Şenlik günlerinin ikincisi at yarışı günleriydi. Senede bir yapılırdı. Arap atlarının katıldığı, her at yetiştiricinin katılımına açık bir yarıştı. Kurusırtta, şimdiki Köpek Çiftliğinin olduğu alan civarında yapılır ve o geniş alan bir panayır yerine dönerdi.Çünkü sadece Kangallı değil, Sivas ve diğer illerden de katılımlar olurdu. Katılanlar bugünkü futbol taraftarları gibi bir atın tarafı olur, Kangallılar ilçelerinin atını desteklerdi. Benim için başka bir heyecan da bu yarışları genellikle rahmetli babamın idare etmesiydi. Babamın görev almasının, konuya yatkınlığının nedeni kendisinin daha evvel sahip olduğu atların Türkiye genelinde yarışmalara katılmasından dolayıydı.
Bugün Kangal da, yarış atı beslemek bir yana bir inek beslemek bile külfet haline geldi. İlçemizde hayvancılık unutulmaya yüz tuttu. O uçsuz bucaksız meralar, sığırdan yana, koyundan yana, yılkılardan yana sahipsiz, Kangal köpeklerinin sesinden yana da ıssız kaldılar.